YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Çözüm dinamitleniyor
14 Mayıs 2011 16:36

Her seçim öncesi memleketin temel problemleri bahane edilerek ülkede çatışma ve gerilim ortamı oluşturulur. Bu seçimde gerilimden uzak, temel sorunlara çözüme yaklaştığımız bir umut taşımaya başlamıştık. İlk defa statükonun kurucusu CHP laiklik ve rejim istismarı yapmadan, toplumsal ve ekonomik projelerle seçmenin karşısına çıkıyor diye de sevinmiştik.

Eksikleri olsa da insan hakları, özgürlükler, demokratikleşme ve sivilleşme konularında atılan adımlar semeresini vermeye başlamış ve şiddet yöntemleri kullanılmadan en uç fikirler bile toplumda açıkça tartışılmaya başlanmıştı. Belki de on yıllar sonra ilk defa sakin bir seçime gidecektik.. Olmadı..

Bir el bu sürece çomak soktu. Türkiye, Anayasa Mehkemesi’nin, Yargıtay’ın, Danıştay’ın HSYK’nın, TSK’nın, YSK’nın hukuki(!) kılıflı siyasi müdahalelerine alışık bir ülke. Onun için pek şaşırmadık. Red, inkar, dışlama, ayrımcılık, çatışmacılık ve yasakçılık ilkeleri üzerine kurulu düzenin bekçiliği şimdi YSK’nın gayretine kaldı. YSK, “Yasak hemşerim” dedi. Kendinden bekleneni yaptı.

YSK’nın yasak kararını tasvip etmemiz mümkün değil. YSK kararının belli bir senaryo dahilinde olduğunu düşünüyorum. Bu konuda temel stratejiyi, “12 Eylül Anayasasının varlığını veya ruhaniyetini korumak için her yol mübah” şeklinde özetlemek mümkün. Türkiye’de STK’lar ardı ardına anayasa değişikliği önerileri hazırlıyor ve açıklıyorlar. Şimdiye kadar açıklanan anayasa çalışmalarına bakarsak hepsinin özünde “12 Eylül’ün ruhuna fatiha” mesajı var. TÜSİAD açıkladı. TESEV açıkladı. Kısa zaman sonra SDE açıklayacak. Yasakçı düzenin bekçileri telaşa düştüler. 367 Sabih’in uykuları kaçıyor. Demirel bunalıma girmek üzere.

İmralı’yı ve emrindeki PKK’yı eskisi kadar kullanamıyorlar. Kullandıkları kadarı ise onları tatmin etmiyor. Daha büyük çatışma, daha fazla kaos istiyorlar. Süheyl Batun, Silivriye yüz binleri toplayacağız demişti. Sadece Oktay Ekşi gibi Doğan Grubu militanlarını toplayabildiler. BDP’liler “Sivil itaatsizlik” dediler. Arkalarında halkı bulamadılar. Büyük kitleler CHP’nin ve BDP’nin provokatif tutumlarını benimsemedi. Son çare YSK’dan geldi. Sokaklar her türlü provokasyona açıldı.

Böylece; BDP’nin zayıflayan halk desteği tazelenmiş oldu. CHP, seçim ittifakı yapmak isteyip de tabanın bir kısmının tepkisinden dolayı yapamadığı BDP destekçilerine bu vesileyle göz kırpmış oldu. Böylece BDP’nin bağımsız aday göstermediği merkezlerdeki taraftarlarının, CHP’ye yönelmesi mesajı güçlendi.

BDP destekçilerinin pervasız sokak eylemleri sayesinde MHP tabanının milliyetçi duyguları depreştirilmiş oldu. Ordu içindeki vurma-öldürme ve ucuz kahramanlık peşinde olanlara ise gün doğdu. Zaten ilk olay Kahramanmaraş’ta yaşandı. 3 PKK’lı öldürüldü. Memleket diken üstünde..

Gelinen noktada hükümet “Yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal” güçlüğü içinde. Neden mi? Bir noktaya dikkatleri çekmek isterim. Balyoz davasında İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi, aralarında Çetin Doğan, Özden Örnek, İbrahim Fırtına, Şükrü Sarıışık ile Kadir Sağdıç’ın da olduğu 162 sanığın tahliye taleplerini oy çokluğu ile reddetti. Aynı kararla Orgeneral Ergin Saygun hakkındaki yakalama emrinin kaldırılmasına ilişkin talep de reddedildi. Üye hakimler Metin Özçelik ve Birol Bilen’in oylarıyla alınan karara Mahkeme Başkanı Şeref Akçay muhalefet etti.  Mahkeme başkanı bu muhalefet şerhinin ardından da bir aylık izne ayrıldı.
 
Başbakan, YSK’nın yasaklama kararını eleştiren bir çıkış yapsa Ergenekon camiası “Terörle mücadele eden kahraman komutanları cezaevine tıkıyorsun. Terör yandaşlarını savunuyorsun” diyecek. Sessiz kalsa “İleri demokrasi” dediğiniz bu muydu” suçlamasına muhatap olacak. Zaten oluyor da.. Ancak Ak Parti kurmaylarının yasaklamaya maruz kalmış adayların probleminin çözümü için işin başından bu yana ciddi gayret ve çalışma içinde oldukları biliniyor. Zaten demokratik siyasetin gereği de bu olmalı.

Kürt vatandaşların taleplerinin bir çoğu karşılanması gereken talepler veya haklar. Bunda kuşku yok. Bu konuda çok geç kalındığı da doğru. Ağlamayan çocuğa mama verilmediği de bir hakikat. Bunların hepsine eyvallah. Ancak Cumhuriyet boyunca çözüme ilk defa bu kadar yaklaşıldığı bir dönemde, yeni devletin çözüm iradesini açıkça ifade ettiği bir süreçte, sokakları Cehenneme çevirmek, otobüslere molotof atmak, bayrak indirmek, Atatürk heykeline Öcalan yüzü yapıştırmak, polisle, askerle çatışmak veya silahlı güçleri tahrik etmek, hiçbir çözüm getirmeyeceği gibi, meseleyi çözümsüz hale getirir veya en azından devlette çözüm için mücadele edenlerin işini daha da zorlaştırır. Halk zemininde çözüm iradesi bu şekilde dinamitlenirse hiçbir hükümet veya Meclis bu riski göze almaz. O zaman Türkler de Kürtler de acı çekmeye devam ederler. Peki böyle olursa acaba kim mutlu olur?!

Ortadoğu’daki halk ayaklanmalarından hareketle seçim üzeri Türkiye’yi Suriye gibi karıştırma planları var. Derin Amerika ile MOSSAD’da işin içinde. Ayrıca Türkiye’nin girişimleri sonucu Ortadoğu’da planları bozulan Fransa ve Almanya da son zamanlarda provokatörlere olan desteğini arttırmış durumda.

Kürt vatandaşlar, TSK ve polis başta olmak üzere her kesimin tahrikler konusunda dikkatli olması gerekir.


21.4.2011
Alper TAN
 

Yazarın Önceki Yazıları
Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Dava ve Sırat-ı Müstakim 08.05.2017Artık savunma yok taarruz var! 19.04.2017Bir devrimin ardından.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017Dünya alt-üst oluyor! 31.03.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.