YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Başbakan cuntayı hazmedecek mi?
30 Ekim 2009 14:01

Taraf Gazetesi’nin haziran ayında yayınladığı ve gündemi sarsan bir belge ile başlamıştı hararetli tartışmalar. Başka hiçbir şey bilmesek bile, gerçek olduğu yakın tarihte defalarca yaşadığımız olaylardan ve TSK’nın vazgeçemediği alışkanlıklardan açıkça belli olan belge için, Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, “Bu bir kağıt parçasıdır” demişti. Ulusalcılar ve belgenin gerçek olduğuna inandıkları halde bundan memnun olanlar, komutanın açıklamalarına kurtarıcı gibi sarıldılar. Takiyye yaptılar. Olayı çarpıtmaya başladılar.

Şimdi konu yeni bir boyut kazanarak tekrar karşımızda. Kağıt parçası değil gerçek belge olduğu tescillendi. Hızlı ulusalcılar ve statükonun yılmaz savunucuları bile itiraz edemez hale geldiler. Belgenin “sahteliği” üzerinden ahkam kesen bazı yazarlar şimdi sırasıyla özür dilemeye ve çark etmeye başladılar. Neyse özür dilemek ve hatayı kabul etmek de bir erdemdir. İnşallah bundan sonra peşin hükümlü ve ideolojik hareket etmezler.

CHP komplocuları destekliyor:

Statükonun kurucusu CHP her zaman olduğu gibi skandalların avukatlığını yapmaya devam ediyor. Belgenin niçin hazırlandığı, bunun demokrasilerde yerinin olup olmadığı üzerinde hiç durmayan CHP, sadece gerçek belgenin ortaya çıkarılmasının zamanlaması üzerinden güya bazı mesajlar vermeye çalışıyor. Hükümetin, PKK’lıların dağdan inişleri sırasında çıkan hatalarını bu şekilde örtmeye çalıştığına dair bir saptırma yapıyor. Dolayısıyla belgeyi sahipleniyor ve savunuyor.

MHP kaçak güreşmesin:

MHP ise belgeye çok açık ve çok net karşı tepki vermemekle birlikte “Bu belgenin sorumluları bulunsun ve siyaset siyasetçilere bırakılsın” diyor. Biraz ortadan konuşuyor. Kamuoyu aslında MHP’den daha açık ve daha demokrat bir duruş bekliyor.

Sivil toplum harekete geçmeli:

Sözün burasında açıkça sölemem gerekir ki, sivil toplum kuruluşlarının tepkisizliği son derece can sıkıcı. Bu dehşet tablosu karşısında binlerce sivil toplum örgütü harekete geçmeli ve olanların hesabını sormak için ne gerekiyorsa yapmalıydı. Ancak büyük bir rehavet içindeler. Bu çok vahim bir durum. Sivil toplum böyle davrandıkça birileri sık sık komplo planı hazırlayacaktır.

Başbakan topu taca atmasın:

Başbakan ve hükümet üyelerine gelince.. Kendilerini de hedef alan bir komplo planı olduğu ve hükümete bağlı olması gereken bir temel kurumda bu belge hazırlandığından dolayı tabii olarak tepki gösterdiler, belge ilk ortaya çıktığı günlerde suç duyurusunda bulundular.

Şimdi belgenin gerçek olduğu tescillendi. Suç duyurusu dışında başbakanın ve hükümetin idari olarak da yapabileceği işler var. Şimdi başbakan bunları yapacak mı yapmayacak mı? Bunu dikkatlice takip etmemiz gerekiyor. 27 Nisan zırvası Genelkurmay’ın WEB sitesine konulduğunda, hükümet net ve sert bir tavır koymuş, onurlu bir duruş sergilemiş, seçmen de bu demokratik duruşun mükafatını 22 Temmuz seçimlerinde Ak Parti’ye fazlasıyla vermişti.     

Şimdi ortaya çıkan komplo planı vurdumduymazlıkla veya sert bir sözlü tepkiyle telafi edilemeyecek kadar vahim. Ayrıca Ak Parti’nin ülkedeki ve dünyadaki siyasi gücü de 2007 ile mukayese edilemeyecek kadar büyük. Medyanın olayı algılama biçimi ve yaklaşımı da hiç olmadığı kadar demokrat ve pozitif. Dolayısıyla yapılanların hesabının sorulabilmesi için ortam olağanüstü uygun.

Başbakan Erdoğan, Pakistan’dan İran’a geçerken bu konuda uçakta şunları söylemişti: “Türkiye Cumhuriyeti bunu kaldıramaz. TSK’nın zan altında kalmasını hazmetmek kabul edilemez.” Başbakanın açıklaması, ilk bakışta gayet iyi gibi görünmekle birlikte hiç de tatminkar değil. Neden mi?

Türkiye Cumhuriyeti bunu kaldıramaz lafının altı boş. Türkiye Cumhuriyeti şimdiye kadar 1960, 1980 ve 1997 tarihlerin üç okkalı darbe ve sayısız askeri müdahale yaşadı ve bunları “kaldırdı.” Nasıl kaldırdığı konusu bir yana, siyasetçilerimiz de bunu bal gibi yedi ve hazmetti. Siyasetçilerimiz için o günleri özlemle bekleyenlerin sayısı ise günümüzde hiç de küçümsenmeyecek kadar fazla.

Bu planlar TSK için rutin faaliyet:

“TSK’nın zan altında kalmasını hazmetmek kabul edilemez” sözüne gelince. Kimin hazmetmesinden söz ettiğimize bağlı olarak değişir. TSK’nın hazmetmesi kastediliyorsa bu söze sadece gülmek lazım. TSK su içmek kadar nefes almak kadar kolay hazmeder bu konuyu. Bu tür komplo planlarını kimse kafasına vurarak hazırlatmıyor TSK’ya. Onlar bilerek, isteyerek ve hatta zevk alarak hazırlıyorlar bu planları. Bunu söylerken elbette TSK’nın tüm komutanlarını kastetmiyorum. Ama bundan zevk alanların oranı hiç de az değil.

Bu tür faaliyetler TSK açısından aslında rutin bir faaliyet. Büyük ihtimalle de benzer komplo planları bütün genelkurmay başkanları döneminde hazırlanmıştır. Ama bazı komutanlar bu komplo planlarını uygulamış veya uygulamaya teşebbüs etmiş, bazıları da tozlu raflara bırakmıştır.

Peki bu rutin bir faaliyet diye hoş mu görmeliyiz? Kesinlikle hayır. Artık sözlü tepki ile halkın gazını alma zamanı geride kaldı. Demokrasiyi, halkı, hukuku hiçe sayan ve komplo planları ile kaos senaryoları hazırlayanlar, bu dehşet tablosuna rağmen elini kolunu sallayarak ve hiçbir şey olmamış gibi kalamaz.

Başbakan görevden almalıdır:

Esas sorunun muhatabı başbakan Erdoğan’dır. Başbakan Erdoğan bu dehşet planını hazmedecek mi, etmeyip gereğini yapacak mı? Başbakan Erdoğan ilk olarak, şu an Birinci Ordu Komutanı olan Hasan Iğsız başta olmak üzere bu komplo planında rol alan tüm TSK personelini derhal görevden almalıdır. Arkasından da bu halk düşmanı komplocu askerler sivil mahkemelerde yargılanarak hak ettikleri cezalar, kanunun izin verdiği en ağır şekilde uygulanmalıdır.

Eğer bu defa Başbakan, gereğinin yapılmasını başkasından bekler, sadece sözlü tepkilerle topu taca atarsa; hiç merak etmesin. TSK içinde daha nice yıllar daha vahim komplo planları da hazırlanır, o planlar uygulamaya da konulur.

Eğer bu sefer yetkisini kullanır bu komplocuların hesabını sorabilirse, yapılması planlanan açılımlar çok daha kolay yapılacak, ve komploculara verilecek ceza ile elde edilecek gelişme de açılımların belki de en güzeli olacaktır. Çünkü TSK içindekiler bir daha kolay kolay bu tür planlar yapmaya cesaret edemeyeceklerdir.

Şimdi başbakanın bir şey yapıp yapmayacağını merakla bekleyeceğiz.

Yazarın Önceki Yazıları
ABD gizli belgesi ve Reina saldırısı! 17.01.2017ABD, NATO, Terör ve Cuma Hutbesi! 02.01.2017Batı Savaşı Kaybetti. İstese de İç Savaş Çıkartamaz! 30.12.2016Suriye'de kimlerle savaşıyoruz? 27.12.20162017 ve sonrası neler olabilir? 22.12.2016Bu 'terör' değil, dış saldırıdır 17.12.2016İran, müflis batının Truva atı mı? 16.12.20163. Dünya Savaşının Adı "Terör" 12.12.2016Batı değerleri ve hegomonyası sarsılıyor! 08.12.2016Suriye ABD'ye giriyor 02.12.2016Küresel Düzeni Müslümanlar Kuruyor 29.11.2016Bu NATO'yla ne işimiz kaldı? 26.11.2016Batı batıyor, çözüm kendimizde 23.11.2016Batı'nın sömürge düzeni yıkılıyor 19.11.2016Batı niçin panikte? 15.11.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
Hayır!
 // Gündüz Alp
Hayır!...
24 Kasım 2009 00:47
dünümüz/ bügünümüz
 // vatandaş
bügünkü yazınızı tv'de dinledim, hakikaten önemli tespitlerde bulunmuşsunuz, 4-5 aylık zaman neleri değiştirmiş göstermeye çalışmışsınız.. teşekkürler.....
31 Ekim 2009 13:33