YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Ergenekon'un yeraltı ve yer üstü hazineleri
10 Ocak 2009 17:29

Yeditepe Üniversitesi’nin kurucusu ve Mütevelli Heyet Başkanı Bedrettin Dalan’ın İstek Vakfı’ndaki ofisinde bulunan özel kasadan, 5 tabanca ve yedi bin mermi çıkmış. Aman ha yanlış anlamayın. Aklınıza kötü şeyler getirmeyin. Kesin cumhuriyeti korumak, laikliği güvenceye almak, üniter devleti yıkmak isteyenleri bertaraf etmek için yapmıştır bu hazırlığı adamcağız. Ne kadar vatansever ne kadar fedakar adam. Helal olsun Bedreddin Dalan’a! Ulusalcı eski YÖK başkanlarımız Kemal Gürüz ve Erdoğan Teziç, ne kadar gurur duysa azdır bu manzara karşısında. Dalan’ın ofisinde, burs verdiği öğrencilerin listesi de varmış. Burs verilen çocukların çoğunun paşa çocukları olduğu söyleniyor. Bedrettin Bey, geçim sıkıntısı içinde olan paşalarımızı çok sevdiği için burs dağıtmıştır.


Yeditepe Üniversitesi'nin eski dekan yardımcılarından Prof. Dr. Mehmet Erdaş, üniversitedeki yolsuzlukları açıklayacağı gerekçesiyle Dalan tarafından kafasına silah dayanıp tehdit edildiğini iddia ediyormuş. Allah aşkına ne var bunda? Adam hocayı susturacaksa elbette silah kullanacak. Fülüt mü kullansın!


Ergenekon avukatları ve Ergenekon medyasının savunma biçimi bundan farklı değil. Savunmayı sürdürüyorlar. Çok da iyi oluyor. Bunlar savunsunlar ki bu millet de kimin ne olduğunu daha kolay anlasın. Ergenekon medyası, kazılan çukurlar için İbrahim Şahin’i kastederek “Şahin Çukuru” manşeti atıyor. “Ergenekon çukuru” diyemiyorlar. Hala olayı İbrahim Şahin’e indirgeme çabası içindeler.


Eski Özel Harekat Daire Başkan Vekili İbrahim Şahin’i kendi başına suçlu ilan edip olayı orada kapatma telaşı var Ergenekon camiasına. Bunlar İbrahim Şahin ve onun gibileri kim azmettirdi, olayları kim planladı, kim yönetti diye sorulmasını kesinlikle istemiyorlar. Çünkü bunların çoğu Ergenekon damarının sonunda nerelere ulaşacağını şimdiden görüyorlar. İbrahim Şahin ve onun gibilerin bütün bu büyük olayları tek başlarına yapabilmeleri mümkün müdür? Diyelim ki mümkündür. Peki yıllarca MGK Genel Sekreterliği yapmış koca generaller hangi milli güvenliği sağlıyorlardı? Bu konuların aydınlanması için üzerine gittiler mi? Bu gün Ergenekon davasını yürüten mahkemelere ve savcılara gözdağı vermek için hemen toplanan Yargıtay Başkanlar Kurulu, Susurluk benzeri olayların aydınlanması için de toplandı mı hiç?


İbrahim Şahin’i Ahmet Necdet Sezer’in affına mazhar eden Adli Tıp raporu acaba gerçeği yansıtıyor muydu? Yoksa bu raporu birileri organize mi etti?


Savcı Ferhat Sarıkaya’yı bir komutanla ilgili iddianame hazırladı diye aforoz eden Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, 100. Yıl Üniversitesi Rektörü Yücel Aşkın’ı yargılayan mahkemeyi baskı altına almak için Van’a baskın yapan eski YÖK başkanları ve rektörler, Ergenekon’daki adli süreci etkilemek için acil toplantı yaparak ihsas-ı rey yapan Yargıtay, ülkedeki karanlık olayların aydınlatılması için şimdiye kadar ne yaptılar?


Bu ülkede son yirmi yıla ait faili meçhul olay sayısının on yedi binden fazla olduğu belirtiliyor. Kapatılan DGM’lerle birlikte bu dosyalar da devletin tozlu raflarına kapatılmış oldu. Bu kıymetli kurumlarımız, bu faili meçhuller için şimdiye kadar ne yaptılar? Veya tersinden soralım: Bu kadar güçlü kurumlarımızın olduğu bu ülkede bu kadar karanlık olaylar neden aydınlatılmadı? Nasıl oldu da faili meçhul kaldı? Bütün bunları İbrahim Şahin gibi çapı belli adamlar tek başlarına yapabilirler mi? Öyleyse kimlerle yaptılar?


Bir üniversite kurucusu, İstanbul’a belediye başkanlığı yapmış bir adam, beş tabanca ve yedi bin mermi ile ne iş yapacaktır? Acaba Belgrat ormanlarında geyik avlamak için mi tutmaktadır?


CHP’li “beyaz eller” kahramanı Kemal Kılıçdaroğlu Ergenekon soruşturmasından gözaltına alınan Prof. Yalçın Küçük’e toz konduramıyor. Kılıçdaroğlu’nun kahramanı Yalçın Küçük, acaba PKK kamplarında ne iş yapıyordu? PKK toplantılarında kimin adına nutuk atıyordu? PKK kamplarında ne dersi veriyordu?


CHP yönetimi Ergenekon davasının siyasi olduğunu söylüyor. Ama mahkemelere kendi açtığı davalar için “Şeriatın kestiği parmak acımaz, mahkemeyi rahat bırakın diyordu.” Adli sürece müdahale ederek CHP kendisi bu davayı siyasileştirmiş olmuyor mu?


Dönemin SHP milletvekili Deniz Baykal 1990 yılında 29 arkadaşıyla TBMM Başkanlığına önerge vererek, Özel Harp Dairesi, ve Kontrgerilla iddialarının araştırılması amacıyla komisyon kurulmasını istemişti. Önergenin gerekçesinde “Son 30 yılda üç askeri müdahale yaşayan, terör olayları ile istikrarsızlığa sürüklenen ülkemizde geçmişin karanlığını aydınlatmak demokrasimizin geleceği açısından kaçınılmaz bir görevdir” diyordu.


Ama şimdi Ergenekon davası ile Baykal’ın bu talebi yerine getirilmeye çalışırken aynı Baykal, bu davayı yürütenlere karşı halkı isyana davet ediyor. Deniz Baykal’ın Grup Başkanvekili Hakkı Süha Okay, Yargıtay’ın bildiri yayınlamamasını eleştiriyor. Hukuku savunmanın ihsas-ı rey değil, yargıçların öncelikli görevi olduğunu savunuyor. Yargıtay’ın mahkemeye baskı yapmasını arzu ediyor.


Bir zamanlar, Susurluk olayı patladığında ortaya çıkan manzaraya birileri nasıl ki “fasa fiso” diyor, Susurluk’u gündeme getirenler, “gulu gulu dansı” yapmakla itham ediliyordu. “Devlet için kurşun atan da, kurşun yiyen de kahramandır” deniliyordu. Şimdi o “kahramanların” marifetleri ve kimin adına çalıştıkları bir bir aydınlanıyor. Susurluk, belli ölçüde ortaya çıkınca o lafları söyleyenler suspus oldular. Ama Ergenekon’un “embedded” yayınları ve yılmaz savunucuları, şimdi aynı şeyi yapıyorlar. Ergenekon’u savunuyorlar. Bir süre sonra onlar da Susurluk’u savunanlar gibi utanacaklar.


Efendiler, gözlerinizi kapatarak olayları örtemezsiniz sadece kendinize gece edersiniz. Bu sizi tatmin ediyorsa devam edin. Ergenekon camiasına şunu hatırlatmak isterim. Siz savunmaya devam edin. Gerçeklere gözünüzü kapatın. Ergenekon’un yeraltı ve yer üstü hazineleri ortaya çıkıyor. Siz gözünüzü kapattıkça milletin gözü açılıyor.


YAZININ GÖRÜNTÜLÜ ANALİZİNİ İZLEYİN


 


Yazarın Önceki Yazıları
Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Dava ve Sırat-ı Müstakim 08.05.2017Artık savunma yok taarruz var! 19.04.2017Bir devrimin ardından.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017Dünya alt-üst oluyor! 31.03.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.