YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Derin Devlet İçimizde
25 Şubat 2008 14:11
Türkiye 2007 yılına karmaşık ve yoğun bir gündemle girdi. Aslında yaşanan olaylar çoğu insan tarafından çok da yadırganmadı. Çünkü 2007’nin sıkıntılı olacağı tahmini zaten yapılıyordu. Sadece hangi olayların hangi tarihte nerede ve kime karşı olacağı belli değildi. Şimdi bunlar yaşandıkça ortaya çıkmış oluyor. Hepimiz 2007’nin zor bir yıl olacağının farkında olarak hesap-kitabımızı da ona göre ayarlamalıyız.

Türkiye üzerinde hesabı olan gerçek yabancılarla içerde onlara destek olan işbirlikçileri ülkeyi karıştırmak için ellerinden geleni yapacaklardır. Türkiye sahipsiz bir ülke değildir. Sadece ülkenin gerçek sahibi olan halkın daha duyarlı olması ve kurumların da bahane üretmeden görevlerini gereği gibi yapmaları gerekir.

Kurumlar arası çatışma veya kurumlar içi mücadele ile ülkeye zarar verileceği unutulmamalıdır. Hepimizi ülke menfaatlerini kişisel ve kurumsal menfaatlerin önünde tutmalı, terfi, makam mansıp için ayak oyunlarından uzak durmalıyız. Ayrıca da terfi, makam mansıp için gerçekleri gizleme, yanlışları örtme yolunu da kesinlikle tercih etmemeliyiz.

Yaşanan olayların ardından gündemde ortaya çıkan sihirli konu “derin devlet” mevzuu tekrar manşetlerde. Bu derin devleti yeryüzündeki meteor çukuru gibi bir yerde aramayı devam ettirdiğimiz müddetçe hiçbir zaman bulamayacağız.

Siyasetçi muhalefette ayrı iktidarda ayrı davranıyorsa,
Bürokrasi bazı konularda devlet sırrı kavramına sığınarak gerçekleri gizliyorsa,
Zaman zaman medya kuruluşları kendi üzerlerinden halka karşı psikolojik harekat yürütülmesine gönüllü destek veriyorsa,
İş dünyası “yeşil sermaye” gibi saçma ayrımcılıklara karşı toptan bir itiraz geliştirmiyorsa,
Yargı, “adamına veya kurumuna göre karar veriyor” görüntüsünden bir türlü kurtulamıyorsa, yüksek yargının başında bulunanlar sık sık siyasi liderler gibi konuşuyorlarsa,
Adliye, “askeri yargı”, “sivil yargı” diye ayrılmışsa,
Ülkede bazı uygulama ve icraatlar denetlenemiyor ve hatta yasalarla yargı denetiminin dışında tutuluyorsa,
Ülkede yaşayan vatandaşların bir kısmı “iç düşman” statüsünde görülüyorsa,
Ülke için ölürken “şehit” dediğimiz aynı vatandaş, devlet nezdinde haklarını aramaya geldiğinde hain veya sakıncalı muamelesi görüyorsa,
Bu nazarla bakılması nedeniyle bazı kurumlar veya birimler eliyle milyonlarca insan haksız ve hukuksuz şekilde fişleniyor ve bunu yapanlara dokunulamıyorsa,
Toplum yapılan haksızlıklara karşı “boş ver zaten bizden değildi, iyi oldu kabilinden bir tavır sergiliyorsa”;
Hiç kimse kusura bakmasın.
Derin devleti esrarengiz bir çukurda aramayalım. Çünkü derin devlet içimizde.
Kişiler ve kurumlar el birliği ile içindeki derin devleti çıkarmadığı müddetçe biz daha uzun yıllar konuşmaya devam ederiz.
Meclis içi meclis dışı muhalefetin de desteği ile hükümet başta olmak üzere, yargı, medya, iş dünyası ve sivil toplum samimi iseler attıkları adımla bunu göstermeliler.
Değilse toplumu uyutmak ve havanda su dövmekten ileri gidemeyiz.
Daha önce de defalarca olduğu gibi.
Yazarın Önceki Yazıları
ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Dava ve Sırat-ı Müstakim 08.05.2017Artık savunma yok taarruz var! 19.04.2017Bir devrimin ardından.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017Dünya alt-üst oluyor! 31.03.2017Monarşik Avrupa'ya demokrasi götüreceğiz 28.03.2017Batı medeniyetinin çöküşüne hazır olun 22.03.2017Haçlı birliğine karşı hilal birliği 15.03.2017Avrupa niçin düşmanlıkta yarışıyor? 10.03.2017Niçin "hayır" demeliyiz! İşte sebepler.. 06.03.2017Aslında "kimler rahatsız" 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.