YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Faili meçhul!
19 Aralık 2011 13:50

Başbakan Erdoğan’ın Dersim katliamının resmi belgelerinden bazılarını açıklamasıyla Cumhuriyet döneminin karanlık sayfalarının artık aydınlanmaya başlayacağına dair umutlar artmaya başladı. Şimdi faili meçhuller gündemde.
 
Türkiye’de, 1957’den 1990’a kadar geçen 33 yıllık sürede olan faili meçhul  cinayet sayısının 29 000 civarında olduğu ifade ediliyor. Yani Adnan Menderes’e 27 Mayıs darbesi indirilmeden 3 sene öncesi faili meçhul cinayetler başlıyor. 1 Mart 1990’dan 2003 yılına kadar geçen 13 yıllık dönemde ise 17 800’ün üzerinde faili meçhul cinayet söz konusu. 1990-2003 arası faili meçhul cinayetlerin 3 600’ünün ise 28 Şubat darbesi döneminde yaşandığı anlaşılıyor.
 
1990-2003 arasında olan faili meçhullerin dosyalarının, kapatılan Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin arşivlenen dosyalarında duruyor olması gerekir. Muhtemelen başka isimler altında gizlenmiş ve mahkemelere intikal etmemiş faili meçhuller de olabilir.
 
Son haftalarda faili meçhuller Türkiye’nin gündeminde. Faili meçhullerin yaşandığı dönemde sorumluluk taşıyan isimlerden bazıları ucundan ucundan konuşmaya başladılar. Mehmet Ağar, Mehmet Eymür, Nahit Menteşe, Salim Ensarioğlu bunlardan bazıları. Konuşanlara bakıldığında hemen hepsi siyaset veya bürokrasi kanadından isimler. Askeri kanattan henüz konuşan olmadı.
 
O dönemler belli makamlarda olanların anlattıklarında bir nokta, son derece dikkat çekici. Hemen hepsi hazırlanmış olan ölüm listelerinden bahsediyor. Hazırlanan ölüm listelerinin MGK tarafından onaylandığının veya MGK tarafından hazırlanıp verildiğinin altı çiziliyor. Tabii o dönemler MGK adı geçince akana sular durur, hiç kimse MGK’nın hikmetinden sual etme cüreti gösteremezdi. Çünkü MGK ülkemiz için her şeyin en iyisini bilen yegane kurumdu! Yapıyorsa bir bildiği vardı!
 
Bir ülkenin halkının, devletinin güvenliğini ve bekasını temin etmek için çalışması gereken bir “MGK,” “demokratik bir hukuk devleti”nde, mahkemeler varken kendi vatandaşlarının yer aldığı ölüm listeleri hazırlar ve infazlar yaptırır mı? Yapıyor ve yaptırıyorsa o kurumun “milli” olduğu söylenebilir mi? Bir devlet kendi vatandaşlarını yargılamadan listeler hazırlayarak infaz ediyorsa vatandaşları o devlete güvenebilir mi?
 
Acaba “MGK” diye kastedilen şey nedir? O dönemler Çankaya Köşkü’nde cumhurbaşkanı, başbakan, birkaç bakan, genelkurmay başkanı, kuvvet komutanları, MGK genel sekreteri ve başka birkaç bürokratın ayda bir yaptıkları ve askerlerin sivillere ülkenin nasıl yönetileceğini belirlediği malum toplantılar mıdır? Yoksa Ankara’da Eskişehir yolu üzerinde bulunan binada faaliyet gösteren Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği midir? Ya da MGK Genel Sekreterliği’ni de kullanan ama MGK dahil ülkedeki tüm kurumların üstünde faaliyet gösteren gizli bir yapı mı kastediliyor? Böyle bir yapı varsa –ki ortaya çıkan tablo var olduğunu gösteriyor- bu yapının NATO-ABD bağlantısı nedir? Bu yapının yerli ve toplumsal meşruiyeti olduğu düşünülebilir mi?
 
Bu yapı ne zaman kim tarafından kurulmuştur? Ne amaçla kurulmuştur? Ne zamana kadar faaliyetlerine devam etmiştir. Bu yapı ülkedeki kurumlara hangi yasal yetkiye dayanarak hükmetme başarısı göstermiştir? Acaba bu gizli yapının toplumdan gizlenen anayasası, belli makamlarda görev yapmış siyasetçiler ve belli generaller tarafından bilinen ama halktan gizlenen ve adına “Kırmızı Kitap” denilen metinler olabilir mi? Acaba bu güne kadar bu gizli anayasaya uymayan siyasetçilerin ve devlet adamlarının başlarına neler gelmiştir.
 
Mesela Başbakan Adnan Menderes ve Cumhurbaşkanı Turgut Özal o gizli yapının isteklerine karşı çıkmanın bedelini canlarıyla ödemiş olabilirler mi? Faili meçhuller konusunda konuşulan “ölüm listeleri” devlet içinde bu gizli yapılara çalışan görevliler eliyle hazırlanmış “Gizli Yapı”nın onayı ve talimatı ile infazlar yapılmış olabilir mi?
 
Bu gizli yapının İtalya’daki “GLADİO” ve Almanya’daki “Anayasayı Koruyucular Kurulu” ile benzerlikleri ve kardeşlikleri var mıdır? Bu kardeşlerin öz babası kimdir? Nerede oturmaktadır?
 
Faili meçhuller konusunda askerlerimizden de konuşanlar çıkacak mıdır? Yoksa Dağlıca baskını ihaneti ve “Hayata Dönüş” operasyonu örneğinde olduğu gibi daha 5-10 sene beklemeyi mi düşünüyorlar?
 
Faili meçhulleri araştıran savcılar, hakimler, umarım sadece tetikçilerin işaretiyle değil de yukarda işaret etmeye çalıştığım büyük resmi de görerek araştırırlar.
 
Türkiye, derin bağlantıları NATO ve Washington’a ulaşan gizli “ÜST YAPI”yı çözmeden birçok faili meçhul konuyu tam olarak aydınlatamaz. Bunu aydınlatmak için de geçmişte görev yapmış tüm cumhurbaşkanlarının, başbakanların, genelkurmay başkanlarının MGK genel sekreterlerinin ifadesine başvurmak gerekebilir. En başta da Süleyman Demirel’in.. Demirel bu konularda konuşmadan ölmemeli..
 
Sahi Süleyman Bey o davudi sesiyle bir konuşsa da bu defa “ortama münasip olanı” değil de “doğru olanı” duysak çok iyi olmaz mı? Her zaman suya sabuna konuşan Süleyman Bey bugünlerde neden susuyor sizce?
 
Alper TAN
19.12.2011

Yazarın Önceki Yazıları
Krizden fırsat çıkarma vakti 04.10.2017Doğu-Batı savaşında zihinlerin işgali... 21.09.2017Büyük hesaplaşmaya doğru... 18.09.2017Batı dünyası nereye yuvarlanıyor? 04.08.2017Mübarek beldelerimizi korumak iman meselesidir 25.07.2017Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.