YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Farkında mısınız?
25 Şubat 2008 14:53
Dünya değişiyor. Dünya her zaman, her gün her an değişiyor. İşgaller, esaretler, yalanlar, iftiralar, katliamlar, zulümler, iftiralar, ayrımcılıklar, adaletsizlikler. Bir tarafta bunlar, diğer tarafta uyanışlar, esaretten çıkma çabaları, gerçek hürriyet umutları, dostluk, kardeşlik ve dayanışma emareleri. Yani zalimlerin harabeye çevirdiği medeniyetin enkazında filizlenip, hızla büyümeye başlayan umut fideleri.

Eski Osmanlı coğrafyası, 19. yüz yılın ortalarından itibaren Batı’nın hain planları ile parçalanıp, cetvelle masa başı çizilip oluşturulan haritalar içinde kurulan suni devletlerde yine Batılılarca hep düşmanlık tohumları ekilmişti. Türklere Arap düşmanlığı, Araplara da Türk düşmanlığı enjekte edilmiş suni sınırlarla birbirinden zorla ayrılan topraklarda yaşayan toplumların gönlünde de sınırlar oluşturulmuştu. Bir “böl yönet” yöntemi olan bu durum Sovyetler Birliği’nde de farklı şekillerde uygulanıyordu.

Ortadoğu’da özellikle İngilizler, Fransızlar ve Amerikalıların, zalim, acımasız ve temeli, fitne-fesat stratejisine dayanan politikası, artık iflas etti. Bu iflasla birlikte bölge ülkelerinin gözü açılıyor.

Halep Olimpiyat Stadı’nın açılışında izlediğimiz manzara, bu sınırların ne kadar sahte ve ne kadar kandırmaca olduğunu bir kez daha gösterdi. Halep’teki maç nerdeyse Kadıköy’de yapılan maçtan farksızdı. Suriye’deki Türkiye sevgisi tribünlere de yansımıştı. Türkiye ile Suriye arasında PKK mücadelesinden futbol müsabakasına dönüşen bu değişimi hepimizin iyi okuması gerekir. İki ülke arasındaki sınır, sadece sahte bir çizgiden ibaret. Önemli olan gönüllerdeki sınırlar. Türklerin de diğer bölge halklarının da gönüllerdeki sınırları, sınır geçmek için uygulanan vizeleri kaldırması gerekir. Batı empozesi ile gönüllerde oluşturulan sınırlara döşenen mayınların temizlenmeye başladığını mutlulukla görüyoruz.

Bu olumlu süreci hızlandırabilecek en önemli faktör Türkiye faktörüdür. Bazı önemli devlet kurumlarının ve siyasi iktidarın bu önemli gelişmeleri doğru okuduğu belli. Şimdi sıra medya, iş dünyası, sivil toplumla birlikte değişime ve gelişime direnmeye çalışan YÖK, üniversiteler ve yüksek yargıdaki hakim irade de. En önemlisi ise, -ben çok büyük oranda düzene girdiğini düşünmeme rağmen hala varsa- TSK içinde her olaya sadece “gez, göz, arpacık” bakışından çözüm arayanların da dünyadaki gelişmeleri doğru okumaları gerekir.

Bütün güzel gelişmelere rağmen Türkiye, 2007 yılında hala, “Ay ışığında” “Sarıkız”a aşık maceraperestlerin akılsız senaryolarını konuşuyorsa, bu, ülkemiz için vahim bir zaman kaybıdır. Bu millet ve varsa eğer adalet, bu adamlardan hesap sormalıdır. Eğer bizim adaletimiz garibana hükmediyor, darbeciye sessiz kalıp lütfediyorsa o zaman buna “adalet” diyemeyiz. O adalet, gözü bağlı adalet perisi olamaz, olsa olsa kötü yola düşmüş Adalet hanım olur. Hiç kimse adaleti yıprattığımızı düşünmesin. Adalet mekanizması eğer görevini yapmazsa onun yıpranmak için başka birine ihtiyacı kalmamıştır.

5.4.07
Alper TAN
Yazarın Önceki Yazıları
ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Dava ve Sırat-ı Müstakim 08.05.2017Artık savunma yok taarruz var! 19.04.2017Bir devrimin ardından.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017Dünya alt-üst oluyor! 31.03.2017Monarşik Avrupa'ya demokrasi götüreceğiz 28.03.2017Batı medeniyetinin çöküşüne hazır olun 22.03.2017Haçlı birliğine karşı hilal birliği 15.03.2017Avrupa niçin düşmanlıkta yarışıyor? 10.03.2017Niçin "hayır" demeliyiz! İşte sebepler.. 06.03.2017Aslında "kimler rahatsız" 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.