23 Ocak 2017 Pazartesi
  • Altın146,538
  • BIST83.067
  • Dolar3,7912
  • Euro4,0490
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,6673
  • İstanbul4 °C
  • Ankara-3 °C
  • İzmir0 °C
  • Konya-5 °C
  • Adana0 °C
  • Antalya2 °C
  • Diyarbakır-5 °C
  • Bursa0 °C
  • Kayseri-10 °C
  • Kocaeli-4 °C
  • Şanlıurfa0 °C
  • Gaziantep-4 °C
  • İçel6 °C
ABD GİZLİ BELGESİ VE REİNA SALDIRISI!
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
BOP 2014’e kadar derin dondurucuda
25 Şubat 2008 16:15
Başbakan Erdoğan 5 Kasım 2007’de Washington’da Bush’la görüşmüştü. Cumhurbaşkanı Gül de 8 Ocak 2008’de yine Bush’la görüştü. Bazı çevreler bu görüşmeleri meşruiyet arayışı olarak niteledi. Güya Gül başbakanlığı sırasında 1 Mart tezkeresini meclisten geçirememiş, ABD karşısında suçlu durumuna düşmüştü de şimdi Amerika’ya bağlılığını bildirerek durumu düzeltme çabasına girmiş. Artık Türkiye’de hükümetlerin, tek meşruiyet kaynağı halkından aldığı oylardır. Bunun dışında hiçbir kişi, kurum veya ülkenin icazetine ihtiyacı yoktur. Bunun dışındaki her görüş ve yorum saptırma ve yanlıştır. Cumhurbaşkanı da, başbakan da Washington’a meşruiyet aramak için gitmedi. Türkiye’nin görüş ve kararlarını aktardılar.

Bu süreçte değişik vesilelerle bir takım insani zaafları kışkırtarak Cumhurbaşkanı Gül ile Başbakan Erdoğan’ı karşı karşıya getirip çarpıştırarak bir yerlere varmaya çalışanlar var. Böyle bir durumdan Türkiye’nin hiçbir menfaati olamaz. O nedenle herkesin dikkatli olması gerekir.

BOP 2014’e kadar rafta:

Cumhurbaşkanı Gül’le Ocak ayında yaptığı görüşmenin hemen ardından Bush’un yaptığı Ortadoğu temaslarını iyi değerlendirmek gerekir. Demokrasi ve özgürlük aşığı(!) Bush’a ne oldu da BOP’un merkezinde yer alan, demokrasi ve özgürlük adına acilen değişmesi gerekenler listesinin ön sıralarında bulunan krallar, emirler, diktatörler ve şeyhlerle bir anda sarmaş dolaş oldu. Bizim statükocuların, kulesini İstanbul’a diktirmemek için savaşa giriştiği Şeyh Maktum ile Bush yer sofrasına bağdaş kuracak kadar çöllere düştü. Bunu çok iyi düşünmemiz gerekir.

Afganistan ve Ortadoğu’da üst üste karşılaştığı fiyaskoların ardından evdeki hesabı çarşıda bozulan Washington, BOP’u 2014 yılına kadar tekrar rafa koydu. Bu süre zarfında genel olarak birkaç konuya odaklanacağı anlaşılıyor. 2010 yılına kadar Afganistan ve Irak’ı belli bir düzene kavuşturmak. İran’ın nükleer silahlara sahip olmasını engellemek. Pakistan’daki nükleer silahların radikal(!) kesimlerin eline geçmesine mani olmak. İçerde ekonominin içine düştüğü krizden ülkeyi kurtarmaya çalışmak. Bush’un son Ortadoğu turunun en önemli amacı bu son cümleyle yani ekonomiyle ilgiliydi.

Bush’un Ortadoğu serüveni niçin?

2003-2004 yıllarında Amerikan piyasalarında dolaşan Körfez ve Arap sermayesi yaklaşık 257 milyar Dolar mertebesinde idi. Bu rakam, 2006 yılı sonunda 134 milyar Dolara, 2007 yılı sonlarına doğru ise yaklaşık 90 milyar Dolar’a düştü. Yani beş yıl içinde ABD piyasasından çekilen Arap sermayesi yaklaşık 167 milyar Doları buldu. BOP sürecinde kendini tehdit altında gören Arap ve Körfez ülkeleri ABD piyasalarındaki varlıklarını yavaş yavaş çekerek alternatif piyasalarda değerlendirmeye başladılar. Yön değiştiren bu kaynakların önemli bir bölümü aslında Türkiye’yi değerlendirmek istiyor. Ancak ne yazık ki “statüko” duvarı orada da görev başında. Şimdi krize giren Amerikan ekonomisini yeniden rayına oturtmak isteyen Bush yönetimi, ürküttüğü Arap sermayesini yeniden çekmek için Arap liderlerle sarmaş dolaş. Bush, bu Ortadoğu temaslarından 100-120 milyar Dolar çekebileceğini düşünüyordu. Ama muhtemelen bu miktar 40-50 milyarı geçemeyecek gibi görünüyor. Koşarak bize gelmek isteyen Körfez sermayesine bizim statüko savaş açarken, Amerikan başkanı o sermayenin ülkesine geri dönmesi için kralların ayağına giderek adeta yalvarıyor. Bizim statükonun ne kadar vatanperver olduğunu varın siz hesap edin.

ABD’ye kör, Sudan’ı gör

Bizim statükonun son saptırmalarından biri de Sudan Devlet Başkanı Ömer El-Beşir’in Ankara temaslarıyla alakalı.

Türkiye’de Neocon ağzıyla yayın yapan bazı kuruluşlar, Darfur’da olanları son zamanların en korkunç soykırımı olarak ilan ettiler ve Beşir’i 350 bin kişinin katili, 2.5 milyon kişiyi de evsiz bırakan biri olarak nitelendirerek “bu adamın ne işi var Ankara’da” demeye çalıştılar. “Uluslararası ajansların geçtiği fotoğraflardaki çocukların sefaleti içimizi sızlattı. İşte bu cinayetlerden ve sefaletten sorumlu tutulan adam, Sudan’ın devlet başkanı Ömer El-Beşir dün ülkemizdeydi” diye haber yaptılar.

Time dergisi, “İkinci Dünya Savaşı sonrası en çok ölüme neden olmak, en çok insanı evsiz bırakmak ve en çok köyü yakmak” rekorlarını kırmaktan ‘dünyanın en etkili 28’inci kişisi’ seçti El-Beşir’i. ABD’nin 32 milyon tirajlı dergisi Parade tarafından ise üst üste “Dünyanın en büyük diktatörü” seçildi. İnsan Hakları İzleme Örgütü de tepki gösterdi.

ABD’nin 2001 yılından bu yana sürdürdüğü kirli savaşta hayatını kaybeden Afgan ve Iraklı mazlumların sayısı yüz binlerle değil artık milyonlarla ifade ediliyor. Evsiz kalan insanların, öksüz, yetim kalan yavruların, topraklarını terk edenlerin sayısının kaç milyon olduğunu dahi bilemiyoruz. Bizim iki yüzlü medyamız Bush’un soykırımını da hatırlıyor mu acaba? Sahi Bush’la görüşmek mübah da El Beşir’le görüşmek mekruh mu? Sizce hangisinin eli daha kanlı?

Alper TAN
22.01.2008
Yazarın Önceki Yazıları
ABD gizli belgesi ve Reina saldırısı! 17.01.2017ABD, NATO, Terör ve Cuma Hutbesi! 02.01.2017Batı Savaşı Kaybetti. İstese de İç Savaş Çıkartamaz! 30.12.2016Suriye'de kimlerle savaşıyoruz? 27.12.20162017 ve sonrası neler olabilir? 22.12.2016Bu 'terör' değil, dış saldırıdır 17.12.2016İran, müflis batının Truva atı mı? 16.12.20163. Dünya Savaşının Adı "Terör" 12.12.2016Batı değerleri ve hegomonyası sarsılıyor! 08.12.2016Suriye ABD'ye giriyor 02.12.2016Küresel Düzeni Müslümanlar Kuruyor 29.11.2016Bu NATO'yla ne işimiz kaldı? 26.11.2016Batı batıyor, çözüm kendimizde 23.11.2016Batı'nın sömürge düzeni yıkılıyor 19.11.2016Batı niçin panikte? 15.11.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.