YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
CHP-MHP koalisyonuna hazır mıyız?
19 Nisan 2011 12:29

Türkiye, son dönemlerin en sakin seçim kampanyasını yaşıyor. Siyasi partiler, ideolojik ve sanal tehlikeler üzerinden siyaset yapmayı büyük ölçüde terk ettiler. Mesela CHP “Laiklik elden gidiyor” “Şeriat getirecekler” “Cumhuriyet yıkılıyor” gibi üretilmiş sloganların arkasına sığınmıyor artık. Daha gerçekçi konular üzerinden halka hizmet yarışında bir seçim süreci yaşıyoruz. Sloganlar ya da sanal, ideolojik, çatışmacı bir dil kullanmak yerine bir nevi proje yarışı ile 12 Haziran’a hazırlanıyor partiler.

Seçime gidecek partilerin halka sundukları projelerin gerçekçi veya inandırıcı olup olmadıkları elbette ayrı bir konu. Ben burada sadece şekli yönden bunun bile çok önemli olduğuna vurgu yapmak istiyorum. 22 Temmuz 2007 seçimleri öncesi memleketin halini bir hatırlayalım. Cumhuriyet mitingleri, 27 Nisan muhtıraları, memleket elden gidiyor palavraları ve üstüne tuz biber Ergenekon ve PKK terörü. Birbiriyle entegre yürüyen kaos planları..

Çok şükür ki bu badireleri büyük ölçüde atlattık gibi görünüyor. Ama tamamen atlattık rahatlığı için daha çok erken.

12 Haziran seçimine doğru hızla ilerlerken yukarda altını çizdiğim olumlu gelişmeleri ifade ettikten sonra önemli bulduğum başka bir tabloya da dikkatleri çekmek istedim. Hatırlanacak olursa 22 Temmuz 2007 seçimleri öncesi Tuncay Özkan ve Atatürkçü Düşünce Derneği gibi şimdilerde Ergenekon’dan cezaevinde olan veya yargılanan isimlerin öncülüğünde, Abdullah Gül’ün, cumhurbaşkanı seçilmesini engellemeye çalışanların meydanlarda bir çağrıları vardı. “Sağcılar MHP’ye, solcular CHP’ye” çağrısı yapıyorlardı. Maksat Ak Parti karşıtı ulusalcı bir cephe oluşturarak, yasakçı statükoyu korumak için, başarılabilinirse CHP-MHP koalisyonu kurmaktı.

Ulusalcı seçmen CHP ve MHP’ye bu şekilde yönlendirildi. İki parti seçimlerde bunun belli oranda faydasını da gördü. Ama koalisyon kuracak kadar halk desteği bulamadılar. O gün proje tutmadı. CHP ve MHP 2009 belediye seçimlerinde de alttan alta paslaştılar. MHP’nin zayıf olduğu yerlerde MHP, CHP’yi destekledi. CHP’nin zayıf olduğu yerlerde de CHP, MHP’yi destekledi. Bu gizli paslaşma ile Ak Parti’nin elindeki bazı belediyeleri aldılar.

Bu projeden vazgeçilmiş değil. Aynı senaryonun 12 Haziran seçimleri için de devam ettiği anlaşılıyor. Mehmet Haberal’ın oğlu MHP’de siyaset yaparken kendisi CHP’den aday yapıldı. CHP Mehmet Haberal’ı Zonguldak’tan aday yapınca, MHP, CHP’ye destek olsun diye Zonguldak aday listesini zayıf adaylardan oluşturdu.

Ergenekon sanıkları, CHP ve MHP arasında paylaşılıp Meclis’e taşınarak dokunulmazlık zırhına kavuşturulmaya çalışılıyor. 28 Şubat döneminde siyasi sorumluluklarını yerine getirememiş, darbecilerle iş tutmuş vesayetçi isimler yine iki parti arasında yani MHP ve CHP arasında ilk sıralardan aday gösterilme hususunda paylaşılmış durumda. Yani 12 Haziran seçimleri sonrası CHP-MHP koalisyonu için şimdiden temeller atılıyor.

1999’da DSP-MHP-ANAP koalisyonu yapılırken yaşanmış olan bazı aksaklıkların tekrar yaşanmaması için 28 Şubat’tan tecrübeli(!) isimler CHP ve MHP’ye yerleştirilerek bunların muhtemel sorunlara karşı katalizör olmaları hedefleniyor. Aslında Deniz Baykal, kaset komplosu ile indirilirken yapılan projeye BDP de dahildi. BDP’nin CHP’ye eklemlenmesi için hayli gayret sarf edildi. Ama bunu CHP’nin bir kesiminin midesi kaldırmamış olacak ki daha ileri götüremediler. Belki seçimlerden sonra CHP-MHP koalisyonu için umut doğarsa BDP’yi hükümet ortağı yapmak için gerekli adımları atabilirler.

Bu dediklerimi dinleyenlerin “MHP ile BDP nasıl bir arada hükümet kurarlar, bu mümkün değil” dediklerini duyar gibi oluyorum. Şunu hatırlatmak isterim. MHP, 1980 öncesi savaştığı ve binlerce ülkücünün hayatını kaybettiği on binlercesinin de yaralandığı veya zulme maruz kaldığı halde, o savaştıkları siyasi hareketin aynı lideri Bülent Ecevit’le ve Rahşan Ecevit’in koalisyon görüşmeleri sırasında bile hakaret etmesine rağmen 1999’da nasıl ortak olmuşlardı sizce?

Ecevit’e bir seçim malzemesi olarak teslim edilen Abdullah Öcalan’ı “Asacağız” vaadiyle halktan oy istediği halde diğer ortaklarıyla birlikte idam kanununu tamamen kaldırarak Abdullah Öcalan’ı ipten kurtaran Devlet Bahçeli başkanlığındaki MHP değil miydi? 3 Kasım 2002 seçimlerinde de halk bunun cezasını vermedi mi? 1980 öncesi aynı odaktan gelen çatışma talimatlarıyla birbirleriyle çatışan parti yönetimleri şimdi aynı odaklardan gelen barışma ve ortaklık talimatlarını yerine getiriyorlar. Bu arada olan bu çatışmanın kurbanı insanlara ve aldatılan seçmene oluyor.

Gerçek ülkücüler, Muhsin Yazıcıoğlu’nun arkadaşları MHP listelerinde yer bulamazlarken ülkücülükle hiç alakası olmayan 28 Şubat artıkları, MHP’nin liste başlarında konuşlanabiliyor. Rahmetli Alpaslan Türkeş 1991’de Refah Partisi ve Islahatçı Demokrasi Partisi gibi muhafazakar partilerle ittifak yapmıştı. Bakın MHP listelerine kaç muhafazakar, kaç ülkücü bulacaksınız? Devlet Bahçeli’nin MHP’si artık CHP, darbeciler ve Demirel’lerle siyaset yapıyor. MHP’nin kahraman ilan ettiği Engin Alan Abdullah Öcalan’ın getirilmesinde zırnık katkısı olmayan bir adam. Terörle mücadele konusunda da hiçbir mücadelesi yok. Bu tamamen ve düpedüz yalan. Ama Engin Alan’ın TSK’da namaz kılan, eşi başörtülü, inançlı insanlarla mücadelesi olduğu kesin ve net. Üstelik bu, üstten gelen emirlerle değil. Kendi istek ve arzusu ile bir mücadele. Demek ki MHP’de aynı mücadeleyi veriyor. Kolay gelsin.


Tabiî ki siyasi partiler birbirleriyle koalisyon kurabilirler. Eleştirdiğimiz konu bu değil. Her zaman diyalog ve uzlaşmayı savunduk. Ancak şu an temeli hazırlanan CHP-MHP koalisyonu 12 Eylül Anayasasının değişmesini engellemek veya göz boyamak için değişecekse de en azından anayasada 12 Eylül ruhunu korumak için planlanıyor. Muhayyel koalisyonun diğer bir amacı da Silivri ve Hasdal’da bulunan bütün Ergenekon sanıklarını dışarı çıkarmak. MHP ve CHP Ergenekoncuları aday yapmak için paylaştılar. Yani Silivri’nin sözcüleri 13 Haziran’da TBMM’ye girmiş olacaklar.

CHP ve MHP siyasi ittifakı kurdu. Sıra şimdi hükümet koalisyonunda. Tabii tutarsa.

Seçim sürecine bu defa YSK müdahale etti. YSK’nın kararı siyasi bir karar. Maksatlı bir müdahale. Siyaseti dizayn çabalarının bir sonucu. YSK’nın kararı: CHP ve MHP arasındaki dizayn çalışmaları gibi BDP’yi mağdur edip Kürt seçmeni kızdırıp BDP’yi zafere zorlamak. Tüm çaba AK Parti’yi milletvekili sayısında 330’un altına düşürüp anayasanın değişmesine engel olmak. Görelim Mevla neyler, neylerse güzel eyler. Bugüne kadar olduğu gibi..
 

Alper TAN
18.04.2011

Yazarın Önceki Yazıları
Krizden fırsat çıkarma vakti 04.10.2017Doğu-Batı savaşında zihinlerin işgali... 21.09.2017Büyük hesaplaşmaya doğru... 18.09.2017Batı dünyası nereye yuvarlanıyor? 04.08.2017Mübarek beldelerimizi korumak iman meselesidir 25.07.2017Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
yorumunuz
 // Bülent SOYHAN
eleştirime devam ediyorum gerçekten buna inanıyormususunuz.Meclis kayıtlarında kimlerin idamın kaldırılması için oy berdiği kimlerinde karşısında durduğu hatta diğer koalisyon ortakalrınca Devlet Bahçelinin ısrarı üzerine hazırlanmış olan metin açıklandığı AİHM'ye müracaat hakkının Refahyol iktidarı döneminde kabul edilmiş olduğu gerçeğine rağmen.Yazılarınızdaki bu ifadeler insanlarımızı kandırmak değilse nedir...
19 Nisan 2011 12:51
yorumunuz
 // Bülent SOYHAn
sayın Ahmet Tan! acaba sizin gerçek ülkücüler dediğiniz kişilerden kaçı akp sıralarında yer bulabildi.mesela Ramiz OLGUN,Recep KONUK daha birçok eski ülkücü neden sıralamada yer alamadı.Merak ettiğim şey akp için duyduğunuz heyecanın sebebi.Engin ALANI eleştirirken neden Mehmet METİNER\'i ve onun gibi hareket edenleri unutuyorsunuz.Diğer ortaklarıyla birlikte idam kanununu tamamen kaldırarak Abdullah Öcalan’ı ipten kurtaran Devlet Bahçeli başkanlığındaki MHP...
19 Nisan 2011 12:48