YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Gül ismine nasıl gelindi?
25 Şubat 2008 15:07
Recep Tayip Erdoğan Refah Partisi İstanbul il başkanlığından. Aleyhinde büyük medya kampanyalarına rağmen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına, oradan da hukuk ambalajlı siyasi bir kararla cezaevine girmişti. Siciline giren bu olay 3 Kasım 2002 seçimlerinde milletvekili olmasına da engel olmuştu. Sonra bunlar aşılmış ve 9 Mart 2003 Siirt seçimi ile, daha önce şiir okuduğu için ceza aldığı şehirden arka planını daha sonra tarih kitaplarının yazacağı enteresan bir süreçle önce milletvekili ve ardından da başbakan olmuştu. Muhtar bile olamaz denilen Erdoğan’ın şimdi ise önünde hazır duran bir cumhurbaşkanlığı koltuğu vardı.

Başbakan Erdoğan köşke çıkmayı ciddi ciddi istiyordu. Çünkü şahsı açısından tarihi bir fırsat vardı. Şimdiye kadar Türkiye’de siyaset yapan hiçbir liderin geri çevirmediği bir fırsattı bu. Ama nerdeyse bu kişisel tercihlerin tamamı hayal kırıklığı ve hüsranla sonuçlanmıştı.

Erdoğan geniş çaplı istişareler yaptı. Parti teşkilatlarına, Ak Parti MKYK üyelerine, milletvekillerine danıştı. Köşke çık diyenler oldu. Partinin başında kal diyenler oldu. Erdoğan, “çık” diyenlerin de, “kal” diyenlerin de gerekçelerini gözden geçirdi. ANAR, Pollmark ve Denge gibi kamuoyu araştırma şirketlerine defalarca ve çok geniş çaplı yoklamalar yaptırarak satır satır değerlendirdi. Halkın nabzını tuttu. Bütün bunların neticesinde kendisinin partisinin başında kalması gerektiğine ikna oldu. Çünkü Erdoğan köşke çıktığı takdirde partisi liderlik mücadelesine sahne olup büyük zafiyete uğrayabilirdi. Partide kalarak yeniden güçlü ve tek başına iktidar olma yolunda bir adım attı.

Erdoğan’ın köşke çıkmayacağı netleşmiş, şimdi kimin köşke çıkacağı konusuna yani isim belirlemeye sıra gelmişti. Başbakan en fazla burada zorlandı. Güçlü bir isim mi çıkmalıydı, yoksa sembolik bir isim mi? Söz dinleyen biri mi yoksa liderlik yapacak biri mi?

Bu konularda Erdoğan ailesinin genel kanaati, onun partinin başında kalması yönünde idi. Eşi Emine hanımın da çocuklarının da böyle kalmasının doğru olacağı kanaatinde oldukları belirtiliyor.

Son kararın verilmesinde partiden üç isim etkili oldu. Kısaca belirtmek gerekirse Erdoğan aday olmayacağını ortaya koydu. Abdullah Gül ismi öne çıkmış oldu. Bu noktada Gül sessiz kaldı. Bülent Arınç ise kilit konumdaydı. Onun eğilimi sonucu etkileyecekti.

Aday konusunda bir çok isim havada uçuşurken Başbakan Erdoğan sembolik bir adayı tercih etmiş olmalı ki Arınç’a, bakan Nimet Çubukçu ve Savunma Bakanı Vecdi Gönül arasında bir tercih sundu. Bu isimler milletvekilleri arasında çok benimsenmemekle birlikte açık bir tepkiyle de karşılanmadı. Bu konuda en güçlü ve en net tavrı Meclis Başkanı Bülent
Arınç ortaya koydu. Arınç başbakana sembolik adayları tasvip etmeyeceğini ifade ederek “Eğer köşke siz çıkmayacaksanız, partimizin adayı Abdullah Gül olmalı” tavrını açıkça gösterdi. Bu arada adaylığının rezerv olarak geçerli olduğunu medya ile paylaşmaktan da çekinmedi.
Başbakan Erdoğan, kamuoyuna yansıyan görüşmelerinin dışında çok önemli bir görüşme yaptı.


SONUCU BELİRLEYEN GÖRÜŞME:
Son gece yani 24 Nisan 2007’de saat 01:30’dan 05:30’a kadar çok önemli bir devlet adamıyla 4 saat süren bir görüşme yaptı. Bu görüşmede Türkiye’deki iç ve dış gelişmeler uzun uzun değerlendirildi. Türkiye’nin geleceği açısından cumhurbaşkanının nasıl biri olması gerektiğine dair değerlendirmeler yapıldı. Başbakan Erdoğan taşıdığı bazı endişeleri ortaya koydu. Endişeler giderildi ve kimin cumhurbaşkanı olacağına karar verildi. Güçlü bir aday olarak Abdullah Gül’ün köşke çıkması konusunda mutabakat sağlandı. Bunun üzerine sabaha karşı saat 04:00 sıralarında Dışişleri Bakanı Abdullah Gül de görüşmeye davet edildi. Karar paylaşıldı. Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer de görüşmelerin bir kısmında hazır bulundu. Böylece gece saat: 01:30, 05:30 arasında ikili, üçlü ve dörtlü görüşmeler yapıldı.

Karar netleştikten sonra sabaha karşı başbakan Erdoğan Dengir Mir Mehmet Fırat, Akif Gülle ve Salih Kapusuz’a talimat vererek saat 10:30’da MKYK’nın toplanmasını istedi. Gece verilen karar MKYK toplantısında onaylandı. .. Ve nihayet yapılan Ak Parti Grup Toplantısı’nda Abdullah Gül ismi ilan edildi.

Böylece Başbakan Erdoğan Abdullah Gül ismine böyle meşakkatli bir sürecin ardından karar verdi. Erdoğan’ın süreci kendisi ve partisi açısından başarılı bir şekilde yönettiğini söyleyebiliriz. Erdoğan’ın bu feragatının sandıkta ödüllendirilme ihtimali de çok yüksek. Abdullah Gül ismi kamuoyuna açıklanınca da büyük ölçüde memnuniyetle karşılandı. Ülkemize hayırlı olmasını diliyoruz.
Yazarın Önceki Yazıları
Mübarek beldelerimizi korumak iman meselesidir 25.07.2017Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Dava ve Sırat-ı Müstakim 08.05.2017Artık savunma yok taarruz var! 19.04.2017Bir devrimin ardından.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.