YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Başkan Kılıçdaroğlu, 'önder' Sav
24 Mayıs 2010 13:57

CHP’nin başı Deniz Baykal ve milletvekili Nesrin Baytok’a ait olduğu belirtilen ahlak dışı görüntülerin ortaya çıkmasından sonra CHP, vitrindeki görüntüyü yeniledi.

Daha önce de birkaç defa yazdığım gibi CHP’nin özgürlük ve demokrasi karşıtı politikaları sadece Deniz Baykal’ın partinin başında olmasından kaynaklanmıyordu. Deniz Baykal, partinin ruhuna hakim olan görüşün dışa dönük sözcülüğünü yapıyordu. Baykal değişse bile bu hakim anlayışla CHP siyasetinin değişmeyeceğini daha önce de yazdım. Şimdi değişip değişmeyeceğini test etme zamanı geldi. Çünkü genel başkan değişti.

Bu başkan değişimi ne anlama geliyor? Şimdi bunu irdelemeye çalışalım. 1930’larda İsmet İnönü liderliğindeki CHP tarafından savaş uçakları da kullanılarak yerle bir edilmiş, Dersimli bir ailenin çocuğunun statükonun kurucusu CHP’nin başına geçmiş olması derin statükoya, şeklen anlamlı bir mesaj. Ancak bu şekli değişiklik esasa da yansıyabilecek mi? Esasa da yansımasını temenni ederim. Bunu zaman gösterecek. Ancak ben bu konuda umutlu değilim. Çünkü:
 

1) Kemal Kılıçdaroğlu, Dersim’i yakan statükoya rağmen değil, o statükonun desteği ile bu konuma geldi. İstese bile zor.

2) Deniz Baykal genel başkan iken parti politikasını ve teşkilatı yöneten gerçek isim Önder Sav ve onun takımı idi. Deniz Baykal partinin sözcülüğünü yapıyordu. Bu kurultayda Önder Sav damgasını yine vurdu. Ve listeyi özünde o hazırladı. Yani genel başkan değişti ama CHP politikası değişmeyecek. MYK ve Parti Meclisi’nde isimlerin çoğunun değişmiş olması ise fazla bir anlam taşımıyor. Önder Sav, bilinen CHP politikasını, farklı isimlerle daha sert ve daha radikal biçimde sürdürmek istiyor. Kılıçdaroğlu ise tabana dayanmaya çalışıyor.

3) Önder Sav’ın Kemal Kılıçdaroğlu’nu desteklemiş olması sinsi bir taktikten ibaret. Önder Sav, son iki sene içinde yaptığı doğru-yanlış çıkışlarla Aydın Doğan Grubu’nun da şişirmesi ile sivrilmiş ve sol cenahta aranan adam konumuna gelmiş olan Kemal Kılıçdaroğlu’nu harcamak istiyor. Önder Sav, medyanın şişirdiği Kılıçdaroğlu’nu genel başkan yapıp, ama şimdiye kadar olduğu gibi CHP’yi arkadan kendisi yönetip “Kemal Bey’de bir numara olmadığını” onun sahte kahraman olduğunu göstermeye çalışacak. İlk harcamaya çalışacağı isimlerden diğeri de Gürsel Tekin.

4) Önder Sav, Kılıçdaroğlu’nu kendi haline bıraksa bile o, bir partiyi yönetebilecek, hele hele iktidara getirebilecek çapta biri değil. Konuşmalarına bakılırsa kafasında hala 1930’ların politikası var. Hala bürokratik devleti savunan bir söylemi savunuyor. Bu da onun dünyadan ne kadar habersiz olduğunun göstergesi.

5) Osmanlı döneminde 18. yüzyıl sonlarından beri devleti temsil eden silahlı güce Dersim’de “Kılıçdarlar” denilirdi. Kemal Kılıçdaroğlu’nun babası, Dersim’i yakan devlete yakın olduğunu göstermek için “Karabulut” olan soyadını “Kılıçdarları” çağrıştırsın diye “Kılıçdaroğlu” olarak değiştirtmişti. Kemal Kılıçdaroğlu, kurultay konuşmasında Ergenekon’a mesaj gönderdi. Ancak ülkenin en büyük sorunu olan Kürt sorunu konusunu ağzına bile almadı. Alevilerin problemleri konusunda ise tek kelime etmedi. Bu durum bu iki konudaki beklentileri nedeniyle salonu dolduranlar açısından tam bir hayal kırıklığı meydana getirdi. Konuşma öncesi salona hakim olan coşku, Kılıçdaroğlu’nun konuşmasının ilk on dakikasından itibaren hızla düştü. Şişirilmiş beklentiler hayal kırıklığı ile karşılaştı.

6) Kılıçdaroğlu, “Hem demokrasiyi hem de partide gençleşmeyi sağlayacağız” diyor. Bu demokratikleşme ve gençleşme vaadi CHP’nin fantezisi. Her zaman konuşulur, hiçbir zaman yapılmaz. Parti üst yönetiminin % 80’inden fazlasını Önder Sav belirledi. Parti gençleşecekse en başta Önder Sav’ın gitmesi gerekir. Önder Sav 73 yaşında. Bundan sonra da Önder Sav, partiyi Kemal Kılıçdaroğlu’na bırakmak istemeyecek. Mevcut şartlarda demokratikleşme ve gençleşme yine fantezi ve vaat olmaktan öte gidemez. Ayrıca gençleşmek için ille de biyolojik yaşa bakmamak gerekir. CHP’nin aslında politikaları yaşlanmış durumda. Türkiye’yi ve Dünya’yı keşfeden radikal bir zihniyet dönüşümü olmadığı takdirde modası geçmiş ihtiyar düşünceleri gençlerin savunması bir şey değiştirmez.

7) Kılıçdaroğlu ve destekçileri, Rahşan Ecevit’in destek vermesini büyük bir hadiseymiş gibi gösterdi. Rahşan hanımın arkasında Emrehan Halıcı’dan başka kimse yok. O da ne kadar var belli değil. 1999 seçimlerinde müracaat ettiği halde Bülent Ecevit’in, DSP’den aday bile yapmadığı Kemal Kılıçdaroğlu’na destek verdi Rahşan Hanım. Masum Türker ise Ecevit’in partisinin DSP olduğunu hatırlatma gereği duydu. DSP Bülent Ecevit’in ölümü sonrası CHP’nin stepnesi haline getirilmiş olsa bile Rahşan Hanım’ın bu desteği onları bile mutlu etmedi.

8) CHP’nin politikası özgürlük, sivilleşme ve demokrasi amaçlı değil. Tasfiye, yok etme veya yok saymaya yöneliktir. Önder Sav’ın, kendisini eleştiren Yılmaz Ateş’i hedef alan şu sözleri çok açıklayıcı: ''Çok Yılmaz Ateş'leri biz cebimizden çıkardık, sokağa bıraktık. Zaten bu telaşın temelinde yaklaşan kurultayda yok olacaklarını görmeleri yatıyor'' diyor. On yıllarca CHP’nin tepesinde kalmayı marifet sayan, farklılıklara, eleştirilere tahammül edemeyen ve onu “yok etmeye” çabalayan ve eden bir zihniyetin hakim olduğu partiden nasıl bir değişim beklenebilir?

9) Partiye yine Önder Sav hakim. Kemal Kılıçdaroğlu değil. Ancak Önder Sav’ı yönlendirenler 5-6 ayı geçmez Kemal Kılıçdaroğlu ile beraber Önder Sav’ı da tasfiye edecekler. Encümen-i Daniş tarafından Demokrat Partiye başkan yapılmak istenen, Balyoz Darbe planı yapanların devlet bakanı olarak yazdıkları Süheyl Batum’u kim, son dakikada CHP üyesi yapıp, hemen kurultayda da partinin en üst organına yazdırdı ise, Önder Bey onlara dikkat etsin. Süheyl Batum’u partiye sokanlar Kılıçdaroğlu ve Önder Sav’ı silip onu partinin başına getirmek isteyecekler.

10)Bu siyaset planını yapanların diğer bir amacı ise CHP’yi BDP ile birleştirmek veya ittifak yaptırmak. Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi ve Kürt kimliği bu noktada kullanılmış olacak. Onun kimliği kullanılarak Alevi ve Kürt seçmenin CHP etrafına kümelenmesi hedefleniyor. “Biji Apo” diyenlerin “Biji Kemal” demeleri isteniyor.

11) Ergenekon’un da başkalarının da planları olabilir. Unutmayalım her plancının üzerinde başka plan yapan da vardır. Peki, en büyük planlayıcının planı nedir?

Görelim Mevla neyler, neylerse güzel eyler.

Yazarın Önceki Yazıları
Krizden fırsat çıkarma vakti 04.10.2017Doğu-Batı savaşında zihinlerin işgali... 21.09.2017Büyük hesaplaşmaya doğru... 18.09.2017Batı dünyası nereye yuvarlanıyor? 04.08.2017Mübarek beldelerimizi korumak iman meselesidir 25.07.2017Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
**********
 // mehmet bayram
takdire şayan yorumlarınız için teşekkürler...
25 Mayıs 2010 16:42