YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Dehşet senaryosu ya da "yersen"
16 Mayıs 2008 17:04

Kendilerini toplum ve siyaset mimarı sanan bir avuç entegre topluluk beyhude hayal ve psikolojik harekat peşinde. Yıllarca Türkiye Gazetesi’nde Ankara temsilcisi ve yazar olarak çalışmış olan ama işten ayrıldıktan sonra eski patronuna demediğini bırakmayan, şimdi ise ulusalcıların yayın organı bir gazetede statüko kalemşörlüğü yapmaya çalışan biri kendince toplumu tehdit etmeye, psikolojik harekat yürütmeye çalışıyor.


Bu yazar, belli bir merkezden kulağına üflenen umutsuz senaryonun sözcülüğüne soyunanlardan biri. Bu işe daha önce de çok soyunanlar olmuştu. Şimdi de bayağı miktarda var. Bu güne kadar siyaset mimarlığına, toplum mühendisliğine, kuru sıkı psikolojik harekat sözcülüğüne soyunanlar şimdi çıplak dolaşıyorlar. Türk milleti onların cemaziyel-evvellerini iyi tanıdı.


Biz de yedik:


Statüko savunucusu yazar, “Kapatılma davası sonunda olacaklar ve olmayacaklar?” başlığı ile bazı maddeler sıralamış. Beyefendi şunları söylüyor.


“AKP’ye açılan kapatma davası  siyasidir.
Bu  bireysel bir teşebbüs olamaz.
Açılan dava, bir büyük  siyaset mühendisliği projenin eylemli ilk adımıdır.
Davanın ardında AKP’nin etki alanının dışında olan devletin tamamı vardır.
AKP’ye kapatılma davasının açılacağı ya da operasyon yapılacağı  Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilmesi ile kesinleşmiştir.


Türban, laikliği sabote anlamında önemlidir, ancak gerçek fonksiyonu açılan davaya ambalaj olmasıdır.


AKP mutlak şekilde kapatılacaktır. Kapatılmama ihtimali binde bir bile değildir.
Tayyip Erdoğan dahil 40 kişinin tamamına yakınına siyaset yapma yasağı getirilecektir.


Cumhurbaşkanı Abdullah Gül için de yasak kararı çıkacaktır.


Kapatılma kararı ile beraber sümen altında tutulan yolsuzluk bombaları bir bir patlatılıp  AKP cenahında panik yaratılacaktır.
Somut yolsuzluk dosyalarının ifşası ile beraber  yargı   Tayyip Erdoğan için ardı ardına davalar açacaktır.
İşte tam bu süreçte dalgalanacak olan AKP  grubundan kopmalar olacak ve yeni siyasi oluşumlar AKP’den kopanların ekseninde şekillendirilecektir.


Tayyip Erdoğan bağımsız milletvekili adayı bile olamayacaktır. Anayasa Mahkemesi buna set çekecektir. Erdoğan’ın bağımsız adaylığına izin verilmesi kapatılma projesinin ters yüz edilmesi olacağından böyle bir şeyin olma ihtimali yüzde bir bile değildir.
AKP’den ilk etapta ANAP ve liberal patentliler ayrılacaktır. Bunu  Abdullatif Şener’le irtibatı olan az sayıdaki Milli Görüşçüler izleyecektir. Ardından ılımlılar da bir bir kopacaktır. Erdoğan’ın  etrafında  Güneydoğu kökenlilerle yakın çevresi kalacaktır.


AKP içinden  yeni oluşuma doğum için  Abdüllatif Şener ve Köksal Toptan’ın dışında Cemil Çiçek, Abdülkadir Aksu ve Ali Çoşkun üçlüsü de ortak olarak zemin yokluyor. Bu üçlüye yine çok ünlü bir AKP’li isim perde gerisinde destek oluyor ve hatta taktik veriyor.
Erdoğan’ın muhtemel emanetçisi Ali Babacan ya da Mehmet Ali Şahin olacak.


Tayyip Erdoğan efsanesinin tamamen sönmesi için  açılacak davalar bağlamında yargı kararı beklenecek. Bu şekilde  bir  mahkumiyet durumunda Erdoğan tarih olacak.


Bir aksilik olur da ters bir süreç şekillenirse (Hiç arzu etmesek de)   demokrasi perdesi  bir süreliğine inecektir..”


Ulusalcı yazarımız bakın ne kadar da demokrat. Darbeyi de hiç arzu etmezmiş. Hakkaten çok etkileyici. Beyefendi şöylece bir not da ekliyor:


”NOT: Bunlar temenni değil, bilgiye dayalı analizimizdir.”


Bu zihniyet sadece bu yazarın düşüncesi değil. Kapatma davasının ardındaki zihniyeti yansıtıyor. Onların sözcülüğü yapılıyor.


Bizim de bu zihniyettekilere bazı sorularımız olacak:
Bu dava siyasi bir dava ise-ki eyvallah-Yargıtay Başsavcılığı ve Anayasa Mahkemesi sizin siyasi karar organlarınız mı?
Kapatma davasının temeli Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı olmasından kaynaklanıyor ise-ki eyvallah-cumhuriyet ve demokrasi ile yönetilen bir ülkede halkın istediği bir liderin cumhurbaşkanı olması sizi neden rahatsız ediyor?


Türban, kapatma davası için kullanılan bir kılıfsa-ki ona da eyvallah-kendi ideolojik kılıfınıza neden bir de hukuki kılıf uydurmaya çalışıyorsunuz?


Madem ki Tayip Erdoğan ve ekibinin yolsuzlukları varsa, bağımsız savcılar ve mahkemeler şimdiye kadar neden bu davaları başlatmadılar da istif etmeyi tercih ettiler? Görevlerini yapmadılarsa bu bir suç değil midir?
Eğer mahkemeler tarafsız ve bağımsız değil de statükonun hukuk dışı emirlerine hukuki kılıflar uyduran kurumlar ise millete şimdiye kadar neden mahkemelerin tarafsız ve bağımsız olduğunu söylediniz? Bu yaptığınız aynı zamanda mahkemelere, hakimlere, savcılara hakaret değil midir?


Durum sizin dediğiniz gibi ise, “Türk Milleti” adına karar veren mahkemelere bu millet nasıl güvenebilir?


Milleti korkutabileceklerini sanıyorlar:


Gelelim esas meseleye:
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Ak Parti’yi kapatmak istediği iddiası sadece bir statüko temennisi ve iftiradan ibarettir. Bunu isteyenler devlet içindeki gücünü ve etkinliğini büyük ölçüde kaybetmiş statüko kalıntılarıyla sınırlıdır.


Bizi Ak Parti değil, milletimiz, ülkemiz, bağımsızlığımız ve demokrasi ilgilendiriyor. Yasakçıların amacı ise, millet iradesinin tecellisine engel olup işbirliği yaptıkları harici odaklarla seçkinci saltanatlarını devam ettirmektir.
Yasakçıların baskıcı ve provokatif eylemleri artık sırıtmakta ve komik olmaktadır.


Şundan emin olalım ki statükonun forsu ve antidemokratik mücadelesi, devlete de millete de tesir etmeyecektir.


Darbeciler takiyye yapıyorlar:


“Arzu etmesek de” laflarıyla darbe tehdidinde bulunanlar bal gibi darbe arzu etmektedirler. Ama iki yüzlü oldukları için hala takiyye yapıyorlar. TSK’nin hiyerarşik yapısının büyük çoğunluğu darbelerin bu ülkeye verdiği zararların bilincindedir, bir avuç maceraperest ve millet karşıtı odağın amaçlarının farkındadır. Hiç kimse askeri darbeyle milleti korkutmaya ve yönlendirmeye yeltenmesin. Ayrıca bu düşüncede olanlar bu defa topyekün milleti karşısında bulacağını unutmasınlar.


Komik oluyorlar:


Statüko da onun sözcülüğünü yapanlar da berbat bir senaryo ile sanal bir mücadele verdiklerinin aslında biliyorlar. Bunun, o kadar farkındalar ki yazdıkları senaryoyu yürütemeyeceklerini anladıkları için şimdi bu senaryoları fısıltı şeklinde, internet dedikodusu şeklinde son olarak da gazete köşelerinde yazarak bunu bir tehdit şeklinde kullanıp, milleti yıldırmaya çalışıyorlar.


Yani bir nevi “yersen” numaraları. 
Çok korktuk Sebahattin Bey çook.
Sebahattin Bey’ler ve diğerleri.. Size bir şey söyleyelim mi?
Bence elinizden geleni arkanıza koymayın. Bu yazdı(rdı)klarınızın hepsini yapın.
Bakalım bu millet yiyecek mi?
Ayrıca bu yazıları ve konuşmaları sağlam bir yerde saklayın. Sonra hep beraber görelim. Bakalım ne olacak.


16.05.2008

Yazarın Önceki Yazıları
Krizden fırsat çıkarma vakti 04.10.2017Doğu-Batı savaşında zihinlerin işgali... 21.09.2017Büyük hesaplaşmaya doğru... 18.09.2017Batı dünyası nereye yuvarlanıyor? 04.08.2017Mübarek beldelerimizi korumak iman meselesidir 25.07.2017Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.