YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
CHP 9'lusuna mahkum muyuz?
11 Haziran 2008 16:20

Bu yazı sadece şekil olsun diye yazıldı. Çünkü şekil yaparsam Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına uygun davranmış oluyorum. Bizim memleketimizde şekil yapmak çok önemlidir. Zaten işin temeli şekildir. Şekil her şeydir. Özüne inerek zaman harcamaya değmez. Ama herkesin şekil yapması kabul edilemez. Çünkü şekil yapmanın makbul olması için doğuştan şekil yapma imtiyazına sahip olmak gerekir. O nedenle benim şekil yapmam makbul olmayabilir. Çünkü imtiyazlı değilim.


İzah edelim.
Mesela İsmet İnönü, Atatürkçüyüm, Atatürkçüyüm diyerek Türk parasının üzerinden ülkenin kurucusu Atatürk’ün resmini kaldırıp kendi resmini basarak makbul adam olabilir. Çünkü doğuştan şekil yapma hakkına sahiptir. Sadece şekil yapmıştır. Gerçek bir Atatürkçüdür.


Beyninde tehlikeli(!) düşünceler olan kız, örtülü olan başını açıp üniversiteyi okursa, tehlike ortadan kalkmıştır. Çünkü başından çıkardığı örtü ile düşüncelerini örtmüştür. Şekil yapmıştır. Bu şekil yeterlidir.


Laiklik, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrı olması demektir. Ama devlet, dini temsil eden bir resmi kurum yani Diyanet İşleri Başkanlığı kurarak dini kontrol altında tutabilir. Burada laiklik elden gitmez. Devlet sadece şekil olsun diye bunu yapmaktadır. Normaldir.


Vatansever olduğunu söyleyip Kur’an’a el basarak adam öldürme üzerine yemin edebilirsin, hatta adam öldürüp, insanları teröre azmettirebilirsin. Vatanseverliğinden kimsenin kimse kuşku duymaması gerekir. Çünkü “vatanseverim” deyip şekil yapman yeterlidir. Hakkındır. Kimse hesap soramaz.


Kötü niyetli kişiler devleti, laikliği ortadan kaldırmak için parti kurmuşlardır. Bu partiyi kapattığın zaman tehlikeyi ortadan kaldırmış olursun. Çünkü parti kapatılmıştır. aynı adamlar başka isimle parti kurup yola devam eder. Olsun onu da kapatırız. Yine devam eder. Biz yine kapatırız. Ne olacak maksat şekil olsun. Kapatırız da kapatırız.


Atatürk “Hakimiyet, kayıtsız şartsız milletindir” demiş. Ama sen Atatürkçülük ve laik cumhuriyet adına zaten kısıtlı uygulanan bu ilkeyi tamamen ortadan kaldırabilirsin. Hakimiyetin millete ait olması gerekmez. Meclisin duvarında öyle yazsın yeter. Çünkü önemli olan şekildir.


Darbe anayasasının bile ikinci maddesinde, laikliğin yer aldığı cümlede ilk önce “toplumun huzuru,” “milli dayanışma,” “adalet anlayışı,” insan haklarına saygı,” demokrasi,” ve “sosyal bir hukuk devletinden” bahsediliyor olmasının Anayasa Mahkemesi’nin verdiği/vereceği kararlarda hiç bir etkisi yoktur. Gökte uçan kuşlar dağda esen yeller bile laikliği ortadan kaldırabilir. Çünkü önemli olan laikliktir. Sıralanan diğer ilkeler sadece şekildir. Anayasa kitabında yazıyor olması şekil olarak yeterlidir. Çünkü önemli olan şekildir.


Gördüğünüz gibi şekil çok önemlidir. Yüce mahkememiz de şekil yapmaktadır. Gerçekten de esasla uğraşmamıştır. Esas önemli değildir. Çünkü esas millettir. O da ne istersek onu yapar. Mahkemenin esasla ne işi olabilir ki? Yüce mahkeme sadece o “millet adına” karar verir. O da zaten şekildir. Yeterlidir.


Galiba şunu merak ediyorsunuz. Hangi gerekçeyle diye soracaksınız. Amma yaptınız. Hele bir karar verelim. Bizde gerekçe mi yok. Size, uygun bir gerekçe söyleriz.  


***


Görüldüğü gibi yargıya dair söyleyecek bir şey yok. Her şey yolunda. Fakat şimdi parlamentoya ve siyasi partilere sorulması gereken şeyler var.


Mahkeme yasaya göre değil kafaya göre, ideolojiye göre karar verecekse yapılan seçimlerin, siyasi partilerin, parlamentonun, anayasanın ve yasaların ne anlamı kaldı? Bunlar da sadece bir şekil mi? Parlamento ve siyasi partiler şekil olarak kalmayı hazmedebiliyorlar mı?


Ak Parti de, MHP de, DTP de mahkeme kararıyla ilgili verilmesi gereken tepkiyi gösterdiler. Çözüm konumunda olan parlamento ve siyasi partilerin sadece seçmenin gazını almaya yönelik tepkilerle bu sorunu başından savmaları yeterli midir?


Parlamentonun ve siyasetin kesin çözüme yönelik adımlar atması gerekmiyor mu? Gerekiyorsa siyasi partiler neden ayrı telden çalmaya devam ediyorlar? Bir süreliğine siyasi rekabeti erteleyip millet adına bir demokrasi bloku oluşturamazlar mı? TBMM’nin ve millet iradesinin onurunu koruyamayan, demokrasiyi inşa edemeyen bir siyasi parti, ne kadar siyaset yapabilir?


Ak Parti’nin, kapatma davası sonuçlanıncaya kadar Meclisi çalıştırma kararı tabii ki olumlu. Fakat siyasi partilerin bu süreçte yapılması gerekenlere dair düşüncelerini de açıklamaları gerekmiyor mu? 


İktidar partisi, mevcut mahkeme kararında sorumluluğu parlamentoya atıp kenara çekilerek, kapatma davasına odaklanmış görünüyor. Anayasa Mahkemesi’nin açıkladığı, Parlamentonun ve milletin iradesine son veren bu karardan sonra belki de Ak Parti’yi kapatmayacaktır. Çünkü şu son karardan itibaren Ak Parti açık kalsa bile neye yarayacak? Milletin beklentilerine cevap veremeyecek olan bir parti, milletin iktidarı olabilir mi? Eğer Ak Parti geri adım atıp CHP’nin telkinlerine uyarak statükoya boyun eğip, onun iktidarı olacaksa halkın desteğini alabilecek mi?


Cumhurbaşkanı Gül, kendini oraya çıkaran millet iradesinin tecellisi için harekete geçecek mi, yoksa tedbirsiz bir tevekkülle, antidemokratik ve hukuk dışı kararlara seyirci mi kalacak?


Ak Parti ve MHP verdiği kararın ardında sonuna kadar durup milli iradeye sahip mi çıkacak, yoksa CHP’nin “dokuzlu” tüfeğinin tehdidine boyun mu eğecek?


Son soru ise statükoya: Sistemi ve vatandaşı ikiyüzlülüğe ve takiyyeye zorlayan zorbalıklarla bu çağdışı zihniyeti nereye ve ne zamana kadar götüreceğinizi sanıyorsunuz?


Şunu da hatırlamanızda fayda olabilir. Daha düne kadar kendi ülkesinde insan yerine konmayan zenci lider Barak Obama, bu gün, süper güç ABD’ye başkan olma yolunda koşar adım ilerliyor.


Farkında mısınız?

Yazarın Önceki Yazıları
ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Dava ve Sırat-ı Müstakim 08.05.2017Artık savunma yok taarruz var! 19.04.2017Bir devrimin ardından.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017Dünya alt-üst oluyor! 31.03.2017Monarşik Avrupa'ya demokrasi götüreceğiz 28.03.2017Batı medeniyetinin çöküşüne hazır olun 22.03.2017Haçlı birliğine karşı hilal birliği 15.03.2017Avrupa niçin düşmanlıkta yarışıyor? 10.03.2017Niçin "hayır" demeliyiz! İşte sebepler.. 06.03.2017Aslında "kimler rahatsız" 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.