YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
"CHP kimi ayaklandıracak?"
27 Ocak 2011 12:36

Türkiye 2011’e bir skandalla girdi. 10 yıldan beri devam eden Hizbullah Terör Örgütü davası, 102. maddede 5-6 yıl önce yapılan değişiklikle tutukluluk süresini belirlediği ve sürenin 2010 sonunda dolacağı belli olduğu halde ağırdan alındı. Temyiz konusunda 31 Aralık 2010’a kadar karar verilmedi. Tutuklu sanıklar serbest kaldılar. Büyük tartışmalar oldu.

Yargıtay, 10 yıldan beri devam eden davanın temyiz aşamasını 31 Aralık 2010 öncesi sonuçlandırsa idi bu tartışmalar olmayacaktı. 10 yıldan beri uzatılarak devam eden dava, vaktinde karara bağlanmadı. Ağır suçlarla yargılanan tutuklu sanıklar Yargıtay kararı ile cezaevinden çıkarıldılar. 10 yılda kesin karara bağlanamayan kişilerin, cezaevinden çıkarılmalarından 23 gün sonra ise temyizdeki cezaları aynı Yargıtay tarafından bir günde onandı. Müebbet hapis cezaları kesinleşen 16 kişinin 10’u 23 gün önce serbest bırakıldıkları için ortadan kayboldular. Görünen o ki paçayı kurtardılar.

Bu çelişkiler ortaya konulduğu zaman “Yargının yıpratılmaya çalışıldığı” gibi garip bir savunma sergileniyor. Yargıtay, 26 Ocakta verdiği kararı 1 Ocak 2011’den önce veremez miydi? Yargıyı yargı mı yıpratıyor yoksa başkaları mı? Yargı halkın gözü önünde bu açık çelişkileri işlediği takdirde başkalarının onu yıpratmaya çalışmasına gerek yok. Yıpranmak için bunlar yetiyor. Yargının yıpranması bu ülkede kimsenin işine yaramaz.

Benzer şeyler TSK’da yaşanıyor. TSK’da akla hayale gelmedik skandallar oluyor. Komuta kademesi suçluları bulup cezalandırmak yerine olayı örtmeye çalışıyor. Skandal patladığı zaman ise “TSK yıpratılıyor” diye içi boş bir savunmaya sığınılıyor. Bu halkın parasıyla alınan TSK mayınları Mehmetçiğin öldürülmesinde kullanılıyor. Olay örtbas ediliyor. Terörle mücadele için onlarca milyon verilip alınan hava araçları “PKK’lı teröristlere zarar veriyor” diye subaylarımız tarafından düşürülmeye çalışılıyor. Ama soruşturma bir türlü tamamlanmıyor. 250-300 terörist sınırdan içeri girerken komutanlar “çobandır(!)” diye dokunmuyor. O teröristler karakol basıp çok sayıda vatan evladını katlediyor.

Genelkurmay hesap sormuyor. Başka bir yerde kırda kekik toplayan ihtiyarlar “teröristtir(!)” diye vuruluyor. Hesap sormak için ne yapıldı bilmiyoruz. Dağlıca Karakolu’nda, Aktütün Karakolu’nda yaşanan skandalların ardı arkası kesilmiyor. TSK skandalların hesabını sormak yerine skandalı ortaya çıkaranların peşine düşüyor.

Kendi savaş uçaklarımızın düşürüleceği, içi cemaatle dolu iken camilerimizin bombalanacağı kurgulanmış olan Balyoz darbe planı skandalı patladığında, Genelkurmay bunları inkar ediyor. “Yalandır, iftiradır, sahtedir, harp oyunudur, darbe planı değildir” diyor.

Islak imzalı darbe planları Gölcük’teki Donanma Komutanlığı’nda görevli bir subayın makam odasının zeminine gizlenmiş olarak savcı ve Jandarma nezaretinde ortaya çıkıyor. Hala Genelkurmay “Bunun hesabını soracağız” diyemediği gibi “Yer darlığı nedeniyle” oraya gömüldüğü gibi kargaları bile güldürmeyecek ucube bir savunmaya sığınıyor. TSK’yı yıpratmak bu ülkeyi seven kimsenin işine yaramaz. “TSK yıpranmasın” bahanesine sığınarak halk karşıtı, demokrasi karşıtı, darbeci ve cuntacıları korumak da bu ülkeyi sevenlerin işine yaramaz. Genelkurmay, TSK’nın yıpranmasını istemiyorsa kurumdaki bütün pisliklerin ortaya çıkarılması ve sorumluların cezalandırılması için bizzat öncülük etmeli ve bu temizlik mücadelesini kamuoyu ile paylaşmalı.

Başka bir trajik komedi de CHP’de yaşanıyor. Kuruluşundan bu yana mevcut olan misyonuna uygun olarak Ergenekon avukatlığı misyonu üzerinden politika yapan kanat ile artık bu misyon ile devam etmenin mümkün olmadığını gören ve halka uymayı tercih eden kanat arasında gizli olmayan bir savaş yaşanıyor. Ergenekon avukatlığı konusunda Süheyl Batum, büyük abisi Önder Sav’ı sollamış durumda. Silivri’yi boşaltma konusunda “taarruz koçu” görevi yapıyor.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun halka uyma eğilimini berhava edecek bir tutumla, sadece kendisini CHP’de o pozisyonlara taşıyanları memnun etmek için Ergenekon tribünlerine oynayarak Kılıçdaroğlu ve yakın ekibini zora sokuyor. Ergenekon savunmasını “Ben istedim. Ama Kemal engelledi” gösterisi yapıyor. Tabi Kemal Bey engelleyecek mi, neticede Süheyl Batum’un dediği mi olacak? Bunu zamanla göreceğiz.

CHP’ye hakim zihniyet Silivri tayfasını kurtarmak için son dakikaya kadar savaşacak. Belki bazılarına da MHP el uzatacaktır. Kim bilir? Kemal Kılıçdaroğlu ne kadar farklı düşünürse düşünsün. CHP’yi ona “yedirmezler.” CHP’yi aşağıya çekmek için Süheyl Batum ve Önder Sav yeter. Başkasına gerek yok.

Yıpranmak istemiyorsa her kurum kendi içine bakmalı. Problemi dışarıda değil, içerde aramalı. Halka dayanmayanlar halka güvenmemeli. CHP’li İsa Gök, halkı ayaklanmaya çağırıyor. Hangi halkı kastediyor bilmiyorum. Tunus’ta, Mısır’da ayaklanan halk oralardaki “CHP’leri” indirmek için ayaklanıyor. “CHP’leri” getirmek için değil.

Alper TAN
27.01.2011

Yazarın Önceki Yazıları
Batı medeniyetinin çöküşüne hazır olun 22.03.2017Haçlı birliğine karşı hilal birliği 15.03.2017Avrupa niçin düşmanlıkta yarışıyor? 10.03.2017Niçin "hayır" demeliyiz! İşte sebepler.. 06.03.2017Aslında "kimler rahatsız" 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017Fethullah'ı verseler ne olacak! 23.02.2017Bu sistemin ne zararı vardı da değiştiriyoruz? 15.02.2017ABD'nin dinci siyaseti tutar mı? 12.02.2017Sandığa giderken dünyada neler oluyor? 09.02.2017Donald Trump'a teşekkür mektubu 31.01.2017ABD gizli belgesi ve Reina saldırısı! 17.01.2017ABD, NATO, Terör ve Cuma Hutbesi! 02.01.2017Batı Savaşı Kaybetti. İstese de İç Savaş Çıkartamaz! 30.12.2016Suriye'de kimlerle savaşıyoruz? 27.12.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
chp'nin seviyesi...
 // ibrahim çelikoğlu
CHP,zaten sokak kavgasını çoktan başlatmıştır.Mahalle baskısı,kese çok büyük boyutlarda baskısını sürdürmektedir.Bunların seviyesi ve ne üdüklerini açık açık görüyoruz.Millette görüyor.Medya gözünü açmalı devletin yanında yer almalıdır.Menfaat vaad ederek göz çıkaranlara göz çıkartılmamalıdır......
30 Ocak 2011 11:00