YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
ÇÖZÜM NOKTASINA NASIL GELİNDİ?
07 Ocak 2013 17:16

 

30 yıla yakın bir zamandır Türkiye’nin başını ağrıtan PKK terörünün sona ermesi, teröre kaynaklık ve bahane teşkil eden meselelerin de adil bir şekilde çözüme kavuşması için tarihi bir kavşaktayız.
 
PKK’nın silahları gömmesi ve dağa çıkarılan insanların topluma kazandırılması için görüşmeler başladı. Çok kan döküldü, çok canlar yandı. Bugüne gelinceye kadar büyük acılar yaşandı.
 
Acaba PKK bugünkü noktaya nasıl geldi? Bunu çok kısa olarak maddeler halinde şöyle sıralayabiliriz.
 
1.    Türkiye’de, yasakçı düzene karşı 1960’lı, 70’li yıllarda Kürt siyasetinin itirazları başlamıştı. Yasakçı düzen, “Kürt” demenin yasak olduğu bir dönemde kendine karşı başlayan bu itirazları bertaraf etmek için, kendi elleriyle PKK’yı kurarak, güdümlü bir Kürt muhalefeti oluşturdu. Sonra da bu güdümlü yasadışı örgüt üzerinden diğer gelişen Kürt siyasi hareketlerini bastırdı.
 
2.    PKK, yasakçı düzenin manipülatif bir unsuru olmasına rağmen belli Kürt kitlelerini etkilemeyi başardı. Kürt kimliğinin mücadelesini verdiği gerekçesiyle azımsanmayacak bir tabana ve etkinliğe kavuştu. Devlet kendi elleriyle oluşturduğu bu örgütle mücadele ediyor göründü. Ancak PKK’yı arkadan koordine eden gizli el de aynı derin merkezdeydi. Bir süre sonra Türkiye karşıtı ülkelerin gizli servisleri de denkleme dahil oldular. İşler iyice rayından çıktı.
 
3.    PKK içinde çeşitli hizipler belirdi. 1999’da Abdullah Öcalan’ın İmralı’ya taşınmasıyla birlikte örgüt içi hizipler güç kazanmaya başladılar. PKK’yı bidayetinde kuran güç, Öcalan İmralı’ya alındıktan sonra da onun üzerinden örgütü yönetip yönlendirmeye devam etti.
 
4.    2003’den itibaren Türkiye’de devlet içi dengeler değişmeye başladı. Adına Derin Devlet denilen Ankara merkezli ABD-NATO güdümlü “Üst Yapı” 2006 yılının Mayıs ayında dağıtıldı. “Yeni Ankara” denilen süreç bu tarihte güç kazandı. Yani PKK’yı da kurmuş olan devlet anlayışı devrilmiş oldu. 2007 ortalarında başlayan Ergenekon süreci, düğmesine Mayıs 2006’da basılmış olan, devlet içi derin oluşumların temizlenmesi hareketidir.
 
5.    Eski devletin oyuncağı olan PKK, Yeni Ankara’nın ezberleri bozan paradigması karşısında anlamını da varlık sebebini de kaybetmeye başladı. Yeni devlet yasakçı, inkarcı, asimilasyoncu ve acımasız tutumları reddediyordu. Bu da PKK’nın varlık sebeplerini ortadan kaldıran doğal bir durumdu. Bunlar iç sebepler. Dış sebeplere gelince..
 
6.    Kendi halkını bile düşman gören devlet algısından sıyrılan Yeni Ankara komşularıyla da iyi ilişkiler geliştirdi. Devletten devlete ilişkiler yerine halktan halka ilişki biçimi ön plana çıkarıldı. İran’la ilişkiler ciddi biçimde ve iyi yönde değişti. İran Türkiye’ye karşı PKK’ya verdiği desteği gevşetti.
 
7.    Irak Kürtleri ile Ankara’nın ilişkileri umulmadık biçimde negatiften pozitife dönüşünce, Irak Kürdistanı’na düşman zannedilen Türkiye, Bağdat hükümetinin muhtemel saldırısına karşı Irak Kürtlerinin sığınacağı yegane güvenli limana dönüştü. PKK, Kuzey Irak’tan aldığı desteği devam ettiremez hale geldi.
 
8.    Kurulduğu yıllardan beri PKK ve Abdullah Öcalan’a kucak açmış olan Suriye yönetimi son günlerini yaşıyor. Önümüzdeki kısa zaman sonra Suriye’de Türkiye’nin şekillendireceği bir yönetimin iş başına geleceği açıkça görülüyor. Gelecek yeni yönetimin eskiden olduğu gibi PKK’ya destek vermesi umutsuz bir vaka..
 
9.    İzlediği yanlış politikalarla kendi çevresinde hızla yalnızlaşan İsrail, eskiden olduğu gibi istese bile PKK’ya çok rahat destek veremeyecek hale geldi. Eğer destek verirse bunun faturasını çok pahalıya ödemek zorunda kalacağını Tel Aviv örnekleriyle biliyor artık.
 
10.   Rusya PKK’ya desteğe devam ettiği takdirde kendi içinde nelerin olabileceğini rahatlıkla öngörebiliyor. İçinde yaklaşık 30 milyon Müslüman vatandaşı bulunan Rusya’nın İslam dünyasının en önemli gücü haline gelen Türkiye’yi dışlaması çok zor.
 
11.   ABD, Irak’tan çekildi. 2008’de başlayan mali krizle birlikte dış politikasını değiştiriyor. Bu çerçevede Ortadoğu’nun parlayan yıldızı haline gelmiş olan Türkiye ile ilişkileri bozmak istemiyor artık.
 
12.   Almanya, ülkedeki Türkleri kaçırmak için adına “Dönerci cinayetleri” dediği kanlı faaliyetleri ile baltayı taşa vurdu. Türk istihbaratı bu “Dönerci cinayetleri”ni Alman gizli servisinin organize ettiğini ve cinayetlerin gerçek amacının neler olduğunu deşifre ederek Başbakan Angela Merkel’in önüne koydu. Bu ve benzeri konularda çok sıkışan Almanya PKK’ya verdiği desteği eskisi gibi devam ettiremiyor. İlişkileri düzeltmek isteyen Merkel önümüzdeki ay Ankara’ya geliyor. Bu örnekleri İngiltere, Fransa, Yunanistan vs gibi ülkelerle genişletmek mümkün.
 
Bütün bunların dışında, hükümetiyle, cumhurbaşkanıyla, parlamentosuyla, yargısıyla, silahlı kuvvetleriyle, polisiyle, istihbarat kurumlarıyla ve halkıyla birlik ve bütünlük içinde hareket eden bir devlet var. En önemlisi budur. Yukardaki riskleri bertaraf eden de yeni devletin birlik ve bütünlüğü olmuştur. Devletin, terörle mücadele yöntemini değiştirmesiyle birlikte PKK, 2012 yılı içinde 2500 civarında mensubunu kaybetti. Yüzlerce PKK’lı da teslim oldu. Bu gelişmeleri Abdullah Öcalan da PKK da rahatlıkla görüyor. Bu gelişmeler onları çözüme razı olma noktasına getirdi.
 
Elbette bütün bunlara rağmen devlet içinde, PKK içinde ve başka dış etkenler içinde de bu süreci zehirlemek isteyenler olabilecektir. Artık, haksız ve dağınık bir devlet yapısı yok. Aksine haklı ve güçlü bir Ankara var. Halkımız da Türküyle, Kürdüyle bu niyeti görüyor. Terör meselesinin çözüme kavuşması açısından bu çok büyük bir avantajdır. Bu sürece destek olmalıyız.
 
 
 
Alper TAN
 
07.01.2013

 

Yazarın Önceki Yazıları
ABD, NATO, Terör ve Cuma Hutbesi! 02.01.2017Batı Savaşı Kaybetti. İstese de İç Savaş Çıkartamaz! 30.12.2016Suriye'de kimlerle savaşıyoruz? 27.12.20162017 ve sonrası neler olabilir? 22.12.2016Bu 'terör' değil, dış saldırıdır 17.12.2016İran, müflis batının Truva atı mı? 16.12.20163. Dünya Savaşının Adı "Terör" 12.12.2016Batı değerleri ve hegomonyası sarsılıyor! 08.12.2016Suriye ABD'ye giriyor 02.12.2016Küresel Düzeni Müslümanlar Kuruyor 29.11.2016Bu NATO'yla ne işimiz kaldı? 26.11.2016Batı batıyor, çözüm kendimizde 23.11.2016Batı'nın sömürge düzeni yıkılıyor 19.11.2016Batı niçin panikte? 15.11.2016Trump döneminde neler olacak? 10.11.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.