YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Cevabını merak etmediğim sorular
31 Temmuz 2008 15:32

Bazı tarihleri ve olayları hatırlatıp, ardından da bazı sorular sormak istiyorum. Ama hemen belirteyim. Sizi bilmiyorum. Ama ben, soracağım soruların cevabını pek merak etmiyorum.  


Tarihler ve olaylar:


*2006-2007. derin statükonun, derin çetelerin, entegre örgütlerin, ülkede siyasi, ekonomik ve sosyal kargaşa çıkarmak için el birliği ile çalışmaya başlamaları. Siyasi cinayetler filminin yeniden sahneye konulması.


*12 Haziran 2007 Ergenekon Terör Örgütü davasına dönüşen Ümraniye soruşturmasının başlaması.


*20 Ocak 2008. General Veli Küçük dahil, Ergenekon’un operasyonel kanadının önde gelen adamlarının tutuklanmaları.


*9 Şubat 2008. üniversitede okumaya çalışan başörtülü kız çocuklarının başının belası olan yasağın kaldırılması için, TBMM’de 411 milletvekilinin kabulü ile Anayasa değişikliği yapılması.


*21-29 Şubat 2008. Kara Kuvvetleri Komutanı İlker Başbuğ’un emri ile TSK’nın, Kuzey Irak’ta PKK’ya yönelik kara harekatı yapması.
Kara harekatı sonrasında açıklanan rakamların aksine 500’den fazla teröristin etkisiz hale getirilmesi. PKK’nın belinin kırılması.


*14 Mart 2008. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın, Kara harekatı ile PKK’nın belinin kırılmasından hemen iki hafta sonra Ak Parti’ye kapatma davası açması ve Türkiye’nin belirsiz bir sürecin içine itilmesi.


*1 Temmuz 2008 Ergenekon Terör Örgütü’nün önde gelen liderlerinden oldukları gerekçesi ile Org. Şener Eruygur ve Org. Hurşit Tolon’la beraber çok sayıda kişinin gözaltına alınarak tutuklanmaları.


*27 Temmuz 2008. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Ergenekon iddianamesini kabulünün hemen ardından ve Ak Parti’yi kapatma davası arefesinde İstanbul Güngören’de yapılan sabotajla çocuk, kadın ayırmadan 18 masumun öldürülmesi, yüzden fazla masumun yaralanması.


*30 Temmuz 2008. Anayasa Mahkemesi’nin Ak Parti’yi kapatma davasında karar vermesi.


Geride kalan bir dönemin tarihleri ve başlıkları böyle.


Merak etmediğim sorular:


1) Geriye doğru baktığımızda akla gelen sorular var. Mesela: bazı kesimler, 1 Temmuz 2008’de yapılan operasyonla Şener Eruygur ve Hurşit Tolon’un tutuklanmasını, Ak Parti’nin kendine açılan kapatma davasının rövanşı gibi göstermeye çalıştılar. Halbuki Ergenekon soruşturması 12 Haziran 2007’de başlamış, 20 Ocak 2008’de Veli Küçük dahil önemli isimler içeri alınmıştı. Ak Parti’yi kapatma davası ise 14 Mart 2008’de yani daha sonra açılmıştı. Eğer bir rövanş aranıyorsa bu rövanş gayretini hangi tarafta aramak gerekir?


2) Savcı Zekeriya Öz’ün hazırladığı iddianameye göre Ergenekonla, PKK başta olmak üzere bazı derin örgütler arasında organik bağlantılar var.
21-29 Şubat 2008 tarihleri arasında Kuzey Irak’a yapılan kara harekatıyla PKK’nın belinin kırılmasından hemen iki hafta sonra Ak Parti’ye kapatma davası açılmasını nasıl yorumlamamız gerekiyor. Bu kronolojik akış ilginç bir anlam taşıyor mu?


3) Anayasa Mahkemesi’nin 30 Temmuz 2008’de verdiği karardan birkaç gün önce eski Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve 367’ci Sabih Kanadoğlu, Anayasa Mahkemesi’nin bazı üyeleri ile görüştüler mi? Görüştüler ise acaba ne konuştular? Üyelerden bir talepleri oldu mu? Mahkemenin vereceği kararla ilgili talepte bulundular mı?


4) Hava alanında aynı anda bulundukları halde “Neden konuşmadılar” diye Başbakan ve muhalefet liderini eleştirdiği gün, Ülkenin cumhurbaşkanı ile ülkenin başbakanının bir evde görüşmesini de eleştirerek ancak Ertuğrul Özkök’ün düşebileceği bir çelişkiye düşen Hürriyet Gazetesi, acaba Ahmet Necdet Sezer ve Sabih Kanadoğlu’nun, ülkenin en önemli davasının hemen öncesinde Anayasa Mahkemesi üyeleriyle neleri görüştüğünü merak etmekte midir? Eğer merak ediyorsa bunu da manşet yapmak ister mi?


5) CHP lideri Deniz Baykal, “Anayasa Mahkemesi’nin kararı ne olursa olsun herkes saygı duymalı” dediği halde, kararın açıklandığı dakikalarda, CHP’ye hakim olan, çatısına yıldırım düşmüş bir hanedeki matem havasını nasıl izah ediyor? CHP, siyaseten ve sandıkta yenemediği rakibini, mahkemeye de kapattıramamanın ezikliğini ve hüznünü yaşıyor mudur? CHP, bütün bunlardan sonra muhaliflerini, darbecilerin veya yargının eliyle devre dışı bıraktırarak, halka rağmen, halk için ucuzundan, iktidar olma hayalinden vazgeçmeyi düşünmekte midir?


6) Karardan önce, “Bu bir hukuk davası değil siyasi davadır. Ak Parti kesin kapatılacaktır. Bu bir tahmin değil, bilgidir. Parti kapatıldıktan sonra da şunlar olacaktır” diye işporta müneccimliğe soyunan kurşun kalemlerin, mahkemenin kararından sonra birazcık olsun yüzleri kızarmış mıdır? Bunlar bu ucuz palavralara kılıf uydurmak için şimdi ne gibi hokkabazlıklara soyunacaklardır?


7) Dolmabahçe’de, başbakanla görüşerek, sözüm ona pazarlık görüntüsü ile Ak Parti’nin kapanmama ihtimalini satın aldığını düşünen genel yayın yönetmeni, sizce huzura kavuşmuş mudur? Yoksa hala “her kapı çalınışta irkilerek tedirgin” oluyor mudur? Acaba ruhen rahatlamış mıdır? Yoksa “Büyük Patron,” “Ya Fatih Altaylı’yı üstüme kuma getirirse diye kabus görmeye devam ediyor mudur?”


8) Tıpkı enerjisiz enerji üreten “Erke Dönergeci” gibi kanunsuz karar üreten 367’nin mucidi Büyük Üstat Sabih Kanadoğlu, Anayasa Mahkemesi’nin kararının açıklandığı 30 Temmuz saat 18:10’dan itibaren yeni buluşlar için keşfe başlamış mıdır? Yoksa cepte hazır yedekler var mıdır?


9) Çankaya’nın dokuz numarası Süleyman Demirel, neden o “nurlu” yüzünü, onu seven(!) halkımızdan ısrarla saklar hale gelmiştir? Bile ki bu hasrete yürek dayanmıyor.


10) Yedi yıllık cumhurbaşkanlığı dönemini çok iyi Anayasa kitapçığı fırlatması ve kırmızı ışıkta durması dışında her hangi bir şekilde hatırlayamadığımız, Çankaya’nın onuncu sakini Ahmet Necdet Sezer, Bütün bu olanlardan sonra mahkemenin yaktığı kırmızı ışıkta durup bu ideolojik faaliyetlerden vazgeçip, bahçedeki çimlerin üzerine sırt üstü serilip Mogan Gölü’ne doğru ayaklarını uzatarak artık stres atmayı deneyecek midir? Yoksa statüko serasında gönençli günler aramaya devam mı edecektir?
 
11) 11 Eylül 2001’de Kardinal Bush liderliğindeki Neocon planın “İkiz Kuleleri” vurduğunda duyduğu mutluluğu, Neoergenekonlar da 27 Temmuz’da Güngören’de katlettiği masumlardan sonra duymuş mudur?


12) Son olarak da Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, açıklanan karardan sonra “görevini” yapmış olmanın huzuru ile rahat uyuyor mudur? Yoksa ülkeye, siyasi, sosyal ve ekonomik olarak kaybettirdiği dört buçuk ayın, ülkeden uçan milyar dolarların, zarar gören ülke itibarının ıstırabı onun da göğsünde zerre kadar da olsa bir sancıya sebep oluyor mudur?


Ne dersiniz?
31.07.2008

Yazarın Önceki Yazıları
Mübarek beldelerimizi korumak iman meselesidir 25.07.2017Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Dava ve Sırat-ı Müstakim 08.05.2017Artık savunma yok taarruz var! 19.04.2017Bir devrimin ardından.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.