27 Mart 2017 Pazartesi
  • Altın145,546
  • BIST89.955
  • Dolar3,5984
  • Euro3,9105
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,5209
  • İstanbul8 °C
  • Ankara11 °C
  • İzmir14 °C
  • Konya10 °C
  • Adana17 °C
  • Antalya16 °C
  • Diyarbakır13 °C
  • Bursa8 °C
  • Kayseri14 °C
  • Kocaeli7 °C
  • Şanlıurfa18 °C
  • Gaziantep15 °C
  • İçel18 °C
BATI MEDENİYETİNİN ÇÖKÜŞÜNE HAZIR OLUN
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Büyük savaşın küçük provaları
06 Haziran 2013 09:40

Taksim Gezi Parkı eylemiyle başlayan ama zıvanadan çıkartılarak Türkiye geneli bir ayaklanma provasına dönüştürülen gelişmelerin bir çevre hareketi olmadığını artık herkes görmüş durumda.. İlk başta Taksim eylemlerine balıklama atlayarak sahiplenmeye çalışan CHP bile geri adım atarak araya mesafe koymuş görünüyor. Ancak CHP’de kafalar tam olarak durulmuş değil. Kemal Kılıçdaroğlu her geçen gün etkisini kaybeden bir lider durumunda. Bu durumu telafi etmeye çalıştıkça hırçınlaşıyor. Hırçınlaştıkça da kaybetmeye devam ediyor. CHP içi ayrışmaların gizlenmesi her geçen gün zorlaşıyor.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise ülkenin geçtiği her kritik dönemde gösterdiği basireti bir kere daha gösterdi. 4 Haziran Salı günü yaptığı Meclis grup konuşması, manifesto gibi bir konuşmaydı. Bahçeli, konuşmasıyla bu eylemlerin toplumsal veya siyasi bir eylem olmasının çok ötesinde bir amaç taşıdığını göstermiş oldu. Ülkeyi yöneten hükümete karşı hoşnutsuz kesimlere ise çözüm olarak sandığı gösterdi Devlet Bahçeli. ‘Bir derdiniz varsa sandıkta hesaplaşın’ mesajı verdi. Ülkücüleri bu olaylardan uzak durmaları konusunda bir kere daha uyardı. Karanlık emellerine ülkücüleri de alet etmeyi planlayanların oyunu kısmen bozuldu.

Partiden gelen açıklamaların özüne bakıldığında BDP de sahnelenen oyunu anlamış görünüyor.

Toplum ise genel olarak sağduyusunu koruyor. Dolduruşa gelmiyor. Yakın tarihte yaşananlardan çıkardığı dersleri değerlendiriyor. Bu noktada en sıkıntılı durum, yaşları 25’in altındaki genç kesimde. Gençler 1960’ları ve 1980’leri zaten yaşamadılar. 1990’larda ya hayatta değildiler ya da yeni doğmuşlardı. 28 Şubat ise onlara göre hayal meyal veya yok hükmünde..

Bu gençler, sadece izlediği TV haberleriyle ya da adına sosyal medya denilen ve hiçbir denetimi olmayan, herkesin ağzına veya aklına geleni yazdığı manipülatif bir alanın etkisinde, 140 karakter ile ifadesini bulan bir alanın içinde günübirlik yaşıyor ve düşünüyorlar.

Yaşanan olayları, karşılaşılan sorunları anlamak ve çözmek için günübirlik hadiseleri, günübirlik gelişmelerle değerlendirmek yetmiyor. Olayların geçmişini, senaristlerini ve maksadını bilmeden ve görmeden varılacak peşin hükümler bizi yanlış noktalara götürebilir. 

Bundan önceki iki Analiz’de son günlerde yaşanan olayların gerisinde, dışarda ve içerde kimler olduğunu anlatmaya çalışmıştık. Bu olayların masum bir çevre duyarlılığı ile bu noktaya gelmediğini ifade etmiştik.

Yaşanan bu olayların detaylarına takılıp kalırsak esas büyük fotoğrafı ve gerçek hedefi göremeyiz. Göremediğimiz zaman da kör dövüşü gibi birbirimizi suçlayıp durarak içine düştüğümüz kısır döngüden ve olayları planlayanların ağına düşmekten kurtulamayız.

Şimdi açıkça konuşalım. Bu olayların esas amacı ne çevre katliamını engellemek, ne hiç beğenmediği Ak Parti’yi devirmek, ne çok sevdiği CHP’yi iktidara getirmek. Ne de bir Türk baharı getirip halkımızı özgürlüğe kavuşturmak..

Daha evvel de defalarca dile getirdik. Batı’nın 20. yüzyılın başında kurgulayıp uyguladığı Dünya Düzeni hızla yıkılmaya başladı. Son asrı esaretle geçirmiş olan Müslüman topluluklar Batı'ya baş kaldırmış durumda. Son 10 yıldır Türkiye’de yaşanan değişim, son 3 seneden beri diğer Müslüman ülkeleri de etkilemiş durumda. Tunus’da, Mısır’da, Libya’da ve şimdilerde Suriye’de yaşananlar bu bağımsızlık hareketinin sancıları. Özgürlüğün ve bağımsızlığın faturaları ödeniyor.

Batı dünyası ve Hıristiyan alemi bu bağımsızlık hareketlerinden son derece rahatsız. Bu yaşananları içlerine sindiremiyorlar. İsrail de kendini Haçlı ruhuna daha yakın görüyor. Ve öteden beri onlarla birlikte.

Biz istesek de istemesek de dünya hızla din eksenli bir kutuplaşmaya doğru gidiyor. Bin yıl önceki Haçlı zihniyeti yeniden tezahür ediyor. Ama Batı hiçbir zaman “Müslüman topluluklar artık bizim kontrolümüzden çıkmaya başladı. Biz buna müsaade edemeyiz” demeyecektir. Farklı ve kendince meşru gerekçeler ileri sürecek, dolaylı yollardan hareket edecektir. Mümkün olduğunca doğrudan saldırmayacak, hedef ülkeleri iç karışıklık, siyasi istikrarsızlık ve ekonomik buhranlarla dize getirmeyi deneyecektir.

Fakat son yıllarda ABD ve diğer Batılı ülkeler kendi içlerinde ekonomik krizler ve devamında siyasi belirsizliklerle uğraşmak zorunda oldukları için eskisi kadar rahat yapamıyorlar. Dünya bir “Medeniyetler mücadelesi” yaşıyor. Bir tarafta İslam Medeniyetini temsil eden halklar ve ülkeler; diğer yanda Hıristiyan ülkeler, topluluklar ve müttefikleri.. Bu mücadele siyasi ve diplomatik yollarla da olabilir, nihayetinde sıcak bir savaşa da dönüşebilir.

Şimdilerde dünya böyle bir yol ayrımında. Çünkü tarihe baktığımızda büyük dönüşümlerin tamamı büyük savaşların neticesinde oluyor. Dünyada, günümüzde yaşanan ve izah etmeye çalıştığımız bu büyük dönüşümün savaşsız olması temenni edilir. Ancak sıcak savaşa dönüşme ihtimali her zaman hesap edilmeli. Bu noktada Müslüman komşu ülke İran’ın, nasıl bir tercihte bulunacağı önem taşıyor. Son zamanlardaki tavrına bakılacak olursa İran bulanık sularda dolaşıyor. Umarız dümenini doğrultur.

Böyle kritik zamanlarda ülkemizde, içerde kimin nasıl hareket edeceği de çok önemli. Kurumsal olarak CHP’nin nasıl karar kılacağı dikkatle takip edilmeli. Bazı marjinal sol örgütler ile İşçi Partisi gibi Ergenekon destekçilerine karşı dikkatli olunmalı. Alevi vatandaşlarımız, kendilerini sokağa dökmek üzere yapılabilecek tahriklere karşı uyanık olmalı. Diğer kesimler de Alevi vatandaşlara karşı kışkırtıcı çağrılara kanmamalı.

Özellikle TÜSİAD çevrelerinin nasıl hareket edecekleri de son derece önem taşıyor. Koç ailesi ve Hüsnü Özyeğin gibi güçlü iş çevrelerinin ne yapacaklarını şahsen çok merak ediyoruz.

İslam ülkelerinin ittifakı için uğraşan Yeni Türkiye’ye kimler çelme takmak için çalışacak. Kimler bu sürecin taşeron-fedailiğini yapacak, kimler sponsorluğunu üstlenecek. Merak etmek ve bunu halkımıza duyurmak hepimizin hakkıdır.

Son iki buçuk yılda 120 bin insanın hayatını kaybettiği ve enkaza dönen Suriye için sürekli laf üretmekten başka kılını kıpırdatmayan Haçlılar bizim Gezi Parkı’ndaki iki ağacın derdine düştüler öyle mi?

Alper TAN

05.06.2013

Bu konuyu daha iyi anlamak için aşağıdaki yazıların okunmasını tavsiye ederiz.

AJANLAR İÇİMİZDE FİNK ATIYOR

http://www.kanalahaber.com/haber/analiz/ajanlar-icimizde-fink-atiyor-dikkat-129767/

AYAKLANMA PROVASINDA İLGİNÇ KOALİSYON

http://www.kanalahaber.com/haber/analiz/ayaklanma-provasinda-ilginc-koalisyon-129614/

DEĞİŞEN DÜZENLER VE KÜRESEL SAVAŞ İHTİMALİ

http://www.kanalahaber.com/haber/analiz/degisen-duzenler-ve-kuresel-savas-ihtimali-116766/

ORTADOĞU'NUN STATÜKOSU DEĞİŞİYOR

http://www.kanalahaber.com/haber/analiz/ortadogunun-statukosu-degisiyor-121321/

Yazarın Önceki Yazıları
Batı medeniyetinin çöküşüne hazır olun 22.03.2017Haçlı birliğine karşı hilal birliği 15.03.2017Avrupa niçin düşmanlıkta yarışıyor? 10.03.2017Niçin "hayır" demeliyiz! İşte sebepler.. 06.03.2017Aslında "kimler rahatsız" 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017Fethullah'ı verseler ne olacak! 23.02.2017Bu sistemin ne zararı vardı da değiştiriyoruz? 15.02.2017ABD'nin dinci siyaseti tutar mı? 12.02.2017Sandığa giderken dünyada neler oluyor? 09.02.2017Donald Trump'a teşekkür mektubu 31.01.2017ABD gizli belgesi ve Reina saldırısı! 17.01.2017ABD, NATO, Terör ve Cuma Hutbesi! 02.01.2017Batı Savaşı Kaybetti. İstese de İç Savaş Çıkartamaz! 30.12.2016Suriye'de kimlerle savaşıyoruz? 27.12.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
iyi bir yazı
 // fuat aydın
değerli yazar kardeşim,yazının ayakları yere basıyor.iyi de bu bilgilerden daha fazlasını yöneticiler biliyor.durum böyle olduğu halde
başbakan benim gibi gönlünü kazanabileceği insanların özel hayatlarıyla niye uğraşıyor ve böylelikle provokasyona elverişli ortamlar yaratıyor ? esas sağduyulu olması gereken ben ce yöneticiler......
06 Haziran 2013 Perşembe 17:32
gezi parkı amerika ve israil
 // seami durmuş
gezi parkı olayları dişardan çok iyi kurgulanmış üzerinde çalışılmış ve harakete geçirilmiştir. ülkemizin dişarıya bağlı gazetecileri ve 28 şubat soruşturması yapılmasın gibi görünsede bana göre asıl amaç başbakan erdoğanın gazze ve filistine yapacağı geziyi iptal ettirmektir. amaerka ve israil bu gezinin yapılmasını istememektedir. erdoğan ise bu geziyi yacağını amerikada soyliyerek amir dövlet amerikayı umursamamıştır....
06 Haziran 2013 Perşembe 15:08