YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Esad'ın gizli destekçileri kimler?
15 Mayıs 2013 10:43

Ortadoğu’da bir asırdan bu yana süren Batı’nın sömürü düzeni sona eriyor. Bölgedeki güdümlü yönetimler devriliyor. Yerine halkın belirlediği yönetimler kuruluyor. Bazıları bu gelişmeleri ABD’nin 11 Eylül olayları sonrası gerçekleştirmeye çalıştığı Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) ile karıştırıyor. Bazıları da gerçeği bildiği halde bu gelişmeleri BOP’un uygulaması olarak gösteriyor.

Çünkü yerli ve milli bir hareketi hazmedemeyen taşeron zihniyetler bu yerli ve özgün gelişmeleri Batı’nın eseri gibi göstererek engelleyebileceklerini düşünüyor. Bu zihniyette olanlar Türkiye’de mevcut olduğu gibi bölge ülkelerinde de bol miktarda var. Üstelik gayri milli bu kesimler kendilerini “milli” gösterip siyasi ve sosyal zemin kazanarak meşruiyet elde etme çabasındalar.

Düne kadar PKK terör örgütü ile sarmaş dolaş güllü karanfilli poz verenler, Abdullah Öcalan’ı Kürtlerin Atatürk’ü gibi görenler, örgüte akıl hocalığı yaparak taktik, strateji ve istihbarat sağlayanlar, bugünlerde örgütün silah bırakmasını engellemek için Çözüm Süreci’ni gayri milli bir iş olarak gösterme çabasında.

Bu kesimler, hükümet, Beşşar Esad ile iyi ilişkiler içinde olduğu dönemde Şam yönetimini PKK’nın hamisi olarak gösterip Ankara’nın Şam’la iyi ilişkiler geliştirmesini eleştiriyordu. Şimdi Ankara, Şam yönetimine karşı Suriyeli muhalifleri destekleyip Esad yönetimine cephe alınca, Baas yönetiminin ne kadar cici olduğuna ikna etmeye, Ankara’nın Şam yönetimine karşı olmasının ne kadar yanlış olduğunu anlatmaya başladılar.

Esad yönetimi uluslararası hava sahasında uçan savaş uçağımızı düşürdü. Sınırdaki yerleşim yerlerini vurarak vatandaşlarımızın ölümüne sebep oldu. Cilvegözü sınır kapısında saldırı yaparak vatandaşlarımızın canına kıydı. En son marifeti ise Reyhanlı saldırısı. Ancak ülkemizin vatandaşı olan bazı siyasetçiler, yazarlar Baas rejiminin unsuru gibi hareket etmeye, siyaset ve yayınlar yapmaya devam ediyor. 

Bizim medyada neredeyse her ay “İsrail Suriye’yi vurdu” başlıklarıyla haberler yayınlanıyor. Biz her defasında bu haberlerin külliyen yalan olduğunu, İsrail’in Şam yönetimini değil, Şam yönetimini devirmeye çalışan Suriye’yi muhalifleri vurduğunu veya Suriyeli muhaliflerin eline geçmek üzere olan kritik tesisleri vurarak bu tesislerin muhaliflere geçmesini engellediklerini yazıyoruz.

İkide bir “İsrail Suriye’yi vurdu” manşetlerini atanlara basit bir sorumuz var. Ankara muhalifleri destekliyor diye Akdeniz’de uçağımızı düşüren, Akçakale’yi, Cilvegözü’nü, Reyhanlı’yı kana bulayan Şam yönetimi, eğer dedikleriniz doğru ise Suriye topraklarını “vuran” İsrail’e neden hiçbir karşılık vermedi? Neden Tel Aviv’de ya da İsrail’in başka yerlerinde misilleme yapma gereği duymadı? Buna bir cevabınız var mı?

Cevabınız yok.. Çünkü yazdığınız haberler yanlış ve kasıtlı. Siyasetiniz ise gayri milli.

Kendi kendilerine sözüm ona “Milli merkez” adını verenler, vatandaşlarımızı katleden, ülkemize düşmanlık yapanları destekleyerek nasıl milli olabilirler. Bunlar kimin ve hangi milletin milliyetçiliğini yürütüyorlar?

Bir taraftan Suriye’deki savaşı ve Reyhanlı’daki saldırıyı mezhep savaşı gibi gösterenler, bir taraftan da TSK içinden Alevilere yönelik bir temizlik operasyonu yapıldığı yalanını köpürtmeye başladılar. Suriye’de bir mezhep savaşı yok. Zalim bir diktatöre karşı halkın mücadelesi var. Türkiye’de ise yakın geçmişte her yanlış yapan Atatürkçülük ve laikliğe sığınarak sıyrılmaya çalışıyordu. Artık bunlar para etmediği için yeni moda, etnik veya mezhebi söylemlerle suçu örtmeye çalışmak. Bunu yapıyorlar. TSK, hükümetle uyumsuz iken bundan mutlu olanlar ve o dönem asker üzerinden siyaset yürütenler artık bu imkandan mahrum oldukları için yeni bir fitne çıkarma çabası içindeler. Belli ki TSK’nın hükümetle uyumlu çalışmaya başlaması bazı çevreleri ciddi şekilde rahatsız ediyor.

Başbakan Erdoğan’ın ABD ve Gazze ziyaretleri öncesi yapılan Reyhanlı saldırısı elbette çok anlamlı.

Baas rejimine karşı olduğunu söyleyen Batı ülkeleri, Suriye’deki Müslümanları, El Kaide militanı ve terörist olarak görüyor ve gösteriyorlar. Suriye’ye ülkedeki Müslümanların belirlediği bir yönetimin gelmesindense Beşşar Esad diktatörünün kalmasını tercih ediyorlar. Ama bu gizli düşüncelerini açıkça ifade etmekten de imtina ediyorlar. Çünkü görünen gerçek şu ki muhalifler erinde geçinde yönetimi ele alacaklar. Böyle bir durumda Batılı ülkeler Suriye’nin müstakbel yönetimine karşı “İyi adam” görüntüsü verip gizlice Esad diktatörünü desteklemek gibi bir tercihte bulunuyorlar.

O sebeple de Suriyeli muhaliflere söylem dışında gerçek bir destek vermiyorlar. Muhalifleri oyalayarak Esad rejimine zaman kazandırıyorlar. Hatırlanacak olursa Libya’ya Kaddafi’ye karşı herkesten önce Fransa girmişti. Ama şimdi Fransızlar, tutunamadılar. Libya’dan kovuluyorlar. Batı onun için Suriye’ye mesafeli davranıyor. Suriyeli muhalifleri Esad’dan daha tehlikeli görüyorlar.

İran ve Rusya’nın Esad’ı desteklediği zaten aşikar. Bunlar desteklediklerini açıkça gösteriyorlar. Ama ABD, İsrail, Çin ve önde gelen Avrupa ülkeleri ikiyüzlü bir siyaset takip ediyorlar. Bunlar zahiren muhalifleri, gerçekte ise Esad’ı destekliyorlar.

İran’daki devlet içi radikal kesimler, Suriye’de Baas rejimini desteklerken ABD ve stratejik ortağı İsrail’in de siyasi olarak İran’a yakın iki Körfez ülkesi üzerinden dolaylı yollarla İranlı radikallere büyük destek sağladığına dair güçlü işaretler var. Yani İran devletinin bir kesimi İsrail ile gizli bir ittifak halinde.. Ancak İran’daki bu kesimler, her gün aşırı şekilde İsrail karşıtı söylemlerle bu durumu kamufle ediyorlar. Tahran’daki mutedil kesimler ise son zamanlarda fazla öne çıkamıyorlar. İran’ın da İsrail’in de derin kaygıları var. İran, eğer Esad düşer ve muhalifler yönetimi ele geçirirlerse Suriye’de Tahran’ın etkisinin silineceğini düşünürken, Tel Aviv, Türkiye’nin nüfuz alanının İsrail sınırına dayanacağı korkusunu yaşıyor. O nedenle Suriye konusunda İran’ın amaçlarıyla İsrail’in çıkarları örtüşüyor. Dolayısıyla birbirine hasım görünen iki ülke de Esad’ı destekliyor.

 

Alper TAN

15.05.2013

 

Yazarın Önceki Yazıları
ABD gizli belgesi ve Reina saldırısı! 17.01.2017ABD, NATO, Terör ve Cuma Hutbesi! 02.01.2017Batı Savaşı Kaybetti. İstese de İç Savaş Çıkartamaz! 30.12.2016Suriye'de kimlerle savaşıyoruz? 27.12.20162017 ve sonrası neler olabilir? 22.12.2016Bu 'terör' değil, dış saldırıdır 17.12.2016İran, müflis batının Truva atı mı? 16.12.20163. Dünya Savaşının Adı "Terör" 12.12.2016Batı değerleri ve hegomonyası sarsılıyor! 08.12.2016Suriye ABD'ye giriyor 02.12.2016Küresel Düzeni Müslümanlar Kuruyor 29.11.2016Bu NATO'yla ne işimiz kaldı? 26.11.2016Batı batıyor, çözüm kendimizde 23.11.2016Batı'nın sömürge düzeni yıkılıyor 19.11.2016Batı niçin panikte? 15.11.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.