YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Bir dönem kapanıyor
12 Şubat 2009 16:10

Artık Türkiye’de bir dönem kapanıyor ve yeni bir dönem açılıyor. Karanlık bir dönemin kapandığının en bariz işareti Ergenekon davasıdır. Cumhuriyet dönemine damgasını vuran karanlık olaylar artık sorgulanıyor. Devlet mide ve bağırsaklarına yapışmış zehirli yapıları dışarı atmaya çalışıyor. Bu operasyonlar, devleti, milletle barıştırma operasyonudur. Devletin millet için, halk için var olduğunu anlatma işidir.


Ergenekon davası Cumhuriyetin en büyük ve en önemli davasıdır. Türkiye için bir milattır. Ama bu yetmez. Bunu hem içerde hem de dışarda yani Dünya’da pekiştirmek gerekir.


Peki bunun için neler yapılıyor. İsterseniz belli başlı gelişmeleri kısaca sıralayalım.


Kürt meselesi:
TRT’nin Kürtçe yayına başlaması tarihi bir adımdır. Yanlış bir zihniyetin bölücü olarak gördüğü vatandaşların, kazanılması için büyük bir adımdır. Bu adım artık devletin Kürt kökenli vatandaşlarına olan güveninin eseridir. Devletin kendisine olan güvenini de gösterir. Daha sadece bir ay geçmiş olmasına rağmen bu gelişme harika bir sinerji oluşturmuş vatandaşlarımızın gönlünü kazanmıştır. Kafalardaki yanlış duyguları ve yanlış algılamaları silmeye başlamıştır.


Alevi açılımı:
Bir tehlike gibi gösterilmeye çalışılan Alevi düşünceye sahip vatandaşlarımızın beklentilerinin gerçekleştirilmesi için art arda adımlar atılmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı’nın, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın hükümetin ve TRT’nin adımları önemlidir. Devamı da gelmelidir.


Nazım Hikmet açılımı:
Yarım asır önce vatandaşlıktan çıkarılmış olan solun sembol şairi Nazım Hikmet’in itibarı iade edildi. Her ne kadar yurt dışında hayatını yıllar önce kaybetmiş bir kişiyle ilgili şahsi bir iş gibi görünse de bu, Türkiye’deki bir zihniyet değişiminin sonucudur. Nazım Hikmet ve onun gibilerin devlet tarafında mağdur edilmiş olduğunun itirafı ve bundan duyulan pişmanlığın yansıması ve ifadesidir.


Başörtüsü çıkmazı:
Geçen yıl TBMM’de kabul edilen ve “başörtüsüne özgürlük kanunu” olarak tanınan Anayasanın 10. ve 42 maddelerinin değiştirilmesi ise devletin mağdur ettiği mütedeyyin kesimlerin sıkıntılarını giderme çabasının sonucu idi. Bazı kurumlarda hala etkin olan geçmişin bozuk zihniyetinin eseri olarak bu değişiklik, Anayasa Mahkemesi tarafından bozulmuş ve sonuçsuz bırakılmıştır. Ama bu da bir şekilde ve muhakkak aşılmalıdır.


CHP de değişiyor:
Yukarda sıraladığımız değişiklikler kadar CHP’deki değişiklikler de önemlidir. Ülkedeki her çeşit hayırlı değişikliğe direnmesi ile bilinen CHP radikal bir değişim içinde aynı zamanda. Bu gün CHP yönetimi açıkça ve çekinmeden “tek parti” dönemini ve onun icraatlarını eleştiriyor. Başörtüsü değişikliğini Anayasa Mahkemesi’ne götürerek bozduran CHP’nin genel başkanı bırakın başörtüsünü, Atatürk’ün yasakladığı kara çarşafa CHP rozeti takarak onu savunuyor. Bu durum her ne kadar bir tutarsızlık gibi görünse de zaten bazı değişimler zaten tutarsız gibi görünen bir süreçle başlar. O sebeple CHP’de yaşananları da küçümsememek gerekir. Bundan sonra olacakları iyi takip etmekte fayda var. Çünkü bunun devamı gelecektir. Belki bu değişin CHP’yi parçalayacak boyutlara bile ulaşabilir.


Dışarıdaki değişim:
Türkiye’nin dış politikası da değişiyor. Artık ABD ve NATO çizgisinde bir dış siyaset anlayışından hızla uzaklaşılıyor. Ankara özgün bir bölge ve dünya politikası yürütüyor. Komşuları ile düşman olan bir dış politika anlayışı, yerini dostane ilişkiler ve sıfır sorun anlayışına terk ediyor. Ermenistan’la olan problemler de aşılma noktasında. Bu gelişme, Türkiye’yi tarihi günlerindeki lider ülkeler pozisyonuna taşıyacak önemli bir gelişmedir.


İçerdeki ve dışarıdaki açılımların en önemlisi ise anayasa değişikliği olacaktır. 12 Eylül Anayasasının baştan aşağı, günümüzün şartlarına uygun ve Türkiye’yi geleceğe taşıyabilecek bir zihniyetle değiştirilmeli, Türkiye kendine yakışan bir anayasa ile yönetilmelidir. Bu yapılmadığı takdirde yapılan tüm değişiklikler ve atılan bütün adımlar kadük kalacak ve devlete hükmeden hastalıklı anlayış az veya çok devam edecektir.


Umarız bu önemli değişiklik de daha fazla zaman kaybetmeden gerçekleşir. Ve Türkiye’nin önü tamamen açılır. Geleceğin büyük Türkiye’sinin inşası için..


Not: Bu yazı, bir önceki "Geleceğe yelken açan açılımlar" başlıklı yazının devamı niteliğindedir. Okumak için lütfen tıklayınız

Yazarın Önceki Yazıları
Doğu-Batı savaşında zihinlerin işgali... 21.09.2017Büyük hesaplaşmaya doğru... 18.09.2017Batı dünyası nereye yuvarlanıyor? 04.08.2017Mübarek beldelerimizi korumak iman meselesidir 25.07.2017Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Dava ve Sırat-ı Müstakim 08.05.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.