YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Dünya düzeni değişiyor
18 Aralık 2012 08:34

Milli Selamet Partisi (MSP) çizgisinden gelen Ak Parti’nin iktidara gelmesi, belli odaklarca müthiş bir tehlike olarak gösterilip envai çeşit siyasi, hukuki, askeri dalaverelerle engellenmeye çalışılmıştı. Böyle bir partinin iktidara gelmesinin meşru olmayacağı havası yaymışlardı. 10 yıldan beri aralıksız devam eden iktidarın icraatlarının halk açısından bir tehlikesinin olmadığı ortada. Aksine antidemokratik ve halk karşıtı devlet zihniyetinin değişmesi için ciddi bir mücadele veriliyor. Halk da bundan memnun. Halk memnun olduğu için son 10 yılda yapılan her seçimde Ak Parti oylarını hatırı sayılır derecede artırarak yoluna devam ediyor.

İçerdeki ve dışardaki muhalefetin meşruiyet safsatasına halkın itibar etmediği görülünce engelleme şekli değişti. Ak Parti hükümetlerinin iç politikasının halk tarafından güçlü destek aldığını görenler bu defa Yeni Ankara’nın dış politikasını hedef aldılar. Çünkü İslam coğrafyasındaki uyanış ve direniş Ankara’dan başlamıştı. Eğer bu uyanış ve direniş Ankara’da durdurulamazsa bölgeyi ve dolayısıyla tüm dünyayı etkileyebilirdi.

Tel Aviv’in de destek olduğu ve hatta yönlendirdiği Avrupa ve ABD’den koro halinde Türkiye’de “Eksen kayması” yaşandığı yönünde itirazlar yükselmeye başladı. Dışardan gelen bu güdümlü söylemlere bizdeki gönüllü muhalefette dahil oldu. Zannettiler ki Türkiye’nin ekseni Batı’dan Doğu’ya kayarsa halk buna itiraz edecek! Yurt dışı merkezli bu telkinler halkın gözünü daha da açtı. İktidar partisinin desteği her seçimde yükseldi.

Hükümetin “Komşularla sıfır sorun” modelinin iflas ettiğini ısrarla dile getirdiler, hala söylüyorlar. Suriye ile Irak ile Rusya’yla ilişkilerin bozulduğu-bozulacağı iddialarını ısrarla dile getirdiler. Bazı şeyler zahiren bu yönde işaretler de taşıyordu.

Bu itirazların hepsinin kötü niyetli olduğunu söyleyemeyiz. İtiraz edenlerin önemli bir kısmı harici odaklarla olan bağlantıları gereği içerdeki görevini yapıyor. Diğer kesim ise Cumhuriyet döneminin üzerimize serdiği pasiflik veya edilgen-güdümlü dış politikanın tesiri ile yaşadığı “özgüven” eksikliğinin kurbanı oluyorlar. Bunlar, tarihimizin ve kültürümüzün bize sağladığı derin avantajlardan ne yazık ki haberdar değiller. Her şeyin parayla, silahla, petrolle ve maddi kuvvetle elde edilebileceğini zannediyorlar.

Bu ikinci tarfın büyük kısmı ne yazık ki muhafazakar-mütedeyyin kesim. Yumuşak gücün, atomu parçalamaktan daha fazla bir tesirinin olacağının farkında değiller. Türkiye,tarihten aldığı bu yumuşak gücünü kullanarak siyaset yürütüyor. Bu öyle bir güç ki atom silahları bile engelleyemiyor. Nasıl mı? Bu konuda çok örnekler sayabiliriz.

Dünyanın tek süper gücü olan ve en etkili konvensiyonel, nükleer ve biyolojik silahlara sahip ABD, hem Irak hem de Afganistan savaşını kaybetti. Görünürde karşısında El Kaide ve Taliban diye maddi yönden mukayese edilemeyecek kadar zayıf örgütler vardı. Ama bu zayıflar

kazandılar-kazanıyorlar. Neden? Çünkü haklılar. Çünkü haklı olmak en büyük güçtür. Filistin’de dünyanın en organize, en fazla maddi desteğe mazhar ve yeryüzünün en güçlü devletlerine sırtını dayamış olan Siyonist İsrail 64 yıldan beri insan öldürüyor, işgal yapıyor. Ancak kaybetti-kaybediyor. Daha da kaybedecek. Elindeki nükleer silahlar dahil en öldürücü teknolojiler, Filistin halkının haklılığı karşısında etkisiz kalıyor. Dünyada Filistin halkına destek her geçen gün arıyor.

Tunus’ta, Mısır’da, Libya’da tiranlar artarda devrildi. Devrilme sırası şimdi Suriye’de.Yakında o da devrilecek. Az kaldı.

Suriye diktatörünün arkasında yer alan Rusya ve İran çaresiz. Artık önceki kadar destek veremiyorlar. Özellikle Rusya Esad’ın arkasından desteğini çekmiş durumda. Ve Moskova, Ankara’nın çizgisine gelmiş vaziyette. İran ise Suriye’deki kaybı yetmiyormuş gibi şimdilerde Irak üzerindeki etkisinin de kaybolmak üzere olduğunu görüyor. Tahran, Suriye diktatörüne destek olurken Ankara ile ters düştü. Ankara’nın tüm çabalarına rağmen kendi çizgisini yürütmeye çalıştı. Suriye’yi elinde tutmaya çalışırken bu defa Bağdat sorunuyla karşı karşıya kaldı. Erbil-Bağdat arasında yaşanan son kriz İran’ı yakından ilgilendiriyor.

Eğer Erbil-Bağdat arasında bir savaş başlarsa, İran sadece Suriye’yi değil kuzeyi ve güneyiyle birlikte Irak’ı da kaybetmiş olacak. 1980’li yıllarda Saddam Hüseyin dönemindeki savaşta öldürdüğü Iraklıların acılarını unutturmaya çalışan İran, Erbil-Bağdat arası muhtemel bir çatışmada tercih konusunda çok zor bir durumda kalacak.

Tahran’ın sıkıntısı sadece Suriye ve Irak’la da sınırlı değil. İran, kendi içinde de patlamaya hazır bir bomba durumunda. İran rejimi derin bir bunalım yaşıyor. Son yıllarda rejimin ömrünü uzatan ise ABD ve İsrail’den gelen dış tehditler. Bu dış tehditler gevşediği anda İranda bir iç karışıklık ve değişimle karşı karşıya kalabilir. Tahran’daki durum, Ortadoğu’daki diğer ülkelerden biraz daha farklı. İran’da halkın bir kesimi ile sıkıntısı olan rejim kendi içinde de çok sorunlu vaziyette. Devlet içi ihtilaflar Tahran’ın hem iç politikasına hem de dış politikasına yansıyor. Bütünlüklü olmayan bu durum İran’ı dış politikada ciddi bir zafiyete sürüklüyor. Bunun tamiri de kolay görünmüyor.

Bütün bunların yanına Avrupa’daki ekonomik krizlerin siyasi krizlere dönüşerek büyümesini, ABD’nin projelerinin hezimetle sonuçlanmasının getirdiği psikolojik çöküntü, Türkiye’yi her geçen gün daha avantajlı hale getiriyor.

Bölgede yeni bir dönem başlıyor. Dünya düzeni değişiyor. Yeni Ankara’nın dış politika manevralarını, soğuk savaş dönemlerinin parametreleriyle değerlendirenler veya Ankara’nın dış politikasını New York Times üzerinden okuyanlar yanılmaya ve yenilmeye devam edecekler.

Alper TAN

17.12.2012

Yazarın Önceki Yazıları
Batı medeniyetinin çöküşüne hazır olun 22.03.2017Haçlı birliğine karşı hilal birliği 15.03.2017Avrupa niçin düşmanlıkta yarışıyor? 10.03.2017Niçin "hayır" demeliyiz! İşte sebepler.. 06.03.2017Aslında "kimler rahatsız" 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017Fethullah'ı verseler ne olacak! 23.02.2017Bu sistemin ne zararı vardı da değiştiriyoruz? 15.02.2017ABD'nin dinci siyaseti tutar mı? 12.02.2017Sandığa giderken dünyada neler oluyor? 09.02.2017Donald Trump'a teşekkür mektubu 31.01.2017ABD gizli belgesi ve Reina saldırısı! 17.01.2017ABD, NATO, Terör ve Cuma Hutbesi! 02.01.2017Batı Savaşı Kaybetti. İstese de İç Savaş Çıkartamaz! 30.12.2016Suriye'de kimlerle savaşıyoruz? 27.12.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.