YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Ergenekon Bülbülleri
25 Temmuz 2008 12:02


Ümraniye Soruşturması’nın başlamasından bu yana bu soruşturmayı ve konuyla ilgili operasyonları ısrarla hafife alan, küçümseyen çevreler, şimdilerde ufaktan frene basarak U dönüşü için kıvırtmaya başladılar. Muhtemelen bu kıvırtmanın ince kılıfı olarak, soruşturmayla ilgili gizlilik ve yayın yasağını ve artık iddianamenin hazırlanmış olmasını gerekçe gösterecekler. Her nedense Doğan medyası, Cumhuriyet Gazetesi, diğer yandaş medya unsurları ve CHP, her nedense şimdiye kadar sayısız konularda, hukuk, insan hakları, tarafsızlık gibi mevzuları hiç hatırlamazken ve yargısız infazlara en fazla kendileri alkış tutarlarken birden değiştiler.


Bu kesimler, tarafsızlık, adalete saygı, yayın yasağı perdesi altında Türkiye’nin büyük gerçeklerini saklamaya çalışıyorlar. Bazı Ergenekon bülbülleri hukuka ve demokrasiye ne kadar da “bağlı” olduklarını anlatıyorlar. “Fasa fiso”, “Ergenekon balonu”, “dağ fare doğuracak” yönlendirmeleriyle, “Ergenekon’u sulandırma” projesi kapsamında hareket edenler, şimdi biraz düşünmeye başladılar.


Dışarıdaki bazı Ergenekon bülbülleri yakında dut yemiş bülbüle dönerlerse şaşırmamak lazım. Öte yandan içerdeki bazı Ergenekon bülbüllerinin de yakında “satış” makamında ötüşlerine şahit olursak ona da şaşırmayalım.


1996 Kasım’ında Susurluk olayı patladığında karanlıkların aydınlanması gerekçesiyle “sürekli aydınlık için bir dakika karanlık” eylemleri düzenleyenler, şimdi “Ergenekon’un aydınlanmaması için sürekli karanlık” eylemi içindeler.


Peki 1996’da ve 28 Şubat döneminde Susurluk’un aydınlanmasını neden istediler? O zaman Abdullah Çatlı ülkücü ve MHP’nin adamı olarak biliniyordu. Susurluk bahanesi ile Abdullah Çatlı’nın cesedi üzerinden ülkücülere vurmak işlerine geliyordu. Bundan da önemlisi, REFAHYOL koalisyonu zamanında meydana gelen bu olayı gerekçe göstererek darbeciler tarafından düşürülmesi istenen Erbakan hükümetini yıpratmak ve düşürmek en büyük hedefti. Aslında Susurluk olayının gerçek yüzünün ne olduğunu sadece 28 Şubat darbesini planlayanlar biliyordu. Onların derdi ise Susurluk’u aydınlatmak değil, o karanlık olay üzerinden yeni karanlık eylemler yapmaktı. Öyle de yaptılar. Hedeflerine de ulaştılar. Ülkücüler ve mütedeyyin kesim zan altında bırakılıp devletten ve iş aleminden dışlanırken, bu alacakaranlık ortamında darbeciler, kukla hükümetler oluşturarak, bankaları hortumlayıp, halkın, 57 milyar Doları geçen birikimlerini iç ettiler. Arkasından da 2001 krizine düşürerek Türkiye’yi, ABD, Dünya Bankası ve İMF’nin kucağına attılar. Şimdi ise korkularından halkın içine çıkacak cesareti bulamıyorlar.


Susurluk kazası sonrası hiç kimse şunu sormadı. “Çeşitli ölümlü olaylara bulaşmış, radikal Türkçü Abdullah Çatlı’yı, bir Kürt aşiret reisi DYP’li Sedat Bucak ve solcu Alevi bir polis şefi olan Hüseyin Kocadağ ile aynı hedef için aynı Mercedes’in içine bindiren güç neydi?” Bu soruyu sormadılar. Çünkü gelecek olan cevap, her şeyi allak bullak edebilirdi. Yıllar sonra ortaya çıkan gelişmelerle anlıyoruz ki; meğer Susurlukta kazaya uğrayanlarla iş tutanlar, o araca bunları bindirenler, o aracın akıbetini hazırlayanlar, o kazadan siyasi hedefler çıkaranlar ve yine o kaza üzerinden ülkücüleri ve mütedeyyin kesimi yıpratmaya çalışanlar aynı yerlermiş.


Hadiseyi bundan ibaret sayıp “Nasıl olsa Ergenekon da Susurluk gibi ülkücü işi” diye düşünerek bir zamanlar “Ergenekon yapılanmalarının üzerine gidilmeli” diyenler şimdinin Ergenekon bülbülleri oldular. Meğer ki baltayı taşa vurmuşlar. Meğer ki Ergenekon’un içinde sadece Abdullah Çatlı’lar yokmuş. Kendi fikir babaları, ağa babaları, patronları, dostları ve akredite adamları da varmış. Meğer ki bunların hepsi “iyi çocuklar”mış.


Gündemdeki Ergenekon’un, Türk tarihindeki destanı ifade eden adına ve yapılanmanın içinde olduğu belirtilen ve kendileri için “ulusalcı” sıfatı kullanılan kişilere bakarak savunmaya kalkışan ülkücüler var ise, bunlar büyük bir yanılgı içindeler. Bu Ergenekon yapılanması her ne kadar içinde nereye hizmet ettiğini bilmeden hatta devletine hizmet ettiğini zannederek yer alan ülkücüler de olsa bile, şimdiye kadar en fazla Türk Milleti’ne, milliyetçilere ve mütedeyyin kesimlere zarar vermiş ve vermeye de devam eden bir yapılanmadır. Ergenekon’un “her nabza şerbet” hücre yapılanması içindekileri efsunlama propagandası, sadece güdülemek içindir. Ergenekon’un yüksek amaçları, “Türkiye için” değil, Türkiye’ye karşı”dır. Gerisi sadece takiyye ve aldatmacadan ibarettir.


Ortaya çıkan gelişmelerden açıkça anlıyoruz ki Ergenekon yapılanması kendi karanlık hedeflerine ulaşmak için Türkçüyü de Kürtçüyü de, Ateisti de İslamcıyı da hırsızı da katili de askeri de sivili de işine geldiği ölçüde, işine geldiği kadar kullanmıştır, kullanmaktadır. Kullandıktan sonra da bir kenara atmaktadır.


Yine öyle anlıyoruz ki bazılarının öngörü diye millete yutturmaya çalıştığı söylemler de belli planların parçalarıdır.


Şimdilerde darbe ve kaos planları havalarda uçuşuyor. Meğer birileri 7 Temmuz’dan itibaren uygulamaya başlamak için kaos planları hazırlamış. Kaos planını devreye sokup, ülkeyi siyasi ve ekonomik krize düşürerek darbe yapmak peşindelermiş. Basına yansıyan lahikalar ve planlar bunu söylüyor.


Şimdi bir hatırlatma yapmak istiyorum. Üniversitelerdeki örtü yasağının sona ermesi için TBMM’de 411 milletvekilinin oyları ile geçen bir Anayasa değişikliği için Hürriyet Gazetesi nasıl bir manşet atmıştı? “411 EL KAOSA KALKTI” demişti. Şimdi soru şu: Acaba bu manşet “İstediğimiz kaos için aranan kan bulundu, haberiniz olsun” anlamına gelir mi? Acaba Hürriyet’in bu manşeti, Ertuğrul Özkök akıldaneliği içinde hükümete “Bakın bunu yapıyorsunuz ama bu düzenleme ülkeyi kaosa götürür” anlamında iyi niyetli bir uyarı mıydı, yoksa “Bütün itirazlarımıza ve baskımıza rağmen bu düzenlemeyi yaptınız. Biz de ülkeyi kaosa çeviririz” mesajı mıydı?


Sizce hangisiydi?


15.07.2008

Yazarın Önceki Yazıları
Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Dava ve Sırat-ı Müstakim 08.05.2017Artık savunma yok taarruz var! 19.04.2017Bir devrimin ardından.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017Dünya alt-üst oluyor! 31.03.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.