YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
İlker Başbuğ ve Ergenekon
17 Nisan 2009 17:30

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, İstanbul'da Harp Akademileri Komutanlığı’nda ''Yıllık değerlendirme konuşması'' yaptı. Başbuğ’un konuşması umumi manada generallerden duymaya alışık olduğumuz sıradan bir konuşma değildi. Belli ki uzun uzadıya çalışılmış tartışılmış ve hesaplanmış dolu dolu bir konuşmaydı. Neredeyse her cümlesi ayrı mesajlar taşıyan bir metindi. Sade ve yoruma ihtiyaç bırakmayacak kadar açıktı. Lafı eğip bükmeden anlatıyordu. Farklı kesimlerden kişilerin kendilerine göre tevil edeceği ifadeler değildi.


Medyanın ve kamuoyunun bir kısmı ondan 13 Nisan’da yapılan Ergenekon operasyonuyla ilgili neler söyleyeceğini beklerken o, yargı sürecinde olan bu konuya hiç temas etmedi. Doğru olan da buydu. Ama tek doğru bu değildi. Konuşmada çok sayıda doğru ve isabetli tespitler vardı. Genelkurmay’ın çok tartışılan ve önemli bir haksızlık ve adaletsizlik olan medyaya akreditasyon uygulamasını İlker Başbuğ, bu toplantıda biraz daha daralttı. Konuşmasında karşılıklı önyargıların varlığına ve bunun yanlışlığına dikkat çekti.  Terörle mücadelede verilen kayıpların rakamlarını açıkladı. Şehitlerimize olan borcumuzu hatırlattı. Teröristin de insan olduğuna ve bunların ailelerinin dramına dikkat çekti.


Demokrasi vurgusu çok baskındı. Laikliği her şeyin önüne koyup demokrasiyi ihmal eden anlayışların aksine ciddi demokrasi vurguları yaptı. Demokrasiye saygının gereği olarak sivil otoriteye bağlılığın altını çizdi.


28 Şubat’ın dinle alay eden ve bütün dindarları irticacı gören ve yok etmeye çalışan sakat yaklaşımının aksine silahlı kuvvetlerin dine olan saygısına, dinin ordumuz için moral kaynağı olduğuna, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin “Peygamber Ocağı” olduğuna dikkat çekti. Mütedeyyin insanlarla dini istismar edenler ayrımını sağlıklı bir şekilde ifade etti. Üstelik bu konuşmayı 28 Şubat’ın Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı’nın önünde yapması da önemli bir ayrıntı idi. Bu konuşma Başbuğ’un kişisel görüşleri değil. Genelkurmay’ın kurumsal görüşleridir. O sebeple önemi çok büyüktür. Konuşmanın akışından bu konuşmanın sözde değil özde bir konuşma olduğu, samimiliği anlaşılıyordu.


İlker Başbuğ’un konuşmasında yer alan ve silahlı kuvvetlerin yeni yaklaşımını ortaya koyan en temel değişimlerden biri ise Atatürk’ten de referans alan “Türkiyelilik” kavramı idi. Muhtemelen ulusalcı kesimlerin İlker Başbuğ’a saldırılarının merkezinde bu kavram öne çıkacaktır. Ama herkesin silahlı kuvvetleri bu noktaya getiren gerçekleri dikkate alması, Genelkurmay Başkanı’nın ne demek istediğini ve haklı olup olmadığını anlamaya çalışmasında fayda var. Ezbere dayalı saikler ve kavramlara dair önyargılarla saldırmak kimseye bir şey kazandırmaz. 


İlker Başbuğ’un konuşmasına, hukuku sınır olarak göstermesi de aslında herkese mesaj niteliğinde idi. Ergenekon davasına girmedi ama Ergenekon yanlılarına dolaylı olarak hukuku referans vererek yol gösterdi.


Ergenekon’un üniversite kanadına yönelik operasyonlar yapıldı. Ergenekon camiası konuyu magazinleştirme ve hafife alma konusunda her yolu deniyor. “Mehmet Haberal’ı gözaltına aldılar. Vah vah ameliyat ettiği hastalar şimdi ne olacak” türünden yorumlar var. Ya da “Türkan Saylan’ın derneği şu kadar öğrenciye burs veriyordu. Polis burs alan öğrencilerin listesini götürdü. Vah vah ne olacak bu öğrencilerin durumu” şeklinde güzellemeler. Öyle bir hava oluşturulmaya çalışılıyor ki, sanki Mehmet Haberal, hastaları ameliyat etmesin diye gözaltına alınmış. Veya Türkan Saylan, fakir öğrencilere burs vermesin diye evinde arama yapılmış. Şimdi bu Ergenekon camiasına sormak gerekiyor: Mehmet Haberal Patalya Otel’de Ergenekon toplantısı yaparken hastaların vizitini kim yapıyordu? Türkan Saylan burs listesini polisten istedi de polis geri vermedi mi? Olayı neden ısrarla çarpıtmaya çalışıyorsunuz? Vatandaşa neden gerçekleri söylemiyorsunuz da magazinleştiriyorsunuz?


Ceza muhakemeleri usulünü daha önce hiç önemsemiyordunuz. Şimdi neden dilinizden düşürmüyorsunuz?


12 Eylül darbecileri, darbe gerekçelerini oluşturmak için üniversiteleri kullanmadılar mı? Sendikaları, dernekleri darbe için yönlendirmediler mi? 2003-2004 ve sonrasında planlanan darbeler için üniversitelerin ve sivil toplum örgütlerinin senaryoda nasıl yer alacağı çarşaf çarşaf ortada değil mi? Tank ve top ateşi kullanılmadı gerekçesi ile 28 Şubat’a “postmodern darbe” adını veren sizler değil misiniz? Demek ki konvansiyonel silahlar kullanılmadan da darbe yapılabiliyormuş. O halde neden ısrarla yalanı tercih ediyorsunuz. Gerçekleri örtmeye çalışıyorsunuz?


Ergenekon camiasına yine sormak gerekiyor: Ergenekon serasında yetişmiş olan Ali Kalkancı’nın sakalı, Müslüm Gündüz’ün bastonu, Fadime Şahin’in para karşılığı dökülen gözyaşları ile darbe yapılır mıydı? Ama yapıldı değil mi? Şimdiki gerekçelerinizi o zaman neden hiç hatırlatmadınız? O zaman yayınlanan kasetlerin montaj olduğunu içinizden hiç söyleyen çıktı mı? Evlerin gece yarıları basılmasının insan haklarına hukuka aykırı olduğuna dair bir tek cümleniz var mıydı o günlerde? Aksine o zaman bütün olup bitenleri abartarak desteklemediniz mi? İnsanları yargısız infazlara tabi tutan manşetler attırmadınız mı? Kendi yazarlarınızı bile bölücü ve terör yandaşı ilan etmediniz mi? Manşetleriniz, komutan emriyle aynı cümlelerle çıkmadı mı?


Bu ülkeye adaleti ve insan haklarını sizler mi öğreteceksiniz. Ülkede laikliği bu yalanlarla mı koruyacaksınız? Atatürkçülüğü ve çağdaşlığı darbeci zihniyetinize kılıf olarak kullanma garabetinden ne zaman vazgeçeceksiniz?


Şimdi Ergenekon’un PKK bağlantısını ortaya koyacak operasyonlar başladı. Muhtemelen Ergenekon camiası bu bağlantılar için de kılıf hazırlamaya şimdiden başlamışlardır.


Ama artık gerçekler tüm çıplaklığı ile ortada. Gözünü kapatan sadece kendine gece eder.


Alper TAN
14.04.2009


İZLEYEMİYORSANIZ TIKLAYIN


Yazarın Önceki Yazıları
ABD gizli belgesi ve Reina saldırısı! 17.01.2017ABD, NATO, Terör ve Cuma Hutbesi! 02.01.2017Batı Savaşı Kaybetti. İstese de İç Savaş Çıkartamaz! 30.12.2016Suriye'de kimlerle savaşıyoruz? 27.12.20162017 ve sonrası neler olabilir? 22.12.2016Bu 'terör' değil, dış saldırıdır 17.12.2016İran, müflis batının Truva atı mı? 16.12.20163. Dünya Savaşının Adı "Terör" 12.12.2016Batı değerleri ve hegomonyası sarsılıyor! 08.12.2016Suriye ABD'ye giriyor 02.12.2016Küresel Düzeni Müslümanlar Kuruyor 29.11.2016Bu NATO'yla ne işimiz kaldı? 26.11.2016Batı batıyor, çözüm kendimizde 23.11.2016Batı'nın sömürge düzeni yıkılıyor 19.11.2016Batı niçin panikte? 15.11.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.