YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Devlet halkıyla savaşmalı mı?
30 Eylül 2010 18:18

Devletin, korku siyaseti uygulayıp, insanları sindirerek kendi gücünü hissettirip yönetme anlayışı artık sona eriyor. Şimdiye kadar devlete göre halk oluşturulmak istendi. Onun için de tek tip, ideolojik, renksiz, edilgen ve kişiliksiz insanlar çoğaldı. Güdümlü insanlar devletin çok kilit noktalarına getirildi. Kişilikli, cesur ve sistemi eleştiren anlayıştakiler sistem dışına itildi.

 

Devlet, kendi eliyle kendi vatandaşlarını gruplara ayırdı. Dindarlar, Kürtler, solcular, ülkücüler, Aleviler, Ermeniler, çeşitli sıfatlarla yaftalanarak kenara itildi. Bunların içinde yasakçı düzenle işbirliği yapanların ve itiraz etmeyenlerin önleri açıldı. Diğerleri muhtelif bahanelerle düşman ilan edildiler. Dolayısıyla etrafımızdaki tüm ülkeler düşman gösterilirken içimizdekiler de düşman sayılıyordu. Yani ilan edilmemiş bir savaşı fiilen yaşadık.

 

Atatürk’ün “Yurtta sulh cihanda sulh” sözü en yüksek duvarlara yazıldı. Ama bu söz duvarda asılı kaldı. Etrafımızda dört bir yanımız düşman, içimiz de düşman(!) doluydu. Halkıyla fiilen savaşan bir devlet yapısı hakim oldu. Ama yapılanlar Atatürkçülük adına yapılıyordu. Toplumun tüm kesimleri acılar yaşadı. Küçük bir mutlu azınlık dışında baskı ve zulümden payını almayan yok gibiydi. Duruma hakim derin yapılar eliyle provokatif olaylar yapıldı. Sonra da bu olaylar bahane edilerek halkın üzerine gidildi.

 

Devletin adaletsizliğinin ceremesini çekmeyen kesim yok ama bu kesimlerden biri de Kürtlerdi. Devletin araştırmasına göre Nisan 2009 tarihi itibariyle, 1979’dan bu yana çeşitli sebeplerden dolayı öldürülen Kürt sayısının 46 bin 700 olduğu belirtiliyor.

Ülkemizde 17 bin 500’den fazla faili meçhul olay, kapatılan Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin tozlu dosyalarında saklanıyor.

Çıkan olaylarda 33 bin civarında Kürt sakat kaldı.

41 binden fazkla Kürt cezaevinde. Yani cezaevinde bulunan vatandaşların üçte birinden fazlası Kürtlerden oluşuyor.

Ve bunların yüzde 87’si 18-41 yaş arası.

Sadece yüzde 13’ü 41-60 yaş arasında.

23 bin Kürt ise yurt dışına kaçmış vaziyette.

 

Şu an ülke içinde bin 800 civarında PKK militanı var.

Kandil’deki militan sayısı 2 bin, Avrupa’dakiler ise 500 civarında. Avrupa’daki militanlar daha çok siyasi amaçlı çalışıyor.

 

PKK  sebebiyle hayatını kaybeden şehit sayısı resmi olarak 5 bin 671 gösterilmekle birlikte, emekli sandığından PKK vesilesiyle şehit maaşı alanların sayısı 10 bin rakamını buluyor. Buradan şehit sayısının da tam olarak açıklanmayarak gizlendiği ortaya çıkıyor.

19 bin gazi ve sakat vatandaşımız var.

Bütün bunların toplamı yaklaşık 200 bini buluyor.

1980 öncesinde de 200 bin civarında insanımız çeşitli şekillerde ziyan edilmişti. Bütün bu kurbanlar baskıcı düzenin bekasını sağlamak için verildi. Kurbanların bir kısmının genel adına şehit, bir kısmına terörist, solcu, ülkücü, Alevi, dinci veya bölücü dediler. Ama insanlarımızı çeşitli bahanelerle kurban edenler, yukarda kadeh tokuşturdular, ülkenin rantını paylaştılar. Şehit olan çocukların anaları kışlaya giremedi, kız kardeşleri de üniversite kapılarından geri döndü. Babaları ise “göbeğini kaşıyan adam” yaftasına tabi tutuldu.

 

Şimdi düzen değişiyor. Devlete göre vatandaş oluşturmak yerine halka göre devlet tanzim edilmeye çalışılıyor. Açılımlar bunun için, darbe anayasasının değiştirilmesi çabası bunun için. Terörün bitirilme çabası bunun için. Alevi açılımı bunun için. Halkıyla savaşan devlet anlayışından vazgeçiliyor. Devlet halkıyla barışmak istiyor. Bu açılımlarla devlet bir bakıma tövbe istiğfar ediyor. Halkından özür diliyor. Hatalarının hesabını veriyor. Pişmanlık duyuyor.

 

Ergenekon davası süreci ile bir taraftan Silivri’de yargılama sürerken diğer taraftan da derin devletin günahları ortaya dökülerek, bu günahı işleyenlerin millet vicdanında da yargılanması isteniyor. Devlet kendi eliyle içini temizliyor. Bunu da şeffaf ve halkın gözü önünde yapıyor.

Olanları böyle okumak daha doğru olur.

 

Yeni devlet anlayışı, bu iradeyi ortaya koyarken vatandaş olarak bizlerin de bu süreci desteklemesi gerekir. Bu süreç hükümetle sınırlı bir süreç değil. Bu süreci desteklemek hükümeti desteklemek anlamına da gelmez. Tıpkı anayasa referandumunda olduğu gibi siyaset üstü bir desteğe ihtiyaç var. Siyasi partiler kısır parti çekişmelerini bir tarafa bırakıp halkın huzuru ve ülkemizin geleceği için güç birliği yapmalı.

 

Bir bakıma dünyanın yeniden şekillenmeye başladığı önümüzdeki süreci millet olarak kendi lehimize çevirmenin başka yolu yok. Siyasi partiler açısından, PKK terörünün bitirilmesi süreci en yakın imtihan olacak. Başörtüsü yasağının kaldırılması ve yeni anayasa da diğer imtihanlar.

 

Devletin yeni anlayışının halkla savaşmak değil her kesim dahil halkla barışmak ve lider bir dünya devleti olmak olduğunu siyasi partiler dahil tüm kurumların ve halkımızın anlaması gerekiyor.

 

Alper TAN

30.09.2010

 

Yazarın Önceki Yazıları
ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Dava ve Sırat-ı Müstakim 08.05.2017Artık savunma yok taarruz var! 19.04.2017Bir devrimin ardından.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017Dünya alt-üst oluyor! 31.03.2017Monarşik Avrupa'ya demokrasi götüreceğiz 28.03.2017Batı medeniyetinin çöküşüne hazır olun 22.03.2017Haçlı birliğine karşı hilal birliği 15.03.2017Avrupa niçin düşmanlıkta yarışıyor? 10.03.2017Niçin "hayır" demeliyiz! İşte sebepler.. 06.03.2017Aslında "kimler rahatsız" 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
ALPER ABİ SİZLER DE OLMASANIZ....
 // CELİL SELİM
SON ZAMANLARDA MEDYAYA BAKTIĞIMIZDA BU ÜLKE İNSANIN GÖRMEK İSTEDİĞİ HABERLERDE BİR ATIŞ VAR... EEE TABİ Kİ BU ARTIŞLARDA ALPER TAN GİBİ YÜREĞİNİ BU ÜLKENİN DİNAMİKLERİNDEN ALAN GAZETECİLERİN ROLÜ ÇOK BÜYÜK...
ALPER ABİ SENİ SEVİYOR DESTEKLİYOR BU GERÇEK DÜŞÜNCELERİNİN DEVAMINI BEKLİYORUZ... BİZLERİ GERÇEK HABERLERDEN FÜŞÜNCELERDEN MAHRUM BIRAKMAYIN.... ERCİYES ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİMDEN SELAMLAR.......
01 Ekim 2010 19:00
sorun nerde acaba.
 // Burakcan
Daha önceleri defalarca söylediğim bir konuyu şimdi Alper beyin yazısını okuyunca tekrar etmek gereği duydum.. İnsanlar ve toplumlar hakettikleri gibi yönetilirler. En nihayetinde Üniter yapısı olan bir Devletimiz var..Birde Demokrasi olgusu. Yani elimizde un ve şeker var.geriye helvayı yapacak olan insan olgusu eksik. işte ana sorun burda bugüne kadar demokrasiyi toplumun tamamına yayamamak. yani helvayı yapamamak. Ama bugünden sonra artık helvayı yapcak ustalarda çoğald...
30 Eylül 2010 20:42
Dogru tespit
 // Berrin Celik
Yazar cok dogru bir tespitte bulunmus. Adeta hislerimize tercuman olmus. Yazisindan dolayi tebrik ediyorum. Halk olarak biz de devletin millet icin var oldugunun artik hatirlanmasini istiyoruz....
30 Eylül 2010 18:49