YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Fitneye dikkat!
10 Mart 2015 16:36

Türkiye’nin son on yıllık geçmişi keşke mümkün olsa da hızlandırılmış bir video ile on dakikada insanlara gösterilebilseydi. Değişim, dönüşüm, başkalaşma, yabancılaşma, çarpık ittifaklar, lüzumsuz ihtilaflar ve ülkenin nereden nereye nasıl geldiği...

Her seçim öncesinde olduğu gibi sandıktan umudu olmayan siyaset ve toplum kesimleri yine kaos ve kriz senaryolarına sarılıyorlar. Ülkede çıkacak, siyasi, ekonomik veya toplumsal bir kriz, hükümet karşıtı bazı kesimleri neredeyse bayram havasına sokacak. Ne yazık ki bu, hastalıklı bir durum. Ama doktorlar bu hastalığa henüz bir ilaç üretebilmiş değiller.

Uluslararası odaklarla birlikte hareket eden içerdeki iliştirilmiş muhalefet grupları, “Tayyip gitsin de isterse Esad gelsin” noktasındalar. O nedenle “Esad kalırsa Tayyip gider” başlıkları bile attılar. Bir siyasi liderin veya siyasi iktidarın gitmesi için koca ülkeyi yakmayı göze almış durumdalar. Korkunç bir'gözüdönmüşlük' hali içindeler. Ülkeyi ekonomik veya siyasi krize düşürme, toplumsal kriz çıkarma, çeşitli terör gruplarını kışkırtma çabaları dahil her şeyin beklenebileceği bir durum bu...

Geçmiş dönemlerde bunlar oldu. Bunlardan yer yer sonuç da aldılar. O nedenle şimdi de deneyecekler. Deneyebilirler. Ama bunların hiç biri Türkiye’nin geldiği nokta itibariyle çok önemli değil artık. Devletin istihbarat ve güvenlik kurumları bunlarla başa çıkabilir, önleyebilir, etkisini azaltabilir. Şahsen bizi endişelendiren bunlar değil. Ama başka şeylerden endişelenebiliriz. O da fitne ve tefrika.

AK Parti’nin 13 yıllık iktidarı döneminde defalarca denendi bunlar. Fitne çıkarmak için de çok çalışanlar oldu. İçerden ve dışardan yapılan bu girişimler sonuçsuz kaldı. Sonuçsuz kalmasının en önemli sebebi, parti yönetiminin fitneye fırsat vermemesi ve tefrika girişimlerine itibar etmemesiydi. Halkın hükumetten beklediği bazı şeyler gecikse bile hükumetin, vaad ettiği ideallerin arkasında durmasıydı.

AK Parti, statükoya ve statükonun arkasındaki derin yapılara karşı mücadelede büyük başarılar elde etti. Ancak bu konuda kesin bir zaferden henüz söz edemeyiz. 12 Eylül Anayasası yürürlükte iken, yani Yeni Türkiye’nin kitabını yazmadan ilan edilen bir zafer, toplumu gevşemeye sevk edebilir.

Anayasa ve sistem değişikliği çok önemli bir hedef olmalıdır. AK Parti döneminde yönetenler değişti. Ama sistem tüm çarkları ile ayakta duruyor. Böyle bir durumda, yönetenlerin değişmesi halinde bir ayda ülke,“Eski Türkiye’nin” fabrika ayarlarına döndürülebilir. Bu tehlike geçmiş değil.

Önümüzdeki süreçte ülkeye sıkıntı verebilecek en büyük tehdit, ideallerden uzaklaşma, dünyevileşme, kişisel hesaplar ve tefrikadır. Bunun ne korkunç bir tehlike olduğunu, son bir buçuk seneden beri daha net görüyoruz. Son derece masum ve yüce ideallerle oluşmuş ve dünya çapında güç haline gelmiş bir dini cemaatin nasıl korkunç bir örgüte ve ümmete zararlı bir çarka dönüştüğünü izledik. O dini cemaat artık “Terör örgütü” olarak resmi kayıtlara geçti. Bundan herkesin ibret alması gerekir.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun, Erdoğan ile 11. Cumhurbaşkanı Gül’ün, AK Parti yönetimi ile partide 3 dönem milletvekilliği yapmış olanların aralarını açmak maksadıyla çok yoğun bir çaba var. 7 Haziran öncesi ve hatta sonrası bu konuya çok odaklanacaklar.

2007’de Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı seçilmemesi için Çankaya önüne barikat kurmaya çalışanlar, ona etmedikleri küfür ve hakareti bırakmayanlar, şimdilerde Gül’ün mutlaka milletvekili yapılması için çabalıyorlar. 'Gül iyi Erdoğan kötü', 'Gül iyi Davutoğlu kötü' demeye getiriyorlar.

Bu tamamen bir tezgahtır. Tamamen tuzaktır. Hasımlarını çatıştırma, fitne ve tefrika çıkarma gayretidir. Şeytanın bazen soldan bazen sağdan yaklaşmasıdır. 2007’de aynı numarayı Abdullatif Şener’e uyguladılar. Şener’i ayarttılar. Şener kimliğini kaybetti. O kadar kendine yabancılaştı ki İşçi Partili Doğu Perinçek’le katil Beşşar Esad’ın kapısına kadar düştü.

Şimdi hedefte Sayın Gül var. Onunla Tayyip Erdoğan’ı ve AK Parti’yi zafiyete uğratabileceklerini düşünüyorlar. Gül’ü önce AK Parti’den milletvekili seçtirip sonra da partinin yumuşak karnı gibi uğraşacaklarını hesap ediyorlar.

Adı geçenlerin buna fırsat vereceklerini düşünmüyoruz. Ama her zamankinden daha fazla hassas olunması gereken bir süreçteyiz. İnançlarımız ve ülke çıkarları her şeyin üstünde olmalı. Kişisel hesaplar aklımıza bile gelmemeli. Eğer geçmişi unutup, heva ve heveslerimizin tutsağı olursak, Allah’a karşı da millete karşı da bunun hesabını veremeyiz.

Bizim iki sayfada anlatmaya çalıştıklarımızı, merhum Mehmet Akif Ersoy aslında iki mısrada özetliyor.

“Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez.

Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.”

Alper TAN

10.03.2015

Yazarın Önceki Yazıları
ABD gizli belgesi ve Reina saldırısı! 17.01.2017ABD, NATO, Terör ve Cuma Hutbesi! 02.01.2017Batı Savaşı Kaybetti. İstese de İç Savaş Çıkartamaz! 30.12.2016Suriye'de kimlerle savaşıyoruz? 27.12.20162017 ve sonrası neler olabilir? 22.12.2016Bu 'terör' değil, dış saldırıdır 17.12.2016İran, müflis batının Truva atı mı? 16.12.20163. Dünya Savaşının Adı "Terör" 12.12.2016Batı değerleri ve hegomonyası sarsılıyor! 08.12.2016Suriye ABD'ye giriyor 02.12.2016Küresel Düzeni Müslümanlar Kuruyor 29.11.2016Bu NATO'yla ne işimiz kaldı? 26.11.2016Batı batıyor, çözüm kendimizde 23.11.2016Batı'nın sömürge düzeni yıkılıyor 19.11.2016Batı niçin panikte? 15.11.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.