13 Aralık 2017 Çarşamba
  • Altın153,876
  • BIST109.050
  • Dolar3,8375
  • Euro4,5051
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin5,1231
  • İstanbul14 °C
  • Ankara3 °C
  • İzmir8 °C
  • Konya3 °C
  • Adana7 °C
  • Antalya9 °C
  • Diyarbakır0 °C
  • Bursa9 °C
  • Kayseri-1 °C
  • Kocaeli2 °C
  • Şanlıurfa6 °C
  • Gaziantep2 °C
  • İçel14 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Baykal rüyasında Şeyh Edibali'yi mi gördü? Yoksa!
26 Kasım 2008 19:50

 

 

 

Bir siyasi lider TBMM grup toplantısında konuşma yapıyor. Bazı ilginç gelişmeler sebebiyle tüm gözler üzerinde. Bu duruma acaba ne diyecek. Yaptığı hamlede diretecek mi? Yoksa geri adım mı atacak? Herkes merak içinde. Geçen hafta İstanbul’un bir ilçesinde çarşaflı ve başörtülü kadınlara partisinin rozetini takmıştı. Buna açıklık getirmesi bekleniyor. Ve o konuşmaya başlıyor. Diyor ki:

 

"Böyle bir törende 'ben size rozet takmam, kıyafetinizi değiştirin öyle gelin' deseydim asıl o zaman kendimi demokrasiye inanmayan, sosyal demokrasinin içerisinden gelmemiş ve insanî duygudan kopmuş bir insan gibi hissederdim. Türkiye'deki kadınların yüzde 70'i başını kapatıyor. Çok az olmakla birlikte çarşaflı da vardır. Kadının başına örttüğü şey bizim hasmımız, düşmanımız mı? Bunu kim niçin kullanıyor, önemli olan bu. Türban, yemeni, yazma kullananların tamamına yakını yöresel gelenek ve örf olarak, meşru davranış biçimi olarak bunu kabul etmiş. Onlar o hayatın bir gereği olarak örtünmüşler. Ezici bir çoğunluğunun devletle, cumhuriyetle, laiklikle, Atatürk'le problemi yok. O yörenin bir parçası olduğu için takıyorlar."
"Eğer birisi gelip 'cumhuriyetle, Atatürk'le problemim yok, ama böyle giyiniyorum' derse elini sıkmayacak mıyız? Ayıp değil mi bu?" Türkiye'de çarşaf bir siyasî simge olarak değil, 'geleneksel Anadolu yaşantısı' olarak kullanılıyor. "Kadınlarımızın daha modern giyinmesini isteriz, ama hiçbirimiz ona kıyafet dayatmayız. Niye ayıralım, niye dışlayalım? Bizim derdimiz davamız örtüyle mi, yoksa anlayışla, zihniyetle mi? partimizin bu tavrı, insanîdir, ahlakîdir, laikliğe ters düşmez. Laikliğe karşı bir tehdit vardır; ama bu tehdit o masum, gelenek dolayısıyla çarşaf kullanan insanın kafasının içinde değil, kravatlı insanların kafasında, beyninde. O tehdit, Türkiye'de pek çok aydın gözüken insanın kafasında."
***
Konuşma bu şekilde devam ediyor. Konuşmanın içinde geçen parti isimlerini çıkardım. Bu konuşmayı dinleyenler ve okuyanlar hangi siyasi liderin görüşü olduğunu zaten biliyorlar. Bu konuşmayı ilk defa şimdi duyanlar varsa eğer, aman yanılgıya düşmesinler. Konuşmayı yapan Necmettin Erbakan veya Tayyip Erdoğan değil. Konuşmayı yapan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal. Yani geçtiğimiz Şubat ayında TBMM’de, Anayasa’nın 10. ve 42. maddeleri değiştirilmiş, başörtülü kızların üniversiteye rahat girebilmelerinin önü açılmak istenmişti. Ana muhalefet partisi ise konuyu Anayasa Mahkemesi’ne götürmüş ve değişiklik geçersiz kılınmıştı ya. İşte bu konuşma o partinin genel başkanının konuşması. Yanılgıya düşülmesin o partide geçen Şubat ayından bu yana genel başkan değişikliği de olmadı.
Şimdi bazı sözleri cımbızlayarak yan yana getirelim ve daha da öne çıkartalım. Bakınız CHP Genel Başkanı ne diyor: “Türkiye'deki kadınların yüzde 70'i başını kapatıyor. Çok az olmakla birlikte çarşaflı da vardır. Türban, yemeni, yazma kullananların tamamına yakını yöresel gelenek ve örf olarak, meşru davranış biçimi olarak bunu kabul etmiş. Ezici bir çoğunluğunun devletle, cumhuriyetle, laiklikle, Atatürk'le problemi yok. O yörenin bir parçası olduğu için takıyorlar. CHP'nin davası ne? CHP olarak biz örtüyle mi kavgalıyız? Laikliğe karşı bir tehdit vardır; ama bu tehdit o masum, gelenek dolayısıyla çarşaf kullanan insanın kafasının içinde değil, kravatlı insanların kafasında, beyninde. O tehdit, Türkiye'de pek çok aydın gözüken insanın kafasında."
CHP lideri böyle diyor. Şimdi haklı olarak şunu sorabilirsiniz. İspanya’da “Velev ki başörtüsü siyasi simge. Buna yasak getirebilir misiniz?” dediği için Başbakan Erdoğan’ın partisi kapatılmak üzere dava açılmıştı. Şimdi ne olacak? Baykal bırakın başörtüsünü, statükonun kabus gibi gördüğü çarşafı açıkça savunuyor. İstemesek bile buna karşı çıkamayacağımızı söylüyor. Buna karşı çıkmanın “Demokrasiye ters,” “sosyal demokrasiye aykırı” ve “insani duygudan kopmak” olduğunu vurguluyor. “Türban” denilen örtünün de yazma ve yemeni gibi örf ve gelenek olduğunu ifade ediyor. Yani “Türban siyasi simge” çarpıtması yapanlara cevap veriyor. Bunun örf ve gelenek olduğunu anlatıyor.
Baykal laiklik için tehdit olanların “o masum” gelenek dolayısıyla çarşaf giyen kadınların değil, kendini aydın zanneden boynu kravatlılar olduğunu söylüyor. Konuşmanın özünden benim anladığıma göre Baykal ifade ettiği “aydın” ve “kravatlılarla” CHP içindeki militanları da kastediyor olmalı. Mesela İstanbul’da yapılan bu açılımı Ankara’da da yapmak isteyenleri ısrarla engelleyen genel sekreteri Önder Sav’ı da kastetmiş olmalı.
Şimdi bu gelişmelerden sonra çıkıp CHP’nin sayısız çelişkilerini, tutarsızlıklarını sıralayarak Baykal’ın bu açılımının da yeni bir çelişki ve tutarsızlık olduğu varsayımından, gelinen noktayı anlamsız görmek mümkün. Bu eleştiri haksız da değil.
Ancak bundan sonra CHP bu adımları sürdürmese ve geri adım atsa bile yaşanan gelişme ve yapılan konuşma başlı başına önemli bir hadise ve kendi başına mühim bir anlam taşıyor.
CHP’yi ve Baykal’ı bu sebeple eleştirmek veya bu gelişmeyi siyasi olarak açıklamak veya izah etmek ülkeye bir fayda sağlamaz. Baykal’ın bu açılımına destek olmak gerekir. Bu gelişmenin diğer önemli bir kazanımı da CHP’nin İstanbul İl Başkanını tanımış olmamız. Ülkemizdeki sosyal demokrasi ve özgürlüklerin güçlendirilmesi bakımından Gürsel Tekin, konuşmaları sayesinde özellikle solun geleceği bakımından umutlu olabileceğimizi de gösteriyor. Eğer görünenler bizi yanıltmıyorsa Gürsel Tekin sol siyaset bakımından iyi bir figür olabilir.
Bazılarımız şunu da sorabilirler. CHP’de böyle gelişmeler olabildiğine göre Deniz Baykal acaba rüyasında Şeyh Edebali’yi mi gördü. Yoksa başka bir şey mi oldu?
Her işte bir hayır var. Baykal’ı desteklemek ve takip edip görmek lazım.
Alper TAN
26.11.2008

Yazarın Önceki Yazıları
Krizden fırsat çıkarma vakti 04.10.2017Doğu-Batı savaşında zihinlerin işgali... 21.09.2017Büyük hesaplaşmaya doğru... 18.09.2017Batı dünyası nereye yuvarlanıyor? 04.08.2017Mübarek beldelerimizi korumak iman meselesidir 25.07.2017Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.