YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Derin "Gezi"nti
18 Haziran 2013 18:39

Türkiye, envai çeşit psikolojik saldırıyla mücadele etmiş bir ülke. Geçmişte bu saldırılarda ya derin yaralar aldık ya da yenildik. Yenilmesek de içeride birbirimizi yedik. Biz içeride birbirimize girerken planı yapanlar bizi seyrederken bayram ettiler. Gezi Parkı bahanesiyle başlayan eylemler zincirinin karakterine bakarsak o filmi bir kere daha seyrediyoruz.

Önce dışarıdan bir bakalım. Fransa’da 27 Ekim 2005’te başlayan ve 11 gün süren Paris’teki azınlık başkaldırısına karşı Sarkozy hükümeti nasıl davranmıştı? Fransız polisi eylemcilere çiçek demeti ve pasta börekle mi gitmişti, biber gazı yerine Paris parfümü mü sıkmıştı?

Arap Baharı’ndan etkilenerek 17 Eylül 2011 ABD’de başlayan Wall Street’i işgal et eylemleri çok kitlesel ve barışçıl eylemler olduğu halde ABD medyası ve uluslararası medya nasıl davranmıştı?  Eylemin büyüklüğüne rağmen, eylem büyük medya kuruluşlarında fazla yer almadı. Aksine zaman zaman bu yayın kuruluşları tarafından kötü gösterilmek için eylemcilere Nazi, Komünist, seks bağımlısı gibi sözler sarf edilmişti. Aynı medya Türkiye’deki eylemleri Türk Baharı şeklinde vermeye çalışıyor.

Daha geçen hafta Kuzey İrlanda’da yapılacak olan G8 toplantısına karşı Londra’da yapılan eylemlere İngiliz polisi nasıl davranıyordu? İngiliz polisi eylemcilere aşırı derecede orantısız şiddet kullanırken bu konuları küçük haber olarak veren İngiltere medyası aynı günlerde Türkiye’deki eylemleri abartarak ve hatta çarpıtarak/kışkırtarak veriyordu.

Önceki hafta Almanya’yı sel götürdü. Almanya büyük bir felaketin eşiğinden döndü. Türkiye’de duyan oldu mu? Almanya medyası bu durumu küçük haberler şeklinde verirken aynı günlerde Türkiye’deki eylemleri sanki savaş oluyormuş gibi veriyordu.

Alman Derin devletinin operasyonu ile öldürülmüş olan 10 Türk’ün hesabını veremeyen, evleriyle birlikte yakılan vatandaşlarımızın katilini hala açıklayamayan Almanya’nın Başbakanı Angela Merkel, “Türkiye polisinin Gezi Parkı’ına yaptığı müdahaleyi izleyince dehşete düşmüş.” Hatun, “Korkunç” dediği görüntüler nedeniyle “hala şoktaymış.” Türkiye’de hükümetin yaptıkları, onların “İfade özgürlüğü olarak adlandırdıkları ideallere uymuyormuş.” Angela Hanım keşke 2005’te Paris’te “ifade özgürlüğünü” kullanmaya çalışan insanlara da böyle destek verseydi. Ne güzel olmaz mıydı!

Demek ki Alman askerlerinin Afganistan’da katlettiği Afganlardan daha dehşetengiz bir durum var İstanbul’da.. Acaba İstanbul’da o “ifade özgürlüğünü” kullananlar aynı şekilde Berlin’de de bu özgürlüğün bir kısmını kullansalar Angela Merkel bu eylemcilere, polisin silahına taktığı çiçekleri gönderirdi değil mi?

Bizim medya ne yapıyor? ABD ve Avrupa demokrasisine methiyeler dizen medyamız, esnafın işyerini harabeye çeviren, kaldırımları ve kamu mallarını yıkıp yakan, başka düşünceden olan insanlara her türlü küfür ve hakareti savuran güruhların yaptıklarını bir demokrasi mücadelesi veya spor müsabakası şeklinde ve naklen veriyor.

Peki kimdi bu “masum kalabalıklar?” Farklı düşüncelere hiç tahammülü olmayan, demokrasi talep edip ama kesinlikle seçimin meşruiyetini tanımayanlar. Demokratik seçimle geleni darbeyle indirenleri savunanlar. “Özgürlük” istediğini söyleyip vesayeti dayatanlar. Gezi Parkı eylemi yapıp, “Ne istiyorsun kardeş” denildiğinde hükümetin dış politikasını değiştirme talebinde bulunanlar. “Çevre” deyip çevreyi katledenler, “Demokrasi” deyip demokrasiyi darağacında sallandıran zihniyetin savunucuları. “Hükümet, bölücülerle anlaşıyor, memleketi satıyor” deyip o örgütün bayrağını tapındıkları Atatürk heykeline taktıranlar.

Boğaz’daki 3. Köprüye adı verildi diye 500 sene önce yapılmış olan Çaldıran Savaşı’nda “Yavuz Sultan Selim Alevileri katletti” iddiasıyla ortalığı velveleye veren, Yavuz Sultan Selim’i yargılamaya çalışan ama 76 sene önce Dersim’de askeri uçaktan atılan bombalarla ve zehirli gazla binlerce Aleviyi öldüren Mustafa Kemal Atatürk’ü ve İsmet İnönü’yü savunanlar. Sabiha Gökçen isminin İstanbul’daki hava alanına verilmesine itiraz etmeyen ama Yavuz Selim’e hakaret edenler.

Türkiye’de ezilen kesimlerin haklarını tanımaya çalışan hükümete veryansın edip, Suriye’de 120 bin vatandaşını kasten katleden, milyonlarca vatandaşının göç etmesine neden olan Beşşar Esad’a destek verenler.

Sözde Amerikan karşıtı görünüp Amerikan hükümeti ve Amerikan medyası ile aynı dili konuşanlar. 

İnsani yardım gemisi Mavi Marmara’yı Akdeniz’de uluslararası sularda İsrail ordusu vurduğunda Tel Aviv ağzıyla konuşanlar, yine Akdeniz’de uluslararası hava sahasında savaş uçağımızı Beşşar Esad’ın askerleri düşürdüğünde Esad’ın ağzıyla konuşanlar, Irak hükümeti ile Ankara’nın arası açıldığında Maliki ağzıyla siyaset yapanlar.

Tarih boyunca yakıp yıkmaktan, darbe yapmaktan, kriz çıkarmaktan, kendi halkımızı birbirine düşürmek için psikolojik harekat yapmaktan ve her şeye muhalefet etmekten başka bir özelliği olmayanlar. “Hadi sen söyle” denildiğinde bir proje ortaya koyamayanlar. Bu ülkenin bu halkın değerlerine saygı duymayan Batı’dan gelen her şeyi önemli ve mübah sayan ama yeri geldiğinde buna da muhalefet edenler.

Bu derin geziden çok derin işler çıkacak ÇOOOK..

 

Alper TAN

18.06.2013

 

Yazarın Önceki Yazıları
Krizden fırsat çıkarma vakti 04.10.2017Doğu-Batı savaşında zihinlerin işgali... 21.09.2017Büyük hesaplaşmaya doğru... 18.09.2017Batı dünyası nereye yuvarlanıyor? 04.08.2017Mübarek beldelerimizi korumak iman meselesidir 25.07.2017Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
ağzınıza sağlık
 // sadık timur
bir sonraki yzanınızı sabırsızlıkla bekliyorum......
20 Haziran 2013 Perşembe 18:21
yorum
 // şero
işte doğrular bunlar...
19 Haziran 2013 Çarşamba 15:04