YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
CHP ne yapmak istiyor?
29 Nisan 2010 15:40

CHP 2007’de cumhurbaşkanı seçimi tartışmalarında statükonun “muhasara koçu” pozisyonunda idi. Halkın istediği kişilikte değil de statükonun ideallerine uygun bir cumhurbaşkanı seçilmesi için kafasını aradan oraya vuruyordu. Aradığı çareyi bulamayınca da “Bu Meclis cumhurbaşkanı seçemez. Çünkü seçim yaklaştı, meclis yıprandı” diyordu. Güya halkın iradesinin tecellisini istiyordu. “Öyleyse halk seçsin” denilince de “Hayır olmaz, halkın seçmesi uygun değil, bu bir tuzak” diyerek, halka ne denli güvenmediğini itiraf etmiş oluyordu.

Yine o günlerde cumhurbaşkanı seçiminde “derin statüko” ve CHP ile “aşikar” bir gizli ittifak içinde hareket eden ANAVATAN Partisi’nin Başkanı Erkan Mumcu, cumhurbaşkanını halk seçmeli gerekçesi ile statüko değirmenine su taşırken, “Tamam hadi bundan sonra halk seçsin” denildiğinde de buna rağmen ANAVATAN’lı milletvekillerinin oylamaya katılmasına engel olmuştu. O da gerçek yüzünü ortaya koymuştu. Muhasara koçunun da, muhasara kuzusunun da maskeleri düşüyordu.

Erkan Mumcu, cumhurbaşkanı seçimi oylaması öncesi, parti başkanı sıfatıyla kasıla kasıla şöyle diyordu partisindeki milletvekillerine: "Benim eğilimim ve arkadaşlarıma tavsiyem, Genel Kurul'a katılmamalarıdır. Benim tavsiyeme uyan arkadaşlarımla siyasi yolculukta onların bütün veballerini, sorumluluklarını üstlenmek benim boynumun borcudur. Ancak siyasi sorumluluğunu alan arkadaşlarım için söyleyecek bir şey yok." Mumcu, "Bu Meclis, cumhurbaşkanını seçmeye teşebbüs etmeden seçime gitmelidir” diyerek Meclis’e ve meclisin temsil ettiği millete saygısızlığını da ortaya koyuyordu.

Derin statükoyla ortak hareket eden ANAVATAN ve DYP, 22 Temmuz seçimlerinde boylarının ölçüsünü almış, hem hazin bir oranla barajın altında kalmış hem de halkın yüzüne bakamaz duruma düşmüşlerdi. Hem sosyal hem de siyasal olarak halkın kin ve nefretini yüklenerek silinip gittiler tarihin çöplüğüne.. Sadece kendileri de gitmedi. Kendileriyle birlikte partileri de yok oldu gitti. Bırakın partide kendisiyle birlikte hareket eden arkadaşlarını kurtarmayı, kendisi bile paçayı kurtaramamıştı seçmenin elinden.

Derin statükonun sözcülüğüne ve muhasara koçu olmaya soyunan CHP ise, cumhurbaşkanı seçimindeki tutumu sebebiyle 22 Temmuz seçiminde fazla zararlı çıkmadı belki. Hatta oylarını bir nebze yükseltti de.. Lakin seçim öncesi yavru CHP olan Rahşan Ecevit’in DSP’sini de kucağına aldığı için oyları arttı mı eksildi mi yerinde mi saydı? Bu tam olarak anlaşılamadı. Ama en azından siyaseten yerini korudu sayılabilir.

Abdullah Gül cumhurbaşkanı seçildikten sonra CHP, bir süre cumhurbaşkanını boykot numarası yaptı. Sonra paşa paşa alıştı. Tıpkı Ergenekon sanıklarının sığınağı GATA’da Ağustos 2007’de yapılan tören sırasında Abdullah Gül’e hitap ederken Yunanistan cumhurbaşkanından söz eder gibi öğlen “Sayın Cumhurbaşkanı” deyip, ama akşama “Sayın cumhurbaşkanım” diyerek sadece takla atmadığı kalan paşalar gibi..

Şimdi aynı CHP, aynı Deniz Baykal, “Anayasa paketindeki 3 maddeyi ayır” diye 2007’de seçtirmeyiz kampanyası yürüttüğü, seçtirmeme uğruna Sabih Kanadoğlu ve Anayasa Mahkemesi ile birlikte 367 numarası yaptıkları cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den medet umar durumda..

CHP tam bir tutarsızlıklar partisi. Ne zaman ne yapacakları belli değil. Bir gün çarşafa rozet takıp ertesi gün, o çarşafı ayaklar altında çiğneyebiliyorlar. Alevilerin oyunu isteyip Dersim katliamını savunabiliyorlar. Mardin’de, Batman’da “genel af” isteyip Ankara’da inkar edebiliyorlar. Bu tutarsızlıklar konusunda binlerce örnek sıralamak mümkün. Ama değmez.

CHP daha birkaç gün önce tıpkı 2007’de söylediği gibi “Bu Meclis anayasa yapamaz, seçim yapılsın yeni Meclis anayasa değişikliği yapsın” diyordu. Önceki gün paketteki 3 maddeyi referanduma götürün diğer tüm maddeleri bizim de desteğimizle referanduma sunmadan birlikte çıkaralım” diyor. Son birkaç gün içinde Meclis’te bizim bilmediğimiz bir değişiklik mi oldu da CHP fikir değiştirdi. CHP bir yandan birlikte değiştirelim diyor, diğer yandan anayasa değişikliğini Anayasa Mahkemesi’ne götürmenin ön hazırlıklarını yapıyor.

Eğer CHP bu defa da 2007’de olduğu gibi bu anlamsız muhalefetinden zarar görmeyeceğini zannediyorsa çok yanılıyor. 12 Eylül mağduru CHP’lilerin parti yönetimi ile aynı görüşte olduğunu düşünmüyorum. Bu değişikliği Ak Partililer kadar CHP’lilerin de destekleyecekleri kanaatindeyim. CHP yönetimi de bunun farkında ve onun için sürekli çelişki içinde bir direniş gösteriyor. ANAP ve DYP örnekleri de akıllarından çıkmıyordur.

Bir insan tutarsız ve ilkesiz olursa mantıklı hareket etmesini beklememek gerekir. Siyaset tiyatro oynamak gibi yapılınca, ortaoyununa dönüşünce diyecek bir laf kalmıyor. Veya Deniz Baykal’ın tek kişilik gösterisini gülerek seyrediyoruz.

Milletvekili olarak veya başka şekillerde CHP’den ekmek yiyenlere söylenecek fazla bir şey yok. Ama CHP’ye oy veren seçmenin ruh halini çok merak ediyorum. CHP’nin şu anki tavrını nasıl algılıyorlar acaba?

 Adam gibi bir sol partinin bir an önce halkın huzuruna çıkabilmesi için hep beraber dua edelim.

Yazarın Önceki Yazıları
Monarşik Avrupa'ya demokrasi götüreceğiz 28.03.2017Batı medeniyetinin çöküşüne hazır olun 22.03.2017Haçlı birliğine karşı hilal birliği 15.03.2017Avrupa niçin düşmanlıkta yarışıyor? 10.03.2017Niçin "hayır" demeliyiz! İşte sebepler.. 06.03.2017Aslında "kimler rahatsız" 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017Fethullah'ı verseler ne olacak! 23.02.2017Bu sistemin ne zararı vardı da değiştiriyoruz? 15.02.2017ABD'nin dinci siyaseti tutar mı? 12.02.2017Sandığa giderken dünyada neler oluyor? 09.02.2017Donald Trump'a teşekkür mektubu 31.01.2017ABD gizli belgesi ve Reina saldırısı! 17.01.2017ABD, NATO, Terör ve Cuma Hutbesi! 02.01.2017Batı Savaşı Kaybetti. İstese de İç Savaş Çıkartamaz! 30.12.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.