YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
ÇÖZÜM SÜRECİ NEDİR NE DEĞİLDİR?
17 Ocak 2013 17:22

 

Bu topraklarda yaşayan Türkler ve Kürtler için geleceğe dair güzel umutların belirdiği önemli bir dönemin içinden geçiyoruz.Tarihi önemde bir geçiş zamanını yaşayan bizler, çocuklarımız ve torunlarımıza “İşte biz o dönemlerde şöyle şeyler yaşamıştık” diye anlatabileceğimiz günlerden söz ediyoruz.

Bu ülkenin halkı, bu ülkede siyaset yapan birçok insandan daha fazla feraset, sağduyu ve şuura sahip. Bunun böyle olduğunu son iki üç haftadan beri işleyen çözüm sürecine dair toplumsal tavırdan görüyoruz. Sürecin rayında gittiğini gören bazı mihraklar, bunu sabote etmek için Paris’te 3 PKK’lı kadını öldürdüler. Türk - Kürt kardeşliğinin yeniden pekişmesini istemiyorlardı. Ama o sabotaj girişimi, çok şükür ki ters tepti. Türkler de Kürtler de bu oyuna gelmediler. Bazı politikacılar dışında iktidarıyla, muhalefetiyle siyasetçiler de, genel olarak önemli bir olgunluk gösteriyorlar. Medyanın tavrı çok çok önemliydi. Medyada da bazı kadrolu bozguncular ayrı tutulursa genel olarak müspet bir yayın anlayışı öne çıkıyor. Umarız bu olumlu hava bozulmaz. Paris’te öldürülen 3 PKK’lı kadın için Diyarbakır’da yapılan törendeki sağduyu ve olgunluk umutlarımızı daha da arttırdı.

Peki içinden geçtiğimiz, adına çözüm ve barışma süreci diyebileceğimiz gelişmelerin anlamı nedir? Yaşananlar nedir, ne değildir?

Öncelikle “Ne değildir”den başlayalım

Bu süreç, hükümetin PKK’ya teslim olması, güvenlik güçlerinin terör örgütüne yenilmesi, PKK’nın zafer kazanması değildir.

PKK’nın tasfiyesi, Kürtlerin alt edilmesi değildir.

Türkiye’nin bölünmesi, PKK’nın bağımsız devlet kurması, ayrılıkçı düşüncenin başarılı olması değildir.

Terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’ın cezadan kurtularak serbest bırakılması, “Bebek Katili”nin kahraman ilan edilmesi, Öcalan’ın “Barış Kelebeği” olması değildir.

Çözüm süreci nedir?

Türklerin ve Kürtlerin, devleti yeniden fethetmesidir. Sadece Kürtleri değil Türkleri de parya gören devlet anlayışının yıkılmasıdır.

Türklerin ve Kürtlerin kendilerinden gasp edilen devletlerine kavuşmalarıdır.

PKK’yı kullanarak Türkiye’yi bölmek isteyen dahili ve harici odakların başarısız olmasıdır.

Türkiye’nin küresel aktör olmasının önündeki en önemli engelin aşılması ve yeni zaferlerin yolunun açılmasıdır.

Sadece Türkiye’dekilerin değil, Irak ve Suriye Kürtlerinin de Türklerle beraber küresel aktör kimliğine kavuşmalarının başlangıcıdır.

Son dakika haberlerini “Acaba kaç PKK’lı öldürüldü, kaç şehit verdik” korkusuyla beklemenin son bulmasıdır.

Türküyle Kürdüyle bu ülkede yaşayan herkesin huzura kavuşmasıdır.

Teröre harcanan kaynakların vatandaşlara, yatırıma, eğitime, sağlığa, istihdama kullanılmasıdır.

Doğu ve Güneydoğu bölgelerimize daha fazla yatırım, daha çok istihdam demektir.

Kürtlere, terör örgütünün sözde mahkemelerinde işkencelerin sona ermesi, PKK’nın Kürtleri canından bezdiren haraçlarının son bulmasıdır.

Kandırılmış Kürt çocuklarının ailelerinden ayrılarak dağlarda gayri insani olarak 3 - 4 yıl sürünüp sonra da kötü şekilde ölmesinin son bulmasıdır.

Bu ülkede yaşayan herkesin ölüm ve sabotaj korkusundan kurtularak ekonomik olarak büyümeleri ve kalkınmalarıdır.

Türkiye, Irak ve Suriye Kürtleri'nin tarihte olduğu gibi coğrafi olarak bütünleşme yollarının açılması, bu bölgedeki Kürtlerin Türkiye ile siyasi olarak entegre olmalarıdır.

Terörün sahneden kalkmasıyla siyasetin güçlenmesi. Sadece Türkiye Kürtleri'nin değil, Irak ve Suriye Kürtleri'nin de huzura kavuşmaları.

Terörü zemin ve bahane olarak kullanarak devlet ve toplum üzerindeki sürdürülmüş olan askeri vesayet düzeninin bir daha gelmemek üzere gitmesidir.

Bu sonuç Kürtler açısından Anadolu’nun güneydoğusunda kuracakları bağımız bir Kürt devletinden daha büyük bir kazançtır. Çünkü geleceğin büyük Türkiyesi içinde yer almak, bağımsız ya da özerk görünümlü oyuncak bir devlet sahibi olmaktan daha büyük bir kazançtır.

Bu sonuç Türkler açısından da son derece önemlidir. Artık terör olayları nedeniyle silaha, baruta ve dehşete harcanan paralar ve bu anlamsız çatışmada kaybedilen canlar heba edilmeyecektir.

İkide bir “Bask Modeli,” “İra Modeli” arayışlarının sona ermesi, dünya için yeni bir “Türkiye Modeli” sunulmasıdır.

Eğer bu konu başarılırsa Türkiye şaha kalkma pozisyonuna girer. Yok; başarılı olunamazsa da mevcut duruma göre kaybedilen hiç bir şey olmayacaktır.

O sebeple yapılması gereken, büyük bir risk alarak bir asırlık kronik sorunu çözmeye çalışanları eleştirmek ve onların başarısız olması için uğraşmak değil. Başarılı olunması için yardım ve destek vermektir.

Şunu hiç unutmayalım. Yıllardır üstünde mutlu olamadığımız bu toprakların altını birlikte paylaşıyoruz. Üstünde de huzur içinde yaşasak kötü mü olur.

Umutlu olmamız için artık çok şey var.. Bu toprakların altı da üstü de hepimize ve fazlasıyla yeter..

 

Alper TAN

17.01.2013

 

Yazarın Önceki Yazıları
ABD gizli belgesi ve Reina saldırısı! 17.01.2017ABD, NATO, Terör ve Cuma Hutbesi! 02.01.2017Batı Savaşı Kaybetti. İstese de İç Savaş Çıkartamaz! 30.12.2016Suriye'de kimlerle savaşıyoruz? 27.12.20162017 ve sonrası neler olabilir? 22.12.2016Bu 'terör' değil, dış saldırıdır 17.12.2016İran, müflis batının Truva atı mı? 16.12.20163. Dünya Savaşının Adı "Terör" 12.12.2016Batı değerleri ve hegomonyası sarsılıyor! 08.12.2016Suriye ABD'ye giriyor 02.12.2016Küresel Düzeni Müslümanlar Kuruyor 29.11.2016Bu NATO'yla ne işimiz kaldı? 26.11.2016Batı batıyor, çözüm kendimizde 23.11.2016Batı'nın sömürge düzeni yıkılıyor 19.11.2016Batı niçin panikte? 15.11.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
tasarruf
 // yavuz selim
sayın Alper tan konuyla pek alakalı değil ama son günlerde bir israf konusu işleniyor,ekmek israfı! lütfen bu konuda bir analiz yapın,bu ülkede en büyük israf devlet kamu kurum ve kuruluşlarında yapılmaktadır,yemekhanesi bulunan bütün kamu kurumlarında ki buna kışlalar da dahil hergün israflar yapılmakta,elektrik,su,kağıt,temizlik maddeleri yeterince israf edilmkte,özellikle yemekhane ve klimalar,herşeyi vatandaştan bekleyen devlet lütfen kendi içindeki israfı durdursun,o zaman bütçe açık vermez...
25 Ocak 2013 21:04
HAYDİ TEŞEKKÜR ETME !
 // BATUHAN
Sn.TAN.Yine bu gerçek ve itidalli görüşlerinize katılarak tebrik ediyor, hayırlı uzun ömürler diliyorum....
20 Ocak 2013 14:33
teşekürler
 // ahmet aygördü
sayın alpertan sizi çok severek ten büyük bir heyacanla haberlerinizi, yorumlarınızı, açıkoturumları izliyorum ve gerçek doğru haberleri sizden alıyorum bi deyimle sizin ağzınızdan çıkan her bir kelimeye çok itibar ediyorum allah sizden ekibinizden ve ailelerinizden razı olsun sizleri ve sizin gibi değerli kardeşlerimizin her birini allaha amanet ediyorum.
kalın sağlıcakla...
18 Ocak 2013 09:53