YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Büyük Türkiye için Büyük Hedefler
21 Ekim 2008 18:15

Dünya dengeleri tahterevalli gibidir. Biri güçlenirse diğeri zayıflar veya tersi olur. Bir zamanlar dünyaya iki kutuplu dengeler hakimdi. Bir yanda Sovyetler Birliği, diğer yanda ABD. Sovyetler dağılınca meydan ABD’ye kaldı. ABD ise tüm Dünyaya tek başına hükmedebilmek için projeler geliştirmeye başladı. Hazırlanan projeler insani ve akli olmaktan çok Washington yönetiminin Sovyetler’den kurtulmasının ve ekonomik gücün verdiği şımarıklığın eseriydi. Dünyada bir Amerikan İmparatorluğu kurabileceklerini zannediyorlardı. Bizdeki statükocular, Anadolu halkını nasıl küçümsüyor ise ABD de bazı ülkeleri ve milletleri öyle küçümsüyordu.


Şeytanın fısıltılarını Tanrı’nın ilhamı zanneden Neoconlar, özellikle İslam topluluklarını hamam böceği gibi görüyorlardı. Güç ve kudrete, akıl ve fenne, silah ve teknolojiye o kadar güveniyorlardı ki, neticeyi baştan ilan etmişlerdi bile. Şimdi “Yeni bir Ortadoğu’nun zamanı gelmişti.” Buralar yeniden şekillenecekti.


“Göbeğini kaşıyan” Afganlar, “bidon kafalı” Iraklılar, “baldırı çıplak” Araplar ve Neoconların güvendiği Türkler, bu işlerin bilgisayar oyunu olmadığını gösterdiler. Bu sefer, Batı’nın silahı ve ölüm teknolojisinin Doğu’nun fendine galip gelemeyeceğini ispat ettiler. Nemrut küstahlığı ile kendine güvenen ABD, karınca kadar küçük görülen Asya’nın gayreti karşısında aciz kaldı. Asya’nın finans operasyonu ABD ve gelişmiş Batı’nın buzdan saraylarını eritmeye başladı. Dünya imparatorluğu kurma hayalindeki vahşi Batı, şimdi paçayı nasıl kurtarırız derdinde. ABD, milenyumun ilk hasta adamı artık.


Şimdi yer küre yeni reislerini arıyor. Osmanlı hükümdarının dediği gibi bir kişiye çok iki kişiye az gelen yer kürede önümüzdeki dönemde kimlerin sözü geçecek? Son sözleri kimler söyleyecek?


En kapsamlı uluslararası teşkilat olan Birleşmiş Milletler, 192 üyeden meydana geliyor. Teşkilatın en önemli organı Güvenlik Konseyi. Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa ise veto hakkına sahip olan ülkeler. Bunlar bir nevi dünyanın ağalığını yapmaya çalışan devletler. Bu beş devlete ilaveten dönemsel olarak Güvenlik Konseyi üyeliği yapan ülkeler var. Bu geçici üyelerin veto hakkı yok. Ama bu konuma sahip olmak da önemli bir pozisyon. Çünkü mevcut şartlarda Güvenlik Konseyi geçici üyesi olabilmek için mevcut üyelerin üçte ikisine karşılık gelen en az 128 ülkenin oyunu almak gerekiyor. Demek ki dünyada en az 128 dostunuz veya destekçinizin olması icap ediyor.


Tarihi misyonunu yeniden keşfederek buna sahip çıkmaya başlayan Yeni Türkiye, orijinal ve milli projeleriyle dünyanın yükselen yıldızı. Güvenlik Konseyi geçici üyeliği için birkaç yıldan beri çalışan Türkiye, BM’nin kuruluşundan bu yana bu pozisyon için en yüksek oyla süreci tamamladı. 192 ülkeden 151’inin desteğine mazhar oldu. Bu, harika bir başarı. Emeği geçenleri kutlamak gerekir. Ancak Türkiye’nin esas hedefi bundan da büyük. Eğer o hedefe de ulaşılırsa işte o zaman Türkiye, dünya liginde çok daha yüksek bir seviyeye atlamış olacak.


BM, teşkilatın daha etkin ve daha adil hale gelebilmesi için 2000 yılından bu yana bir arayış içinde. Bu maksatla, şu an beş olan daimi üye sayısını 10’a çıkarmak istiyorlar. Almanya ve Japonya’nın da dahil edilmesine ilave olarak, Hıristiyan Dünyasını temsilen Vatikan’ın, Museviler’i temsilen İsrail’in de dahil edilmesi düşünülüyor.


Güvenlik Konseyi’nin yeni yapılanmasında Türkiye, söz sahibi olmalı. Türkiye, küresel oyunda belirleyici olabilmek için Türk ve İslam devletlerinin desteğini arkasına almalı. 57 İslam ülkesi önemli bir imkan ve potansiyel. Şimdi Ankara, Genel Sekreterliği’ni Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu’nun ifa ettiği İslam Konferansı Teşkilatı'na “devlet” statüsü kazandırarak bu yapının İslam Dünyasında daha etkin olmasını amaçlıyor. Bu istikamette diğer İslam ülkeleri ile geniş çaplı istişare içerisinde. Bu hedef gerçekleştirilebilirse kurulacak devletin dinamik gücü Türkiye olacak.


Eğer bu hedef 2010 yılına kadar gerçekleştirilebilir ve BM de kendi yapılanmasını tamamlayabilirse Güvenlik Konseyi’nin 10’a çıkarılacak daimi üyeleri arasında İslam ülkelerini temsilen yeni İKÖ de yerini alabilecektir. Bu, Türkiye’nin Güvenlik Konseyi daimi üyesi olması ile eş anlamlı bir durum. Türkiye’nin ve Türk-İslam aleminin gücüne güç katacak bir gelişme. Çünkü bu takdirde ABD ve Batılı ülkelerin Güvenlik Konseyi daimi üyeliğinden kaynaklanan tekeli kırılmış olacak. BM’nin, Türk ve İslam ülkelerinin aleyhine karar çıkarma riski de ortadan kaldırılmış olacak.


Türkiye’nin GK geçici üyeliğini elde etmesi ABD’nin, Yunanistan ve Kıbrıs Rumlarının açık, Avrupa’nın örtülü engelleme çabalarına rağmen gerçekleşti. Birkaç sene öncesine kadar etrafı düşmanla çevrili olarak gösterilen Türkiye’nin aslında en az 152 ülkenin dostu olduğu ortaya çıktı. Statükonun bir yalanı daha anlaşılmış oldu.


İslam ülkeleri artık bilinçlenmiş durumda ve daha organize hareket ediyor. Osmanlı’nın dağılmasıyla oluşan boşluk, şimdi yine Türkiye’nin öncülüğünde yeniden ikame ediliyor. Dünya’yı şaşırtacak yeni projeler yolda. Zamanı geldikçe bunları açıklayacağız. Eskimiş ninnilerden, sanal korkulardan kurtulup, geleceği yeniden inşa etmeliyiz. Gelişmeleri doğru okumalı ve geleceğin dünyası yeniden kurulurken bir tuğla da biz koymalıyız.


“Biz kimiz ki bunları yapabilelim” kompleksini taşıyanlarsa, birazcık gerçek tarih kitaplarını okumaya zaman ayırdıkları takdirde ne demek istediğimizi daha iyi anlayabilirler.


Türkiye sadece uluslar arası alanda büyük adımlar atmıyor. Kendi içini de yeniden düzenliyor. Şimdi Türkiye’de karanlık provokasyonların hesabı sorulurken, ilk defa, aslında malum, ama fail-i meçhul olaylar gün ışığına dökülürken, Dağlıca ve Aktütün baskınları, Ergenekon davasını etkisizleştirme maksatlı sokak gösterileri ve kepenk kapattırma çabalarının ne anlama geldiğini ve kimin işine yaradığını bir daha düşünün. Bunu Kürt vatandaşlarımız da düşünsün.


21.10.2008
Alper TAN

Yazarın Önceki Yazıları
ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Dava ve Sırat-ı Müstakim 08.05.2017Artık savunma yok taarruz var! 19.04.2017Bir devrimin ardından.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017Dünya alt-üst oluyor! 31.03.2017Monarşik Avrupa'ya demokrasi götüreceğiz 28.03.2017Batı medeniyetinin çöküşüne hazır olun 22.03.2017Haçlı birliğine karşı hilal birliği 15.03.2017Avrupa niçin düşmanlıkta yarışıyor? 10.03.2017Niçin "hayır" demeliyiz! İşte sebepler.. 06.03.2017Aslında "kimler rahatsız" 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017Fethullah'ı verseler ne olacak! 23.02.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.