YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
CHP'nin temelindeki dinamitler patlıyor
24 Kasım 2011 15:48

Başbakan Tayyip Erdoğan, Dersim vahşetinin resmi belgelerini açıklayarak Türkiye’nin demokratikleşme ve şeffaflaşma serüveninde yeni bir sayfa açtı. Bu açıklamaların önemi şu an itibariyle yeterince anlaşılamamış olsa bile, başbakanın bu tavrı, bundan sonraki süreçte taşları yerinden oynatacak önemli gelişmelerin habercisi. Çünkü; O döneme ait bir raporda Dersim'e, “Cumhuriyet hükümeti için bir çıbandır. Dersim üzerinde güçlü bir operasyon ve kötü ihtimalleri önlemek, memleketin selameti için herkesin görevidir” deniliyor. Daha sonra Dersim için özel kanun çıkarılıyor. Kanun, korgeneral rütbesinde bir komutanın bölgede hem komutan hem de vali olarak görev yapmasına cevaz verirken bu şahsa idari ve askeri yetkiye ilaveten adli yetkiler de veriliyor. Vali-komutan isterse, düzmece mahkemelerin insanların idamına verdiği kararları onaylayabiliyor veya engelleyebiliyor. Vali-komutan, o bölgedeki insanların gerek bölge içi, gerekse bölge dışına göç ettirilmesine karar verebiliyor. 

1937, 1938 ve 1939’da bu özel kanuna dayalı olarak Dersim’de büyük operasyonlar yapılıyor. Havadan, karadan, toplarla, gaz bombalarıyla, hareket eden her şey, çocuklar, kadınlar acımasızca, vahşice katlediliyor. Başbakanın açıkladığı resmi belgelerden birinde, yapılan askeri operasyonlar neticesinde, Dersim’de 11 bin 683 kişinin sürüldüğü belirtiliyor ilaveten 2 bin kişinin daha sürgün edilmesine karar veriliyor.

İçişleri Bakanı Şükrü Kaya imzalı 28 Eylül 1938 tarihli bir belgede, Sason bölgesinde 384 kişinin öldürüldüğü, canlı yakalanan ve teslim olanların tamamının batıya göç ettirildiği ifade ediliyor. Dersim olaylarında orada asker olarak görev yapmış olan Muhsin Batur “2 ay Dersim’de görev yaptım. Okuyucularımdan özür diliyorum ve yaşantımın bu bölümünü anlatmaktan kaçınıyorum” diyerek, yapılanlardan utancını dile getiriyor.

Dahası, Başbakan Erdoğan’ın açıkladığı başka bir belgeye göre 1936, 1937, 1938 ve 1939 yıllarında Dersim’de toplam 13 bin 806 kişinin öldürüldüğü yazılı.  Belgenin altındaki imza ise dönemin İçişler Bakanı Faik Öztrak. Yani CHP’nin Dersim’li mevcut Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından partinin Genel Başkan Yardımcılığı koltuğuna oturtulmuş olan şu andaki Faik Öztrak’ın dedesi.

Görüntüye bakılacak olursa CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun, bu açıklamalardan pek memnun olmadığı anlaşılıyor. Kılıçdaroğlu diyor ki: “Yüzleşme gerekli ama siyasi malzeme yapılmamalı. Niçin Türkiye Cumhuriyeti belgelerini açıklamıyorsunuz? Tarihle yüzleşmenin samimi olması gerekir. Ama özür dilemek yetmez. Açıkladığı belgeler kamuoyunun bilmediği belgeler değil. Ben o kitabı 1970'lerde kütüphanede okudum. Özür yetmez, devletin arşivlerini açacaksın. Niye devletin arşivlerini açmıyorsun? Devlet arşivlerini açarlarsa geçmişimizle yüzleşiriz.”

Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamalarından şu anlaşılıyor. ‘Ben Dersim katliamını CHP’nin ve onun liderlerinin yaptığını zaten 1970’lerden beri biliyordum. CHP’li olmayı da bundan dolayı tercih ettim. Gerçekler öyle ama, siyasi malzeme yapılmasın.’ Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları bu anlama geliyor. Kılıçdaroğlu, “Niçin Türkiye Cumhuriyeti belgelerini açıklamıyorsunuz?” diye soruyor. Acaba açıklanan belgeler başka bir cumhuriyetin belgeleri mi? Resmi belgeler “Toplam 13 bin 806 kişinin öldürüldüğünü, 14 bine yakın insanın da sürgüne gönderildiğini” anlatıyor. Elbette açılmamış olan belgeler de açılsın. Ona bir itirazımız olamaz. Ancak açıklanan bu birkaç belge bile uygulanan vahşetin vahametini anlatmaya yetmedi mi? Türkiye’nin başbakanı, devletin bu yaptıklarından dolayı özür diledi. Vahşeti uygulayan partinin ve zihniyetin bu günkü lideri olarak sizin görüşünüz nedir? “Atatürk hastaydı. Olanlardan sonradan haberi oldu. Üzüldü. İnönü de 1938’de başbakan değildi. Başbakan Celal Bayar’dı. Celal Bayar da zaten daha sonra CHP’den ayrılıp, sizin sevdiğiniz Demokrat Parti'ye geçti. Yani suçlu AK Parti iktidarıdır” mı diyeceksiniz?

Bunu derseniz şaşırmam. Zaten CHP olarak yaptığınız savunma tam da bu anlama geliyor. CHP yönetimi Başbakan Dersim’i siyasi malzeme yapmasın diyor. Ama aynı CHP, AK Parti ile doğrudan bir ilgisi olmayan Deniz Feneri davasını bile yıllardır kurumsal bir siyasi malzeme olarak kullanmıyor mu? Bir siyasi parti Dersim vahşeti gibi bir konuyu siyasi malzeme yapmaz mı? Siz bu gerçekleri çürütebilecek misiniz? Yoksa şimdi olduğu gibi yutkunup duracak mısınız? Ortaya çıkacak diğer belgelerin CHP olarak sizi çok daha mahçup etmeyeceğinden emin misiniz? Yoksa Kemal Kılıçdaroğlu olarak hükümeti tahrik edip başında bulunduğunuz CHP’nin cemaziyelevvelinin hükümet tarafından ortaya çıkarılması için özel bir misyonunuz mu var? Bence mahsuru yok..

Başbakan Atatürk’ün cumhurbaşkanı olduğu dönemin de bazı belgelerini açıkladı. Ama Atatürk’ün adını hiç anmadı. Bu konuşmayı yaparken arkasında dev bir Atatürk portresi vardı. Acaba Dersim vahşeti konusunda Atatürk gerçekten masum muydu? Kemal beyin CHP’sinin Atatürk’ü koruma kanununun kaldırılmasına ve cumhuriyet döneminin tüm sırlarının tartışılabilir hale gelmesine cesareti var mı mesela. Mesela CHP, Menemen olayının belgelerinin de açıklanmasına destek verir mi? Mesela parti olarak CHP, 6-7 Eylül olaylarının belgelerinin de açıklanmasına evet der mi?

Aralık ayında 1930 Menemen Olayı’nın yıldönümü var. TSK Menemen Olayı’nın yıldönümünde ne yapacak? Mesela onlar da Menemen Olayı’nın mahkeme dosyalarını kamuoyuyla paylaşıverseler. Sizce nasıl olur?

Kemal Kılıçdaroğlu, “Başbakan arşivleri açsın” diyor. Başbakan belge açıkladığında CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, başbakanın Dersim'le ilgili sözlerine tepki gösteriyor. ''Başbakan, dili, üslubu ve açıklamasıyla memleketimizin ve milletimizin birliğinin temeline dinamit koymuştur. Herkesi birbirine düşman etmeyi, birbirine düşürecek yolu açmayı başarmıştır. Başbakan'ın bir sonraki adımı nedir. Bu kampanyanın nihai amacı nedir?'' diye soruyor. CHP Genel Başkan Yardımcısı, devletin yanlışlarını, katliamlarını neden açığa çıkarıyorsunuz. Neden üstünü örtmüyorsunuz tepkisi ve beklentisi içinde. Böyle bir siyasi tutarlılık içinde anamuhalefet partisi.

Gerçeklerin ortaya çıkarılmasının milleti böleceğine inanmıyorum. Aksine milleti daha da kenetleyecek gelişmeler bunlar. Bu gerçekler bölse bölse CHP’yi bölebilir. Bu gerçekler CHP’nin temelindeki dinamitlerdir. Bu dinamitleri ise, CHP’nin tabulaştırdığı önderleri yerleştirmiştir. Bundan sonraki gelişmeler artık birden fazla CHP ile meşgul olunacağını gösteriyor. Acaba Kemal Kılıçdaroğlu hangi CHP’yi tercih edecek? İzleyip görmek lazım.

Alper TAN

24.11.2011

 


 

Yazarın Önceki Yazıları
Mübarek beldelerimizi korumak iman meselesidir 25.07.2017Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Dava ve Sırat-ı Müstakim 08.05.2017Artık savunma yok taarruz var! 19.04.2017Bir devrimin ardından.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
CHP gerçeği3
 // kemal
PKK'yı senelerce desteklemiş olan Suriye acaba neden Kemal ve güruhu tarafından destekleniyor. Bunlar öyle iğrenç bir oyun sahneliyorlar ki herşey ortada anlayana tabi. İyi incelenmek anlamak gerek. Kirli ilişkiler bile artık su yüzünde. Nede olsa dünya değişiyor. Bunlar ise değişmemekte direnen bir kaç cumhuriyetçi ama aslen dikta yönetimi arzu eden zavallılar. Ama artık bitecekler. Siz isteseniz de istemeseniz de. Bunları destekleyen daniş meclisleri de öyle kofa ç...
28 Kasım 2011 21:22
CHP gerçeği2
 // kemal
Suriye'yi kollayıp Arap hareketlerini aşağı gören Kemal ve güruhu belli ki bu talkımı AB'li komutanlarından aldı. Böylece Türkiye'yi kendi içinde ikileme düşürmek ve kaos oluşturmak hedefleniyor. Dünyadaki bütün cumhuriyetçi geçinenler kaos üzerine plan yaparken, demokratlarda sınırsız hürriyet vaadediyor. Her ikisi de aslında doğru değil. Ancak, bu insanların ögürlüklerini aşırı kısıtlamak da değil. Bizim İslam kültürümüzde bu dengeli bir şekilde...
28 Kasım 2011 21:17
CHP gerçeği
 // kemal
CHP fikriyat kökeni olarak BAAS ile aynı olup, onlar gizli işbirlikleri dahi söz konusu olabilir. Özellikle, komünist ve Nusayri mezhep mensupları ile alt fikriyatta ülkemiz için aynı kötü emelleriyle pekçok diğer düşmanımızla(Ermeni v.b.) bize karşı anlaşabilecek bir yapıları vardır. Bunları araştırısanız bulursunuz. Ahmet Necdet Sezer'in yurt dışı ziyaretini Suriye'ye yaptığını unutmayın. Niçin ora ve orada ne yaptı? Araştırın? Yurt dışına ikide b...
28 Kasım 2011 21:12