YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
"Füruat" bir konu
28 Ekim 2015 16:55

Bir Holding’e Yargı kararıyla kayyum atanması üzerine abiler ablalar çok bozuldular. “Basın özgürlüğü,” “demokrasi,” “teşebbüs hürriyeti” sloganları havalarda uçuşuyor. Avrupa’dan Amerika’dan Avustralya’dan ayarlanmış mesajlar aktarılıyor.

Hiçbirisi çıkıp da “Ne oldu da biz bu hallere düştük?” “Bizi bu hale kim getirdi?” diye sorgulamıyor. Bütün suçu, günahı hükümete, devlete, havuza yıkmaya kalkışıyorlar.

Himmet toplamak için dini terminoloji kullananlar, kayyum atanınca, holdingi kurtarmak için Batılı kavramlara sarılıp demokrasi ve basın özgürlüğüne sığınıyorlar.

ihsanyilmaz.png

Paralel savcılar, paralel hakimler, paralel polisler gazetecilere operasyon yaptığında “Basın özgürlüğü illegal oluşumların şemsiyesi yapılamaz. Bırakın yargı karar versin” diyorlardı. Loca Efendi’nin holdinglerine Paralel Devlet Yapılanması veya FETÖ iddialarıyla, yargı kararıyla kayyum atanınca “Basın özgürlüğü”nden söz ediyorlar.   

bugunkupur.png

28 Şubat darbecileri ve uzantıları Müslüman kadınların başörtüsünü yasakladığında sokaklara çıkmayan ve Loca Efendi’nin “füruattır” fetvasına sığınarak başını açanlar, holding kurtarmak için sokaklara çıkmaktan zerre kadar imtina etmediler. Başörtüsü “füruat” da holding kurtarmak “farz” mıydı?

basotrulu.png basortuluhdp.png

“Dershaneler kapanırsa Kürt gençler dağa çıkar” diyerek karşı çıkıyorlardı. Dershaneler dönüştürüldü, PKK’nın siyasi uzantıları STV ve Bugün’e, Kanaltürk’e çıktılar.

demirtas-toros.png

İstiklal Savaşı’nda işgalci Fransız askerlerine Maraş’ta ilk kurşunu Sütçü İmam sıkmıştı. Yeni Türkiye’nin istiklal mücadelesine karşı o Fransızlar, İngilizler ve Amerikalılarla beraber ilk kurşunu Paralel örgüt sıktı.

Paralel Yapı'nın üst yönetiminin tamamı yurt dışında yaşıyor. İşin çilesini yurt dışındakilere tetikçilik yapan içerideki mankurtlaştırılmış gariban takım çekiyor. Üstteki adamlar “suçsuzuz, masumuz” diyor; ama gelip mahkemede yargılanıp temize çıkmak istemiyor. Her kaçışın adına “hicret” deniliyor.

12 Eylül’de, 28 Şubat’ta darbecileri yalayan konuşmalar yapanlar, bugün seçilmiş iktidara karşı canavar kesiliyorlar. Paralel örgütün tepesindekiler, tabana, canavarlaşma çağrısı yaparak “Ya siz de canavarlaşacaksınız ya da canavara yem olacaksınız” diyorlar.

mustafayesil.png

Mavi Marmara saldırısı karşısında Ankara’daki hükümete “İsrail otoritesine boyun eğmeliydin” mesajı gönderenler. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin otoritesine kafa tutarak yargı kararıyla kayyum atanmasına direnmeye kalkışıyorlar.

Uluslararası Türkçe Olimpiyatları ile himmet için şov yapanlar, başları sıkıştığında uluslararası merkezlerden medet umarak İngilizce pankart taşıyorlar.

Çok önemli gündem maddeleri varken böyle füruat bir konuda kafa sesimi yazmak istedim.

Öfke gelince mantık savuşurmuş. Allah hepimize akıl, fikir, izan ve iman versin.

Alper TAN

28.10.2015

Yazarın Önceki Yazıları
Krizden fırsat çıkarma vakti 04.10.2017Doğu-Batı savaşında zihinlerin işgali... 21.09.2017Büyük hesaplaşmaya doğru... 18.09.2017Batı dünyası nereye yuvarlanıyor? 04.08.2017Mübarek beldelerimizi korumak iman meselesidir 25.07.2017Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.