YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Darbe anayasası vahiy mi?
14 Kasım 2008 16:18

Son günlerin yeniden alevlenen tartışma konusu yine Anayasa değişikliği. Hatta Anayasa’nın değiştirilemez kabul edilen maddelerinin ne olacağı konusu. Tartışmanın yeniden alevlenmesi, Bilkent Üniversitesi’nde gerçekleşen bir panelle başladı. Panelde Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç ve Anayasa Mahkemesi raportörlerinden Doç. Dr. Osman Can da birer konuşma yaptılar. Osman Can, “Akademik özgürlük kapsamında” diyerek başladığı konuşmasında Anayasa ve Anayasa Mahkemesine dair ciddi ve mantıklı tahliller dile getirdi. Anayasanın değiştirilemez ilkelerini eleştirdi. Osman Can, bazılarının tabusal alanına girdiği için tepki gösterenler oldu.



Aslında bu konuyu en başta tartışmaya açması gereken kurum TBMM olması gerekirken Meclis susuyor, başkaları tartışmaya çalışıyor. Anayasa Mahkemesi’nin 367 kararı ve 5 Haziran kararı ile yetkileri elinden alınmış olan TBMM’nin Başkanı Köksal Toptan ise tartışmalara destek vermek yerine konuyu kapatmaya ve tartışmaları susturmaya çalışan bir tutum izliyor. Statükonun değişmesine gerek görmüyor. Gerekçe ise hazır: “Onlar, Cumhuriyetimizi var eden temel niteliklerdir. Onlardan vazgeçmemiz söz konusu olamaz. O nedenle onları tartışmaya açmamak lazım. Yapılacak tartışmalar, yeni bunalımlar getirir.”



Bir kere demokratik bir ülkede herhangi bir konunun tartışılmasını tehlikeli kabul etmek yanlış bir anlayış. İkincisi; bir şeyi tartışmak ayrı, kaldırmak ayrı konudur. Her tartışılan kaldırılacak diye bir mantık da olamaz.



Diğer bir çelişki: Atatürk’ün arkasına sığınan 1960 darbecileri, Atatürk’ün hazırladığı 1924 anayasasını, 1961 yılında ilga etmiş yani yürürlükten kaldırmıştı. 12 Eylül 1980 darbesini yapanlar da 1961 Anayasasını kaldırdı. Onlar için bu hak meşrudur. Çünkü onlar darbecidir. Ama biz, Atatürk’ün hazırlattığı anayasayı ortadan kaldıran darbecilerin hazırladığı ve Türkiye’ye dar gelen anayasayı tartışamayız, değiştiremeyiz. Tartışırsak “Devletin kuruluş niteliklerine aykırı olur.” Neden devletin kuruluş felsefesine aykırı olsun? Devletin kuruluş felsefesini, Atatürk’ün Anayasası’nı ortadan kaldıran 12 Eylül darbecileri mi temsil ediyor?



Bu devletin kuruluş felsefesine, bırakın aykırı olmayı daha da uygun olacak bir anayasa değişikliğini 21. yüzyılda, toplumun ve dünyanın gelişen anlayışlarına uygun olarak yeniden yapamaz mıyız? Sayın Meclis Başkanı’nın bu konuda bir tereddüdü mü var? Türk toplumu, bu darbe Anayasasından kurtulmak için yasakçı ve bunalım makinesi statükonun keyfini beklemek zorunda mı?



Bunları tartışamayacaksak nerede kaldı fikir ve ifade özgürlüğü?



Darbe Anayasası ülkenin önünü tıkıyor, demokrasinin ve memleketin gelişmesini engelliyorsa bile, darbeciler, “Değiştirilemez” dediği için kıyamete kadar katlanmak zorunda mıyız? Bütün bunlar Atatürkçülük maskesi altında yapılıyorsa ve eğer sonuç bu ise, Atatürk’ün müspet ilim ve aklı referans alan gayretleri ve “muasır medeniyet” hedefleri nerede kalıyor? Türkiye’ye dar gelen bu yasakçı Anayasayı ülkenin kurucuları mı koydu, yoksa Washington’un darbeci “Bizim oğlanları mı?”



TBMM ve Meclis başkanı, milletin kendilerine verdiği yetkilerin Anayasa Mahkemesi tarafından ellerinden alınmasına cesur bir ses çıkaramıyor, bu kapandan çıkmak için bir varlık gösteremiyor. Bari sivil toplumun ve aydınların tartışmasına engel olmasalar.



Atatürk'ün işaret ettiği çok önemli bir gerçek de, bu yüzyılın hızla ilerleyen dünyasında, medeni ülkeler arasında yer alabilmenin yolunun yeniliğe bağlı olduğudur. Nutuk’ta yer alan, Atatürk’ün bizzat kendi sözleri aynen şöyle:



"Medeniyet yolunda başarı yeniliğe bağlıdır. Sosyal hayatta, iktisadi hayatta, ilim ve fen sahasında muvaffak olmak için yegâne tekâmül ve terakki yolu budur. Hayat ve yaşayışa hakim olan kanunların zaman ile değişmesi, gelişmesi ve yenilenmesi zaruridir. Medeniyetin buluşları, tekniğin harikaları, cihanı değişmeden değişmeye uğrattığı bir devirde, asırlık köhne zihniyetlerle, geçmişe bağlılıkla varlığını korumak mümkün değildir." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II, s. 181)



Tekrar dikkatinizi çekerim. Atatürk’ün sözü aynen şöyle:  “Hayat ve yaşayışa hakim olan kanunların zaman ile değişmesi, gelişmesi ve yenilenmesi zaruridir.” Bu söz Atatürk karşıtlarının veya Atatürk tüccarlarının sözü değil. Atatürk’ün kendi sözü...



Türkiye Cumhuriyeti devletini kuran lider olan Atatürk bile kendi çıkardığı kanunların zamanla değişebileceğini söylerken, Atatürk ve statüko istismarcılarının ne haddine ki Anayasa eliyle milletin etrafına duvarlar örmeye çalışıyor!



Şimdi darbe anayasalarının savunuculuğunu yapan sahte Atatürkçülere sorulması gereken en can alıcı soru şu: Atatürk zamanında hazırlanan ve devletin temellerini oluşturan 1921 ve 1924 Anayasalarında acaba “Değiştirilemez, değiştirilmesi teklif bile edilemez” maddeler var mıydı?



El cevap: Kesinlikle yoktu.



Bu hurafe yasakçılık 27 Mayıs darbecilerinin eliyle 1961 Anayasası’nda başlatılmıştır. 1961 Anayasası sadece “Cumhuriyet”ten bahseden birinci maddeyi “değiştirilemez” kabul etmişken, 12 Eylül darbecileri ise yasağın suyunu çıkararak iyice genişletmişlerdir.



Son soru ise şu: Devletin kurucusu Atatürk bile, dönemin şartlarına rağmen 1921 ve 1924 Anayasalarına değişmez maddeler koymazken, darbecilerin hazırladığı anayasa vahiy mi ki tartışamayalım veya daha demokratik bir Anayasa hazırlamayalım.



Tartışamadığımıza ve değiştiremediğimize göre, eğer 12 Eylül Anayasası vahiyse isterseniz Kenan Evren’i de TBMM vasıtasıyla “hâşâ” peygamber ilan edelim.



Bilmem haksız mıyım?
14.11.2008



GÖRÜNTÜLÜ İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN



 



Yazarın Önceki Yazıları
Doğu-Batı savaşında zihinlerin işgali... 21.09.2017Büyük hesaplaşmaya doğru... 18.09.2017Batı dünyası nereye yuvarlanıyor? 04.08.2017Mübarek beldelerimizi korumak iman meselesidir 25.07.2017Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Dava ve Sırat-ı Müstakim 08.05.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.