YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
CHP demans yaşıyor, acil şifalar dilerim
11 Ağustos 2008 17:17


Öyle bir parti düşünün ki devletle yaşıt. Kendini devleti kuran parti olarak görüyor. Padişahlığa, saltanat yönetimine son verdiğini, halkın kendi kendini yönetmesi anlamı taşıyan demokrasiyi getirdiğini anlatarak bununla övünüyor.


Yeni kurulan devletin, Milleti temsil eden Meclis’inin duvarında “Hakimiyet kayıtsız, şartsız milletindir” sözü yazlı. Bu parti kendini, ülkeyi “Çağdaş Medeniyet seviyesine” çıkaracak bir siyasi hareket olarak göstermeye çalışıyor.


Sözünü ettiğimiz parti, Cumhuriyet Halk Partisi. Yukarda ifade etmeye çalıştığımız söylem ve iddialarına rağmen CHP, yaman bir çelişki ve takiyye içinde. Çünkü “demokrasi” diyor ama milletin tercihlerine saygı göstermiyor. Sandıktan kendisi dışında çıkan tercihleri dışlar ve küçümser bir tavır sergiliyor. Vatandaşa “Bidon kafa”, “Göbeğini kaşıyan adam” diyen zihniyetle aynı kafada.


Halktan söz ediyor ama geniş halk kitlelerinin beklentilerine sırtını dönüp, zengin, seçkinci, halktan kopuk tuzu kuru çevrelerle yatıp kalkıyor.


Halktan bahsediyor. Ama halka karşı darbe yapan, darbe planlayan, cuntacı, muhtıracı, müdahaleci çevrelerle iş tutuyor.


CHP, Atatürk ve Atatürkçülük savunması yapıyor. Fakat Atatürk’ün mirasını yemesine rağmen, o Atatürk’ün resmini Türk parasının üzerinden silen İsmet İnönü’nün izinde gidiyor.


Laiklik diyor. Ama demokrasinin, laikliğin ortaya çıktığı ve geliştiği çağdaş ülkelerin uygulamalarına aykırı, ve ne olduğu belli olmayan, CHP’ye özgü “jakoben”, “militan” bir laiklik anlayışının uygulanmasını talep ediyor.


Güya askerin partisi görüntüsü vermeye çalışıyor. Ama aslında askeri çok yıpratan bir siyaset takip ediyor. Geçen Şubat ayının son haftası TSK, Kuzey Irak topraklarında, PKK’nın belini kıran çok önemli bir kara harekatı gerçekleştirmişti. Bu başarıyı TSK’ya yakıştıramayan CHP, operasyonun bitirilmesini ABD’ye bağladı. Niçin erken bitirdiniz diye çıkıştı. Anlaşılması güç ve imalı itirazlar ileri sürdü.


Bunun üzerine Genelkurmay’dan çok sert bir muhtıra aldı. Geçen yıl Genelkurmay’ın internet sitesinden hükümete yönelik yapılan ve kurumun yetki sınırlarını aşan talihsiz 27 Nisan bildirisine göbek atan CHP, bu defa aynı kurumdan kendisi muhtıra yemiş oluyordu. Üstelik bu bildiride CHP, “Hainlerden daha fazla zarar verenler” olarak tanımlanıyordu.


Siyasi rakibini seçim sandığında yenemeyen CHP, sözüm ona zafer kazanmak için savcılardan, mahkemelerden ve darbecilerden medet bekler durumda. Demokratik bir ülkede yer alan bir siyasi partinin rakibini yenmek için, o rakip partinin, sudan sebeplerle mahkeme tarafından kapatılma ihtimaline alkış tutması ne kadar ahlaki ve ne kadar demokrat bir yaklaşım olabilir? Ama CHP bunu yaptı.


Aynı CHP, bir zamanlar “Susurluk aydınlatılsın” çığlıkları atarken şimdi, Susurluk ve benzeri olayların anası olan Ergenekon teşkilatının üzerine gidilmemesi için seferber durumda. Meclisin yaptığı birçok önemli düzenlemede soluğu mahkemede alan CHP yönetimi, başka bir mahkeme Ergenekon olayının üzerine gitmeye başlayınca savcıları ve mahkemeleri topa tutmaya başladı. O da yetmezmiş gibi CHP’nin lideri Ergenekon avukatlığına da soyundu. CHP liderinin, gönüllü avukatlığına soyunduğu bu terör teşkilatı, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kabul ettiği iddianameye göre ülkemizde yaşanan sayısız karanlık, faili meçhul ve yıkıcı olayların odağı ve azmettiricisi olarak görünüyor.


CHP, hükümetle TSK arasında ilişkilerin sorunsuz olmasını sanki bir felaketmiş gibi göstererek, akıl almaz bir yaklaşımla “Hükümetle Genelkurmay arasında sıcak bir ilişkinin var olduğunu” eleştirel bir dille ifade ediyor. Yani Hükümetle Silahlı Kuvvetler’in arasının bozuk olmasını istiyor.
 
CHP’nin son bombası ise Yüksek Askeri Şurada TSK’nın personel ihraç etmemesi ile ilgili. Öyle bir parti düşünün ki, bu parti:


Ordusunun başarısına gölge düşürmek için çamur atıyor.


İnancından dolayı başını örten kızların okumaması için savaş veriyor.


Sandıkta yenemediği rakip partinin mahkeme tarafından kapatılması için çalışıyor.


Rakibine verilen muhtıraya alkış tutuyor, göbek atıyor, ama kendisi de muhtıra yemekten kurtulamıyor.


Demokrasi ve özgürlüklere dolaylı veya açık karşı çıkıyor.


Dağda, Kuzey Irak’ta teröre karşı savaş veren orduya saldırırken diğer taraftan, yasakçıları darbecileri savunuyor ve açıkça onların avukatlığına soyunuyor.


İnsanların YAŞ kararıyla ordudan ihraç edilerek işlerinden olmalarından zevk alıyor.


Karşımızda kurumsal psikolojisi, ruh hali bozulmuş, başkalarına acı çektirmekten zevk aldığı görünen, normal düşünme yeteneğini kaybetmiş, saldırgan bir siyasi parti var. Tüm siyaseti engelleme, iptal ettirme, yasaklama üzerine ayarlı.


Rahmetli dedem, ömrü boyunca CHP’ye oy vermişti. CHP’yi Atatürk’ün partisi olarak görürdü. Ömrünün son demlerinde o da çok öfkeli, olumsuz ve sinirli idi. Bu rahatsızlığa tutulduktan sonra ömrü uzun sürmedi. Damar sertliğine dayalı hastalık sebebiyle rahmetli oldu.


İnsanlar yaşlandıkça agresif, saldırgan ve negatif olabiliyor. Hatta bazıları bunama hastalığına düçar oluyor. Demek insanlar gibi kurumlar da bazen bunama hastalığına yakalanabiliyor. CHP, ülkemizin en yaşlı partisi. Bazı aksilikleri yaşlılığına bağlayabiliriz. Belki “Biz onun gençliğini de biliriz" diyeceksiniz” ama ne diyelim. Şu an siyasi hayatta yer alan partilerin yönetimlerine dikkat ederseniz. İdari kadrosunun yaş ortalaması en yüksek partinin CHP olduğunu görürsünüz. CHP yönetiminde gençlerin oranı son derece düşük.


Tüm umudumuz, ülkemizde iktidar-muhalefet dengesinin sağlanabilmesi için evrensel manada gerçek sol düşünceye sahip, ülke gerçeklerini ve dünyayı tanıyan aydın gençlerin CHP içinde varlığını ortaya koyup, Atatürk’ün partisini Atatürk’e ve Türkiye’ye yakışır bir siyasi hareket haline getirebilmesi. CHP’nin mevcut yönetim kadrosu ile iflah olması son derece umutsuz vaka görünüyor. Fakat biz, CHP’nin başkalarının acı çekmesinden zevk aldığı gibi bu duruma sevinemeyiz. Buna vicdanımız elvermez.


Lakin gerçek solcu genç kadrolar bu partiye sahip çıkmazlarsa, dedeler yönetiminde demans olan CHP’ye acil şifalar dilemekten başka çare de kalmıyor.


Ne yapalım takdir-i İlahi.
08.08.08


Demans Nedir?
www.psikiyatrist.net Demans ile ilgili şu tanımı yapıyor:
Kişide ilerleyen yaş ile beyindeki bir takım değişmeler sonrası oluşan bellekte bozulma (yakın döneme ait hafızada güçlükler) yanı sıra konuşma, söylenen şeyleri ya da daha önce bilinen şeyleri yapamama, çevresindeki eşya ve varlıkları tanıyamama; hesaplama, plan yapma, yürütme, sorunları çözme, davranışları yeri geldiğinde sonlandırabilme, uygun yargıda bulunma gibi daha çok beynin frontal bölgesine ait becerilerde kayıplar ile kendini gösteren ilerleyici bir rahatsızlıktır.
Hangi yaş grubunda, ne oranda görülmektedir?
65 yaş üzerindeki grubun % 2-4'ünde, 85 yaş üzerinde ise % 20 oranında görülmektedir
Bu duruma neden olan rahatsızlıklar:
Yaklaşık olarak % 60 kadarı Alzheimer dediğimiz rahatsızlıktan dolayı,%10-20'si beyin damar hastalıkları ve tıkanmaları, tekrarlayan felçlerden ötürü, % 10'u alkole bağlı, geri kalanı ise travma,ilaç zehirlenmeleri, kafa içindeki tümörler, abse ve diğer vücut hastalıkları (bazı vitamin eksiklikleri, tiroid, paratiroid ,böbrek üstü bezleri, karaciğer, böbrek, hipofiz hastalıkları gibi) sonrası oluşmaktadır.

Yazarın Önceki Yazıları
ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Dava ve Sırat-ı Müstakim 08.05.2017Artık savunma yok taarruz var! 19.04.2017Bir devrimin ardından.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017Dünya alt-üst oluyor! 31.03.2017Monarşik Avrupa'ya demokrasi götüreceğiz 28.03.2017Batı medeniyetinin çöküşüne hazır olun 22.03.2017Haçlı birliğine karşı hilal birliği 15.03.2017Avrupa niçin düşmanlıkta yarışıyor? 10.03.2017Niçin "hayır" demeliyiz! İşte sebepler.. 06.03.2017Aslında "kimler rahatsız" 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017Fethullah'ı verseler ne olacak! 23.02.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.