YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Ergenekon'un Pirus zaferi
19 Haziran 2010 15:19

Şemdinli’de gerçekleştirilen saldırı son derece manidar. Bu tür saldırıların olabileceği zaten tahmin ediliyordu. Zaten Genelkurmay Başkanlığı bir gün önce yaptığı açıklama ile bunu ifade etmişti. Genelkurmay’ın açıklaması öncesinde de defalarca yazıldı ve söylendi. Diğer taraftan kışın sona ermesi ve yaz aylarına geçişle birlikte terör olaylarının arttığı da bilinen bir gerçek. İmralı’da bulunan terör lideri de zaten geçen ay yaptığı açıklamada Mayıs ayından sonra olacaklara karışmam anlamına gelen açıklamalar yapmıştı.

Gerçekleştirilen saldırıyı yorumlayacak olanlar bu sıraladığım veya buraya yazmadığım bir sürü gerekçe veya gelişmeden yola çıkarak değerlendirme yapabilirler. Bütün bunların belli oranda doğru ve gerçek tarafları da var. Ancak işin başka boyutlarına dikkat çekmek istiyorum.

Geçmiş tarihlerde meydana gelen büyük çaplı terör olaylarının zamanlamasına göz atacak olursak ilginç bağlantılara rastlıyoruz. Nasılki o günkü hükümetin “Kürt açılımı” denilebilecek adımlarına tekabül eden günlerde Bingöl’de 33 askerimiz göz göre göre şehit edildi ise, nasıl ki 2007’de cumhurbaşkanlığı seçimi arafesinde özellikle oluşturulan siyasi gerilime paralel olarak terörün şiddeti arttı ise, nasıl ki cumhurbaşkanını halkın seçmesini öngören referanduma gidileceği günün öncesi gece skandal Dağlıca saldırısı yapıldı ise, nasıl ki devletin Demokratik açılımlara başladığı günlerle birlikte terörist saldırılar tavan yaptı ise, bu saldırıyı da o kategoride düşünmek gerekir.

Bu yaz çok sıcak ve çok kanlı geçebilir. Bunun en önemli sebebi Ergenekon’un ölüm kalım savaşına başlamasıdır.  Yapılan operasyonlar ve deşifre edilen ilişkileri ile gizlenecek bir tarafı kalmayan Ergenekon artık gizlenme gereği duymadan hareket etmeye başladı.

Ergenekon avukatlığı yapan siyasi kanat zaten her zaman savunma pozisyonunda. Ergenekon’un en çok işine yarayan yerlerin anayasa paketi ile değişeceğini görerek engel olmaya çalışıyor. Ergenekon’un yargı bağlantısı Ergenekon’u kurtarmak için tüm gücüyle çalışıyor. Ortaya çıkan skandal ses kayıtları yüksek yargıdaki çarpık hukuk dışı ilişkileri tüm çıplaklığı ile deşifre etti. Hukuk devletine de hukuk sistemine de alenen tecavüz edilmektedir. Yargıtay’da 17 Haziran günü İlhan Cihaner ve beraberindekilerle ilgi verilen kararla hukuk ve adalet resmen ölmüştür. Aynı gün İstanbul’daki mahkemenin balyoz tutuklularını toptan serbest bırakması ise zamanlama bakımından Yargıtay’daki Cihaner davası ile aynı güne rast gelmesi tesadüfün ötesinde bir şeydir.

Hukukun öldüğü, Yargıtay ve İstanbul mahkemesinin kararları ile açıkça tartışılmaya başlanmıştı. Ve bu günden itibaren ölen adaletin tartışılacağı, tartışılmaz bir gerçekti. Şimdi söyleyeceklerim çok önemli. Şemdinli saldırısı ile gündem tamamen değiştirilmeye çalışılıyor. Yargının ölümünün tartışılması yerine terör saldırılarının tartışılması ve açılımların ebediyen kapatılması hedefleniyor.

Şimdi bir taraftan Anayasa Mahkemesi’nde bekleyen değişiklik paketi bozulmayla sonuçlandırılmaya çalışılacak. Eğer orada bozdurulamazsa referandum öncesi ülke kan gölüne çevrilmeye çalışılacak.

Bölgesinde ve dünyada ezber bozan adımlar atan, uluslararası oyunları ters yüz eden ve dünyanın en önemli aktörlerinden biri olmaya başlayan Türkiye tekrar içe kapatılmaya alışılıyor. Maksat açılımları sonuçsuz, hükümeti başarısız, Türkiye’yi de güçsüz ve yalnız göstermek. Böylece malum statükonun devamını temin etmek.

Peki bu saldırılar açımları durdurabilecek mi? Anayasa paketini sonuçsuz bırakabilecek mi? Anayasa referandumuna engel olabilecek mi? Türkiye’yi içe kapabilecek mi? Türkiye’nin bölgesel ve küresel güç olmasını önleyebilecek mi? Yoksa her şey bunların umduklarının tersiyle mi gerçekleşecek. Ömrü olanlar görecekler. Türkiye’yi dizginlemeye kimsenin gücü yetmeyecek. Aksine Türkiye’yi durdurmak için yapılan bu manevralar Ankara’nın motivasyonunu daha de artıracak, azmini daha da katlayacak.

Türkiye kabuk değiştiriyor. Esas eksenine oturuyor. Olması gereken role kavuşuyor. Bu da Batıyı ve işbirlikçilerini elbette rahatsız ediyor. Rahatsız etmesi de normal. Her şeyin olduğu gibi bunun da bir faturası olacak. Şimdi bu faturayı ödüyoruz.  

İşler kolay değil. Ancak umutsuz olmak için de önemli bir durum yok. Yeni tahliyelerle büyük bir moral bulan Ergenekon’un sevinç çığlıkları ne kadar devam eder göreceğiz. Ergenekon’u iyi günlerin beklediğini zannetmiyorum.

Yazarın Önceki Yazıları
Krizden fırsat çıkarma vakti 04.10.2017Doğu-Batı savaşında zihinlerin işgali... 21.09.2017Büyük hesaplaşmaya doğru... 18.09.2017Batı dünyası nereye yuvarlanıyor? 04.08.2017Mübarek beldelerimizi korumak iman meselesidir 25.07.2017Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
TEŞEKKÜRLER
 // ÖMER CEYLAN
YAZILARINIZI ZEVKLE VE İLGİ İLE OKUYORUM..BAZI İNSANLAR HALEN GERÇEKTEN UZAK YORUMLAR YAPIYORLAR BU GİBİ YORUMLAR SİZİ ÜZMESİN. ONLARDA AKIL TUTULMASI VAR..BAZI YORUMCULARIN DEDİĞİ GİBİ ARAYI AÇMADAN DEVAMINI DA BEKLİYORUZ. SAYGILAR...
12 Ağustos 2010 16:23
başka yazı
 // celal
ya kardeşim yazıların çok güzeelde . hani başka yazı. bizi bu kadar bekletme artık canım....
10 Ağustos 2010 07:02
beyaz gömlek
 // cevat yılmaz
başbakan beyaz gömlek giydiğini söylemiş, benim bildiğim beyaz gömlek ülkenin bölünmez bütünlüğü için giyilir. Beyaz gömlek Amerikan projelerini dayatmaya çalışıp kardeş kardeşi düşman edenlere göre değildir. Bir de Adnan Menderes'le kimse kendini kıyaslamasın, Adnan Menderes hiç bir zaman amerikan uşağı olmamıştır. hatta amerikanın çıkarlarına hizmet etmediği için asılmıştır....
08 Ağustos 2010 22:14