YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Ergenekon'u kurtarmak
18 Şubat 2010 09:09

Ülkemizde başlayan demokrasi ve sivilleşme mücadelesi bu hafta yeni ve önemli bir boyut daha kazandı. Genelkurmay Başkanı ile Deniz Kuvvetleri Komutanının savcıları, hakimleri açıkça tehdit etmeleri, adalet ve hukuk peşinde olanları yıldırmadı, korkutamadı. Erzurum’da ve İzmir’de savcılar ve hakimler komutanların tehdit ve şantaj dolu sözlerine aldırmadan yollarına devam ettiler. Erzurum’da özel yetkili savcı, adı karanlık olaylarla birlikte anılan Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner’in tutuklanmasını istedi. Mahkeme de tutukladı.

İzmir’de ise iki amiral, Ergenekon davası dahilinde saatlerce ifade verdiler. Bu sorgulama ve yargılama işleri demokratik bir ülkede normal olan “yargının doğal işleyişinden” ibaret. Ama bu noktadan sonra emir komuta sisteminin devreye girdiğini ve Ankara’da belli yerlerin aniden ve koro halinde harekete geçtiğini izledik. Adı belli ve sadece üniforması eksik, siyasi olamamış partiler, Yargıtay, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ile güdümlü bazı barolar, ilaveten de kafaları İsmet İnönü döneminde donmuş bazı akademisyenler.. Bunlar, tek parti döneminden miras medyanın da desteğiyle görevini yapan yargı mensupları için hemen engizisyon mahkemesini kurdular. Çarklar işlemeye başladı. Hukuk, kanun, yetki hak getire..

Eski Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanı Osman Şirin HSYK’nın yıldırım hızıyla toplanarak, Erzurum özel yetkili savcısının yetkisini almasına kılıf uydurmak için şunu söyleyebiliyor:  “Bu (yetki), kanunlarda yazılı maddelerde lafzen bulunmasa bile yorum olarak ve yararlı bir faaliyet olarak sığdırılabilecek bir eylemdir.” Yani Türkçesi şu: “Kanunda yeri yok ama yorum yaparak kılıfına uydurur geçeriz.”

Yargının tepelerinde görev yapmış kişilerin hukuk anlayışı böyle olduğu müddetçe bu ülkede ne seçime ne de parlamentoya ihtiyaç var. Nasıl olsa bu beyler beğenmedikleri yasaları uygulama gereği duymuyor ideolojilerine göre yorumluyor ve karar veriyorlar.

Ergenekon davasının siyasileştiğinden dem vuran Yargıtay, Danıştay ve HSYK gibi yerler Genelkurmay Başkanı ve Deniz Kuvvetleri Komutanının açıkça savcıları ve mahkemeleri tehdit etmeleri karşısında seslerini çıkarmadıkları gibi hiç şüphem yok çok mutlu oluyorlardır.  

Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Eşref Uğur Yiğit, intihar eden Albay Berk Erden'in İstanbul'daki cenaze töreninde tehditkar açıklamalar yaptı. Komutan açık açık subayların iftiraya uğradığını söyledi ve kendisine yönelik suikast iddialarıyla ilgili olarak da "Ben üst düzey komutanım her zaman suikast ihbarı olabilir, ancak benim üzüldüğüm nokta bunun masum subaylarımın üstüne yıkılmasıdır" diyordu. Yargılanmakta olan askerlerin masum olduğunu ilan ediyordu. Yargıya baskı olduğunu iddia eden büyük hukukçularımız hala suspus durumdalar bu konuşmalar karşısında..

Genelkurmay Başkanı Başbuğ, mahkemeleri de eleştirdikten sonra tehdit ediyor “Sabrımız taşarsa bildiklerimizi açıklarız” diyor.

3. Ordu Komutanı Saldıray Berk savcı tarafından ifadeye çağrılmasına rağmen hukuka meydan okuyor ve ifadeye gitmiyor. Üstelik arada bir, cadde sokakta askeri araçları dolaştırarak namluyu gösteriyor.

Bütün bunlar, demokratik, hukuk devletinde oluyor. Erzurum özel yetkili savcısının yetkisinin alınmasının en önemli sebeplerinden birinin 3. ordu komutanını ifadeye çağırmayacak yeni bir savcı arayışından kaynaklandığı anlaşılıyor. Yargıtay’ın ve HSYK’nın, paşayı kurtarmak için düğmeye bastığı artık aşikar görünüyor.

Bu arada bir merakımı da paylaşmak istiyorum. Acaba şimdiki Yargıtay Başkanlar Kurulu’nda ve HSYK’nın yargıdan gelen üyeleri arasında Çevik Bir’in brifingleri katılmamış kimse var mıdır?

Yargıtay ve HSYK’nın mevcut hakim anlayışı ilk defa böyle olmadı. Öteden beri aynı. Yargıtay ve HSYK’nın hukuku hiçe sayan tavırlarının sorumlusu sadece kendileri de değil. Bunun böyle olduğunu bile bile gerçek bir hukuk devletine yakışan bir yargı yapılanmasını gerçekleştirmeyen herkes bundan sorumludur. Şimdiye kadar adım atma konusunda işi yavaştan alan iktidar partisi de dahil, bu hukuksuzluğa destek çıkan MHP, CHP ve BDP de bu olan adaletsizliklerin sorumluluğuna ortaklar.

Sandıkta bunun hesabını nasıl vereceklerini de herhalde düşünmeliler. Ayrıca yaşanan hukuksuzluklar ve çiğnenen adalet karşısında sessiz kalan sivil toplum da sorumlu.. TOBB, Türk-İş, ve diğer sendikalar ile ticaret ve sanayi odaları ile iş dünyasının diğer oluşumları neredeler? Danıştay’ın katsayı zulmünü içlerine sindirmiş ve hatta iyice sinmiş görünüyorlar. Birkaç yüz TEKEL işçileri kadar bile olamadılar. Bu kuruluşlar kimi temsil ediyorlar ve kimin haklarını savunmakla mükellefler! Yoksa bu yaşananları destekliyorlar mı?

Sivil toplum, gücünü göstermeyecekse sokaklarda askeri araçları, yukarlarda da hukuksuzlukları görmekten yakınmayalım. Tarihin değiştiği bu kavşakta kimin nerede durduğu tarihçiler tarafından bir gün mutlaka yazılacaktır. İlerde hacalet içinde başını öne eğmek istemeyenlerin demokrasi konusunda taraf olduğunu gösterme zamanıdır.


 

Yazarın Önceki Yazıları
Batı medeniyetinin çöküşüne hazır olun 22.03.2017Haçlı birliğine karşı hilal birliği 15.03.2017Avrupa niçin düşmanlıkta yarışıyor? 10.03.2017Niçin "hayır" demeliyiz! İşte sebepler.. 06.03.2017Aslında "kimler rahatsız" 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017Fethullah'ı verseler ne olacak! 23.02.2017Bu sistemin ne zararı vardı da değiştiriyoruz? 15.02.2017ABD'nin dinci siyaseti tutar mı? 12.02.2017Sandığa giderken dünyada neler oluyor? 09.02.2017Donald Trump'a teşekkür mektubu 31.01.2017ABD gizli belgesi ve Reina saldırısı! 17.01.2017ABD, NATO, Terör ve Cuma Hutbesi! 02.01.2017Batı Savaşı Kaybetti. İstese de İç Savaş Çıkartamaz! 30.12.2016Suriye'de kimlerle savaşıyoruz? 27.12.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
Meclisin işi ne?
 // Emre Çalışkan
Sizce biz demokrat bir ülkemiyiz.Nasıl olsa meclisten çıkan her karar ya anayasa mahkemesi yada danıştay tarafından iptal ediliyor.Bu durumda egemenlik kayıtsız şartsız kimin... Ülkede adeta padişah gibi meclise kilit vuranların egemenlik.İnşallah ülkemiz bu zor günleri en az kayıpla atlatır ve dünyada huzur ve adaletin hüküm sürdüğü bir demokrat devlet olur....
19 Şubat 2010 08:22
demokras kazanacak
 // hukuk kazanacak
millet kazanacak...
18 Şubat 2010 13:36