YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Baykal ve Kılıçdaroğlu'na tuzak
15 Mart 2011 12:59

Ergenekon davasının neticelenmesi ile son bir asırda Türkiye’de kapalı kapılar arkasında yaşanan karanlık senaryolar ve karanlık olaylara dair ciddi kanaatlerimiz oluşacak diye düşünüyorum. Resmi görüşün bize okullarda, siyasette ve medya üzerinden ezberlettiği kalıpların kırılacağını ve beynimizin de özgürlüğe kavuşacağını umuyorum. Bunlar ortaya çıktığı zaman toplumun yaklaşık bir asır nasıl uyutulduğu da aydınlanmış olacak.

ODA TV ve sonrasındaki operasyonlarda ortaya çıkan bilgi ve bulgular dehşet verici. Bunların küçük bir kısmına bir önceki “Ergenekon gazeteciliği budur” başlıklı yazımda temas ettim. Bir yayın kuruluşu gibi sunulan binada çıkan bulgular, buranın bir yayın kuruluşundan ziyade korkunç bir örgütün merkezi olduğu kanaatini destekliyor. Yaklaşık 40 bin vatandaşımızı öldürmekten sorumlu, kanlı bir terör örgütü liderini, eylemler konusunda yönlendirme çabalarından tutun da, şehit cenazelerinin zamanlamasını ayarlamaktan, şehit cenazeleri üzerinden propaganda yapmaktan, toplumun itibar ettiği bir cemaate komplo düzenlemekten ülkenin ana muhalefet partisi liderine komploya kadar geniş bir senaryo var. Bilinen ve bilinmeyen bu senaryoların bir kısmının sahnelendiği bir kısmının da yarım kaldığı anlaşılıyor.

Fazla detaya girmeden bu makalede sadece senaryoların, Deniz Baykal-Kemal Kılıçdaroğlu ayağına dair düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Deniz Baykal’a yapılan kaset komplosunun hemen ardından yapılan kurultayla CHP Genel Başkanlığına Kemal Kılıçdaroğlu’nun getirilmesinden sonra 24 Mayıs 2010’da yayınladığım “Başkan Kılıçdaroğlu, 'Önder' Sav” başlıklı yazımda CHP için sahneye konulan korkunç senaryoyu bir çok detay vererek anlatmıştım. Bu senaryoyu, 3 Kasım 2010’da “CHP'de iç savaş” başlıklı makalemde tekrar hatırlattım. Bence senaryo devam ediyor. Ve gelişmeler beni haklı çıkarıyor.

CHP, en az bir seneden beri bir komplo ile karşı karşıya. Ama bu komployu yapanlar siyasi rakipleri değil. Aksine CHP ile berabermiş gibi görünenler. Bunu tekrar uzun uzun anlatmayacağım. Senaryoyu merak edenler “Başkan Kılıçdaroğlu, 'Önder' Sav”  başlıklı yazıyı okuyabilirler. Kaset komplosu ile Deniz Baykal indirilirken, birkaç aşamalı bir plan düşünülmüştü. İlk aşama Baykal’ın düşürülmesiydi, kasetle düşürüldü. İkinci aşama, hükümeti vurmak isterken ister istemez CHP tabanında aranan adam durumuna gelen Kemal Kılıçdaroğlu’nu başa geçirmek ve bu arada CHP’nin teşkilat yapısını yeniden düzenlemek. Aynı zaman zarfında BDP ve Kürt seçmeni CHP’ye yakınlaştırmak, Kemal Beyin Alevi ve Kürt kimliğinden yararlanmak. Bu aşamaya kadar operasyon, Genel Sekreter Önder Sav eliyle yürütülecekti. Öyle de oldu. Teşkilatta önemli değişiklikler yapıldı. Üçüncü ve nihai aşamaya geçerken Önder Sav da Kemal Kılıçtaroğlu da harcanacak ve partinin başına getirilmek istenen esas adam buraya taşınacaktı.

Planlamayı yapanların kafasındaki isim bence Süheyl Batum’du. Süheyl Batum bir bakıma tepeden inme bir yöntemle apar topar CHP üyesi yapıldı ve parti yönetimine sokuldu. Tıpkı Kemal Kılıçtaroğlu’nun sol seçmen nazarında fenomen haline getirilmesi gibi, hini hacette lazım olur diye Süheyl Batum da Doğan Medyasında özenle cilalanmış ve iyice parlatılmıştı. Belli yerlerle ilişkileri çok iyiydi.

Deniz Baykal harcandı. Önder Sav devre dışı bırakıldı. Sıra Kemal Kılıçdaroğlu’na gelmişti. Kemal Kılıçdaroğlu, Baykal’a kurulacak bir komploya alet edilmek istendi. Böylece Baykal tamamen silinirken Kılıçdaroğlu fenomeni de yıkılmak istendi. Baykal’la Kılıçdaroğlu birbirine düşecek komployu hazırlayanlar ise kafalarındaki esas adama kavuşacaklardı. Bu esas adam Süheyl Batum muydu diye soracak olursanız. Muhtemelen oydu. Ama Süheyl Batum’un deşifre olduğuna kanaat getirmeleri halinde başka biri de olabilir. Batum, birçok açıklaması ile Kılıçdaroğlu’nu zor duruma soktu. Ordu için “Meğer kağıttan kaplanmış” diyerek darbe özlemini açıkça dile getirmesinde olduğu gibi.

Bence şimdiden hazırlıkları yapılan bu komplo, seçim sonrasında patlatılacaktı. Ölüm-kalım anlayışıyla “savaşan” odaklar, Haziran seçimleri sonrası, değişmesi kaçınılmaz görünen 12 Eylül darbe anayasasının değişmemesi, vesayetin devam etmesi için mücadele edeceklerdi. Deniz Baykal’ın da Kemal Kılıçdaroğlu’nun da iyi mücadele edemedikleri düşünülüyordu. Bir şekilde deşifre edilecek videolar, ses kayıtları ve “itiraflarla” Baykal ve Kılıçdaroğlu birbirlerine düşürülecekti. İkisinden de CHP “kurtarılmış” olacaktı. Serada yetiştirilen yeni lidere müheyya bir koltuk boşalacaktı. Ve “savaşa” devam..

Bence artık bu oyun bozuldu. Deniz Baykal’ın açıklamalarından bu komployu hemen çözdüğü anlaşılıyor. Muhtemelen Kılıçdaroğlu da çözmüştür. ODA TV ve devamındaki operasyonun Ergenekon kısmı çok önemli ve ayrı konu olmakla beraber CHP’ye dair kısmı daha az mühim değil. Bence CHP, eğer komplolara gerçekten karşı ise ve siyasetin ayak oyunları ile yapılmasını arzu etmiyorsa bu sürece destek vermeli, karanlık olayları aydınlatmaya katkı sağlamalı.

ODA TV ve devamındaki operasyonlar Ergenekon’u temizlemeye yönelik olduğu kadar CHP’ye dair komploları da ortaya çıkarmaya ve engellemeye dönük bir operasyondur. Kimse basın özgürlüğü numarası ile karanlık odaların aydınlanmasına karşı gelmeye kalkışmasın.

Kimseyi peşinen suçlamak istemem. Yargılama sırasında birçok şeyi öğrenmiş olacağız. Naçizane benim kanaatim budur. Olaylara biraz da böyle bakmayı tavsiye ederim. 

 

 

Yazarın Önceki Yazıları
Monarşik Avrupa'ya demokrasi götüreceğiz 28.03.2017Batı medeniyetinin çöküşüne hazır olun 22.03.2017Haçlı birliğine karşı hilal birliği 15.03.2017Avrupa niçin düşmanlıkta yarışıyor? 10.03.2017Niçin "hayır" demeliyiz! İşte sebepler.. 06.03.2017Aslında "kimler rahatsız" 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017Fethullah'ı verseler ne olacak! 23.02.2017Bu sistemin ne zararı vardı da değiştiriyoruz? 15.02.2017ABD'nin dinci siyaseti tutar mı? 12.02.2017Sandığa giderken dünyada neler oluyor? 09.02.2017Donald Trump'a teşekkür mektubu 31.01.2017ABD gizli belgesi ve Reina saldırısı! 17.01.2017ABD, NATO, Terör ve Cuma Hutbesi! 02.01.2017Batı Savaşı Kaybetti. İstese de İç Savaş Çıkartamaz! 30.12.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
mrb
 // hakan erzurumlu
Aynen sn.Tan aynen.sizi tebrik ederim....
16 Mart 2011 09:03