YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Devlet Bahçeli hesap soruyor
14 Mart 2008 18:03

Devlet, cumhuriyet, rejim, laiklik elden gidiyor diyerek ortalığı kaosa sürüklemek isteyen oyunculara özellikle emekli asker ve emekli yargı mensuplarına, MHP lideri Devlet Bahçeli gerekli cevabı veriyor ve ülkücü, milliyetçi gençliği bu provokasyonlara alet olmamaya davet ediyordu. Son dönemde yapılmak istenen birçok gayri meşru eylemlerden de gençliğimizi uzak tutmayı başarmıştı Bahçeli. Türk silahlı kuvvetlerinin 27 Nisanda vermiş olduğu muhtıranın içeriği de tıpkı millette olduğu gibi MHP camiasında da düş kırıklığı ve derin manevi yaralar açmıştı. Hiç bir yere koyamamış, mantığa sığdıramamış TSK’ya yakıştıramamış ve anlayamamışlardı MHP’liler bu muhtırayı.


22 Temmuz 2007 seçimlerinden önce tüm “ulusalcı” camia, CHP ve MHP’yi işbirliği içinde gösterdi ve seçim sonrası iki partinin koalisyon yapacaklarını söyledilerse de MHP bu seçimlerden gerekli mesajı almıştı. Seçim sonrasında 367 saçmalığından ülkeyi kurtarmaya, cumhurbaşkanlığı seçimindeki gereksiz düğümleri çözmeye özen göstermiş ve Anadolu insanının yüreğine su serpmişti MHP.

 

Sayın Devlet Bahçeli 5 Şubat 2008 tarihinde TBMM’deki grup konuşmasında tarihi bir açıklama yaparak adeta 60 yıldır süregelen oyunların farkında olduklarını, her şeyi bildiklerini ve gördüklerini anlatıyordu. MHP’lileri ulusalcı kategoride görenlere, millet ile MHP’yi karşı karşıya getirecek tuzaklar kuranlara, ülkücüleri provokasyona itmeye çalışanlara, mukaddesatçılıkla, milliyetçilik arasında tercihe zorlayanlara, yıllardır ülkücüleri devlet adına yönlendirip sonunda çöp sepetine atan darbecilere, aşağıda yazılı şu tarihi cevabı vermiş ve gerçek anlamda hesap sormaya başlamıştır.

 

Darbeler sonrası, Askeri Sıkıyönetim Mahkemeleri’nde verilen haksız ağır hükümler, askeri cezaevlerinde reva görülen acı ve işkenceler, haksız yere idamlar, zerre kadar kuşku duyulmadan fişlenen ülkücülerden şimdilerde hükümetin kaldırmaya çalıştığı “Üniversitelerdeki başörtüsü yasağını” savunmaları isteniyordu. MHP ise açık bir tavırla yasağa karşı çıkıyor ve başörtüsüne özgürlük talep ediyordu. Emekli askerlerin kurduğu dört ayrı dernek, üzerinde “Tarifsiz düş kırıklığımızla’’ yazan siyah çelengi MHP Genel Merkezi’nin önüne koymak ve partiyi protesto etmek istemişti.

 

1930’larda, 1950’lerde, 1960’ta, 1980’de, 1997’de defalarca “Tarifsiz düş kırıklığı” yaşayan milliyetçiler, milletten kopuk kesimlere bu defa tokat gibi cevap veriyor, “Bismillah Allah-ü Ekber” nidalarıyla çelengi yere çarparak param parça ediyor, protestocu askerleri geldiklerine pişman edercesine kovalıyorlardı. Bu durum, Cumhuriyet tarihi boyunca, milliyetçilerin “Devletin darbeci-statükocu” kesimiyle olan ilişkileri bakımından miladi bir önem taşımaktadır. Bu, tarihi bir hesaplaşma ve kırılma noktasıdır.     

 

Devlet Bahçeli 5 Şubat 2008 tarihli TBMM, MHP grup toplantısında yaptığı celal ve hiddet dolu konuşmada din ve demokrasi karşıtlarını, darbe özlemcilerini, işbirlikçileri adeta tokatlıyordu: ’’Yüreği vatan ve millet sevgisi ile çarpan parti mensuplarımıza, Atatürk’ü ve Cumhuriyeti hatırlatacak kadar küstahlaşan bu mihrakların arasında, çeyrek asır önce, ülkemizdeki demokratik rejimi değiştirmek için fırsat kollayanlar ile Cumhuriyetin yıkılmasını derinden derine planlayanların bulunuyor olması, eski ve yarım kalmış hesapların ve kinlerin tekrar ortaya çıkartılmak istendiğinin bir işaretidir. Üniteler ve milli devlet yapısının parçalanması gibi Cumhuriyetimizi temelinden sarsacak ağır tehditlerin kapımızda olduğu bu süreçte; Cumhuriyet rejimi ve laik devlet düzeni adına kaygılar vehmederek, demokrasi karşıtı arayışa yönelenlerin, sanki MHP ile gizli veya açık bir mutabakat ve gönül birliği içindeymiş gibi hayal kırıklığına uğradıklarını beyan etmeleri anlaşılır bir durum değildir. Bilinmelidir ki devletimizin ve milletimizin temel değerlerini korumayı bir siyasi proje olarak ortaya koymuş MHP’yi, hiç kimsenin Cumhuriyet veya laiklik karşıtı olarak suçlaması veya bu kavramları öğretmeye kalkışması kabul edilemez bir hezeyan ve küstahlıktır.”

 

Bahçeli şöyle sürdürüyor konuşmasını:“Türk milliyetçileri aziz cumhuriyetimizin büyük tehditlere maruz kaldığı karanlık yıllarda, gözlerini kırpmadan mücadele ederken ve bu mücadelenin akabinde, en ağır haksızlıklara uğrarken, bu gün, milliyetçi hareketten, devlet adına tavır bekleyenlerin, o günlerde hangi görevlerde bulundukları ve milliyetçi gençlere, hangi gözle baktıkları bizce çok iyi bilinmektedir.”

 

MHP’yi, milliyetçileri, milliyetçilik-mukaddesatçılık arasında tercihe iten ve milliyetçilik değil ulusalcılık kavramını kullanmaya zorlayan kesimlere hitaben MHP lideri Bahçeli, şunları söylüyor.”Bedeli kanla ödenerek Büyük Atatürk’ün önderliğinde kurulmuş Cumhuriyetimizin Başkenti Ankara iki önemli tepe üzerinde sembolleşmiştir. Bunlardan biri devletimizi kuran ve milletimizi kurtaran aziz Atatürk’ün naşının bulunduğu Anıtkabir’i barındıran Anıttepe, diğeri ise inanç hürriyetimizin ve manevi değerlerimizin sembolü olan bir mabedi barındıran Kocatepe’dir’’ diyerek şunları kaydetti: ’’MHP, kimseyi asla bir tercihe ve taraf olmaya zorlamadan, her ikisini de en yüksek seviyede benimseyen ve temsil eden, bu değerler arasındaki bu rabıta ve bağın kopartılmasına asla izin vermeyen duruşu ile Anıttepe ile Kocatepe arasına çekilmiş çelikten bir halattır. Milliyetçi Hareket din ve vicdan özgürlüğünün, laikliğin teminatı, savunucusu ve koruyucusudur. Partimiz bu değerleri yalnızca savunmanında ötesinde, birbirleri ile bir terkip oluşmasını arzulamaktadır. Bu yapının yıkılmasına da, istismarına da çatıştırılmasına da izinvermeyecektir. Türk Milliyetçilerine, Atatürk’ü, Cumhuriyeti ve laikliği veya samimiyetle bağlandığımız inançlarımızı öğretmek veya hatırlatmak, kendi yanılgılarını ve ön yargılarını milliyetçiliğin bir kusuru gibi dayatmak, hiç kimsenin, haddi ve hakkı değildir. Milliyetçi Hareket’e gönül vermiş aziz vatandaşlarımızın ve Türk Milliyetçileri’nin, kimseden milli tarihimizi ve kutlu değerlerimizi öğrenmeye ve onlardan akıl almaya asla ihtiyacı yoktur.’’

……………….devamı var
Yazarın Önceki Yazıları
ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Dava ve Sırat-ı Müstakim 08.05.2017Artık savunma yok taarruz var! 19.04.2017Bir devrimin ardından.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017Dünya alt-üst oluyor! 31.03.2017Monarşik Avrupa'ya demokrasi götüreceğiz 28.03.2017Batı medeniyetinin çöküşüne hazır olun 22.03.2017Haçlı birliğine karşı hilal birliği 15.03.2017Avrupa niçin düşmanlıkta yarışıyor? 10.03.2017Niçin "hayır" demeliyiz! İşte sebepler.. 06.03.2017Aslında "kimler rahatsız" 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017Fethullah'ı verseler ne olacak! 23.02.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.