YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Diplomasi maçı
05 Eylül 2008 15:00

Bölgemizde ve yakın çevresinde çok dinamik ve hızlı gelişmeler yaşanıyor. ABD, AB, Rusya ve diğer önemli devletlerin bizzat içinde veya yanında yer aldığı olaylar karşısında Ankara’nın bigane kalması beklenmemeli. Eskiden olduğu gibi Türkiye’nin, dış politika stratejisini Washington’un dümen suyuna kilitleyerek hiçbir yere varamadığı ortada.


Türkiye ve Kafkasya satrancı:
Şimdiye kadar Filistin-İsrail sorunu, Irak Savaşı, Lübnan, İran ve Suriye gibi konular sebebiyle Dünya’nın dikkatleri Ortadoğu’da iken, şimdi bu konular görünürde ikinci plana düşmüş durumda. Amerikan destekli Saakaşvili yönetiminin Donkişot tutumu sonucu Gürcistan, Rusya’nın hışmına uğradı. Gürcü lider “Dimyat’a pirince gittiğini sanırken evdeki bulgurdan oldu.” NATO ve Washington’un bol keseden yardımına bel bağlayan Gürcü lider, güvendiği dağlara kar yağdığını umarız iyi görmüştür. Mihail Saakaşvili’yi boyalı devrimlerle liderliğe taşıyan Neoconlar, Gürcistan’ı ilk badirede satıverdi. Gürcü halkı acı gerçeklerle yüz yüze kaldı. Böylece Gürcülerle birlikte bu bölgede ABD desteğine bel bağlayanlar ülkeler ve topluluklar, umulur ki dünyanın süper gücü olarak gördükleri Washington yönetiminin sadece kendi çıkarları için şahin olduğunu anlamış olsunlar. Ne Amerika’ya, ne de Bağımsız Devletler Topluluğu içinde yan yana ve eski müttefik olsalar bile Rusya’ya güvenemeyecekleri gerçeğini görmüş olsunlar.


Gürcistan-Rusya savaşı, Kafkasya halklarının kime güvenmeleri gerektiği konusunda son derece göz açıcı olmalı. Bu savaşta her ne kadar şu anda Rusya galip ve kazançlı çıkmış gibi görünse bile aslında hiç de öyle değil. Bu süreçte Kafkasya halkları Rusya’ya da, Amerika’ya da güvenilmemesi gerektiğini eninde sonunda göreceklerdir. AB’nin ise sadece bir ekonomik birlik olduğu, siyaset ve güvenlik konularında etkisiz eleman durumundan kurtulamadığı bir kere daha bu olayla birlikte teyit edilmiş oldu.


Türkiye’ye gelince. Yukarda saydığımız olumsuzluklar, aslında Türkiye’nin önünde önemli fırsatlar olarak duruyor. Türkiye bu satrancı iyi oynarsa badireden en kazançlı çıkan ülke haline gelebilir. Bölge halklarının güvencesi ve koruyucusu konumuna gelmesi, Türkiye’ye siyasi gücün yanında sosyal ve ekonomik avantajlar da kazandırabilir. Ankara Rusya ile ilişkilerine de zarar vermeden bu gelişmeleri olumlu yönde değerlendirmelidir.


Erivan ziyareti için Ankara şartları:
Ankara gündeminin bir diğer konusu ise Türk milli takımının Ermenistan milli takımı ile Erivan’da yapacağı futbol maçı. İki ülke arasında olmayan diplomatik ilişkiler nedeniyle bu spor olayı bir nevi diplomasi maçına dönüşüyor. Ermenistan devlet başkanı, Türk cumhurbaşkanını maça davet etmişti. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, maça gitme yönünde bir irade sergiliyor. Gül’ün Ermenistan’a maça gitmesine Türkiye’de karşı çıkanlar var.  Ama zannetmeyin ki sadece Türkiye’de karşı çıkılıyor. Gül’ün ziyaretine Ermenistan’daki radikaller de karşı çıkıyorlar. Yani Türkiye’deki Ermenistan karşıtları ile Ermenistan’daki Türkiye karşıtları şu an aynı şeyi yapıyorlar ve aynı politika üzerinde mutabık durumdalar. Bu son derece manidar değil mi?


Bu ziyaretin yapılması henüz tam kesinleşmedi. Türkiye bazı önemli şartlar ileri sürüyor. Eğer Ermenistan yönetimi bu şartlara tamam derse ziyaret gerçekleşecek. Kabul etmezse ziyaret de olmayacak. Türkiye’nin şartlarının bazıları şunlar:


1. Ermenistan yönetiminin, Türkiye’nin milli sınırlarını tanıyacağını taahhüt etmesi.
2. Ermenistan ile Azerbaycan arasında büyük bir sıkıntı olan Karabağ sorununun çözümü için çalışacağı teminatını verilmesi.
3. Yapılacak maçın Türkiye’deki rövanşına Ermenistan devlet başkanının da katılması.
Bu ve benzeri şartlar kabul edilirse bu ziyareti yapmanın ne mahsuru olabilir ki.


Hatırlarsanız Türkiye’deki her şeye itiraz etmekle tanınan bazı “HAYIR”cılar, Irak cumhurbaşkanıyla görüşmelere de “olmasın” diyorlardı. Görüşüldü de ne kaybettik.


Türkiye, bölgesinde, kendini doğrudan veya dolaylı ilgilendiren problemlerin çözümü için aktif çaba harcıyor. Bu son derece akıllıca bir yol. Sorunlara gözlerimizi kapatarak, görmezden ve duymazdan gelerek, ilişki ve irtibatı keserek, bağırıp çağırarak, hakaret ederek hiçbir meseleye çözüm bulamadığımız şimdiye kadar açıkça görüldü. Bu şartlarda bu ziyaretten hiçbir şey kazanamasak bile hiçbir şey de kaybetmeyiz.


Washington’un Karadeniz planı:
ABD son yıllarda, tıpkı Ak Deniz’de olduğu gibi Karadeniz’e de NATO deniz gücünü konuşlandırmak için uğraşıyordu. Türkiye ve Rusya ise ittifak halinde bu talebe karşı çıktılar ve şimdiye kadar engellediler. Şimdi ABD bu isteğini gerçekleştirmek için bahane arıyor. Bu noktada Washington açısından Rusya-Gürcistan savaşı kaymaklı bir gerekçe oldu. Ama henüz tam yeterli değil. Eğer mümkünse ABD, yeni ve daha güçlü bir gerekçe için Azerbaycan’la Ermenistan’ın da Karabağ meselesini yeniden gündeme getirip bu sebeple savaşa başlamasından son derece memnuniyet duyacaktır.


Böylece hem Gürcistan hem de Karabağ bahanesiyle NATO gemilerini Karadeniz’e sokmanın gerekçeleri oluşturulmuş olacaktır. Bu sayede Washington, Türkiye ve Rusya başta olmak üzere Karadeniz’e kıyısı olan ülkeler ve Kafkasya’yı daha fazla denetim ve kontrol altına almış olacak, İran sebebiyle çizdirdiği karizmayı Kafkasya propagandası ile telafi etmeye çalışacaktır. Bu da ABD’de Kasımda yapılacak başkanlık seçiminde Demokratların eleştirilerini azaltmak için uygun bir gerekçe oluşturabilir.


Bu tehlike sebebiyle bazı ABD’li veya gizli ABD yanlısı unsurların Azerbaycan ordusundaki savaş yanlılarını Karabağ gerekçesi ile Ermenistan’a karşı savaşa kışkırtma çabasına karşı dikkatli olmak gerekir. Azerbaycan, Karabağ konusunda kesinlikle haklıdır. Ancak mücadelesini şu şartlarda savaş harici yöntemlerle devam ettirmelidir.


Türkiye ise her olumlu gelişmeye “red” ve “hayır” diyen kesimlere aldırmadan yoluna devam etmelidir.


03.09.2008

Yazarın Önceki Yazıları
ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Dava ve Sırat-ı Müstakim 08.05.2017Artık savunma yok taarruz var! 19.04.2017Bir devrimin ardından.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017Dünya alt-üst oluyor! 31.03.2017Monarşik Avrupa'ya demokrasi götüreceğiz 28.03.2017Batı medeniyetinin çöküşüne hazır olun 22.03.2017Haçlı birliğine karşı hilal birliği 15.03.2017Avrupa niçin düşmanlıkta yarışıyor? 10.03.2017Niçin "hayır" demeliyiz! İşte sebepler.. 06.03.2017Aslında "kimler rahatsız" 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017Fethullah'ı verseler ne olacak! 23.02.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.