YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Davos'tan sonra
04 Şubat 2009 16:02

 

Davos’un artçı sarsıntıları devam ediyor. Türk başbakanın tavrı Ortadoğu halkları üzerinde derin bir etki sağladı. Bu etki bölgedeki halktan uzak yönetimleri kara kara düşündürüyor. Bölgedeki yönetimlerin çoğu kalben Davos tavrından hoşlanmakla birlikte, gövdeleri Şimon Peres’e daha yakın. Şimdi bunun çelişkisi içindeler. Ama bu çelişki ile daha fazla devam edemezler. Bir karar vermek zorundalar. Tercih yapacaklar nerde durmaları gerektiğine. Bu karar kendi halklarının istediği tarafta olmak zorunda. Aksi halde çok geçmeden kaybederler. Çünkü bu Arap yönetimlerin bel bağladıkları devletler veya güçler, kendi başlarının derdindeler. Hiçbir Arap yönetimi, İsrail’in, Avrupa’nın ve Amerika’nın umurunda değil. Bunlar her zaman güçlüden yana olurlar. Her zaman menfaatlerinden yana olurlar.

 

Türkiye, ABD’ye 1 Mart tezkeresinde gösterdiği itirazı, Davos tavrı ile taçlandırdı. Davos’ta İsrail’e gösterilen tavır, aynı zamanda ABD’ye karşı bir tavırdır. Bu iki çıkış da Türkiye’nin bağımsızlığını gösteren çıkışlardır. Bu çıkışlar, İslam ülkelerinde özellikle halk temelinde Türkiye etrafında bir yüksek sinerji oluşturmuştur. Halklardaki bu uyanış, bölge ülkelerinin yönetimlerini ciddi şekilde etkileyecektir.

 

Davos çıkışı, psikolojik savaşta atom bombasından daha etkili bir sonuç vermektedir. Müslüman halkları, Türkiye etrafında kenetlemiştir. ABD, işgalci ve emperyalist amaçlarla milyondan fazla insan öldürmüş, trilyon dolarlar harcamış ama Afganlara ve Iraklılara ABD bayrağı taşıtamamıştır. Ama Türkiye, hakkın ve mazlumun yanında duruşuyla bölge halklarının gönlünü kazanmış, Gazze’de, Yemen’de ve birçok merkezde insanlar Türk bayrakları ile sokaklara dökülmüşlerdir. Bu durum büyük geleceğin işaretleridir.

 

Günümüzde savaşlar, teknolojik silahlarla, güdümlü füzelerle, atom bombaları ile ve dehşet politikaları ile kazanılamıyor. Bunun en bariz örnekleri Afganistan, Irak ve Filistin’dir. O ülkeleri işgal edenlerin sahip oldukları silahlar artık sahiplerine dönmektedir.

 

İletişim teknolojilerinin sayesinde günümüzün savaşları gönülleri kazanma savaşına dönüşmektedir. Davos bu yönü ile büyük bir örnektir. Bu tavırla İsrail’in Dünya kamuoyuna verdiği masum kisvesi düşmüş, Şimon Peres’in yüzündeki zalim gerçek, dünya aleme gösterilmiştir.

 

Davos çıkışı kendi başına elbette son derece anlamlı ve değerlidir. Bazıları geç kalsalar bile muhalefet partilerinin, başbakana verdiği destekte kıymetlidir. Ancak Davos tavrını gerçek bir zafere ve başarıya dönüştürmemiz gerekiyor.

 

CHP lideri Deniz Baykal soruyor. Gazze’de çocukları ve sivilleri vuran İsrail pilotları Konya’da eğitilmiyor mu? Bu soru ve eleştiri son derece yerinde ve haklı. Bu soruyu CHP liderinin sorabilmesi de güzel bir gelişme. Türkiye, İsrail’le olan askeri, siyasi ve ticari ilişkileri masaya yatırmalı. İsrail’in anladığı dilden hareket etmeliyiz. Ankara bunu yapmadığı takdirde, Davos’un İsrail üzerinde oluşturduğu psikolojik hava, kısa zamanda dağılır. Türkiye de bölge ülkeleri üzerinde oluşturduğu siyasi üstünlüğü bir süre sonra kaybedebilir. Bu da halkların umutları ile oynanması anlamına gelir. Türkiye barış için gösterdiği tavrı somut adımlarla sürdürmeli. Bölgedeki siyaset ve söylem üstünlüğünü güçlendirerek muhafaza etmeli.

 

Türkiye bunu yaptığı zaman Batı’dan uzaklaşmış olmaz. Aksine Türkiye’nin Batı’daki değeri ve gücü daha da artar. İsrail ve bölge ülkeleri arasındaki arabuluculuk niteliği de zayıflamaz, güçlenir. Hiç dert etmeyelim İsrail ise Türkiye’ye bundan böyle yalancıktan değil, gerçekten saygı duymaya başlar. Çünkü İsrail’in şimdiye kadar Türkiye’ye saygı duyduğunu ve Davos’la birlikte bunun sarsıldığını söylemek saptırma ve hurafeden ibaret. İsrail şimdiye kadar Türkiye’yi sadece tepe tepe kullanmıştır. Türkiye, İsrail’e yaptırım uygulamalıdır. Ankara, elinde bulundurduğu kartları değerlendirmelidir.

 

Türkiye özüne dönüyor. Türkiye kendisi olmaya çalışıyor. Türkiye tarihini hatırlıyor. Parlak geçmişi ihya etmeye çalışıyor. Kaderin cilvesine, Mevla’nın lütfuna bakın ki bölge halkları ve ülkeleri de aynı beklenti içindeler. Geride kalan yüzyılın acı tecrübesi Türkiye’ye de Ortadoğu’ya da çok şey öğretti.

 

Şimdi, tarihin öğrettiklerinden ders çıkarma ışıklı geleceği hazırlamak için işe koyulma zamanı.
Kolay gelsin.
04.01.2009


Yazarın Önceki Yazıları
ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Dava ve Sırat-ı Müstakim 08.05.2017Artık savunma yok taarruz var! 19.04.2017Bir devrimin ardından.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017Dünya alt-üst oluyor! 31.03.2017Monarşik Avrupa'ya demokrasi götüreceğiz 28.03.2017Batı medeniyetinin çöküşüne hazır olun 22.03.2017Haçlı birliğine karşı hilal birliği 15.03.2017Avrupa niçin düşmanlıkta yarışıyor? 10.03.2017Niçin "hayır" demeliyiz! İşte sebepler.. 06.03.2017Aslında "kimler rahatsız" 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.