YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Aydın Doğan - Tayyip Erdoğan Savaşı
08 Eylül 2008 18:37

Son günlerde Başbakan Erdoğan ile medya patronu Aydın Doğan arasında başlayan savaşı ibretle takip ediyoruz. Doğan grubu yayın organları Ak Parti’li Şaban Dişli ile ilgili rüşvet iddialarından sonra şimdi de Almanya’da bulunan Deniz Feneri Derneği ile alakalı yolsuzluk davası üzerinden geniş haberler yapıyor. Doğan grubu bu kampanyayı bir rüşveti veya yolsuzluğu ortaya çıkarma süsü ile veriyor. Olayı orantısız bir şekilde gündemde tutuyor. Başbakan ise bu haberleri Aydın Doğan’ın kendisini ve hükümetini hizaya getirme çabası olarak görüyor.


Deniz Feneri davası:
Ortada bir rüşvet veya yolsuzluk varsa başbakan dahil bunu örtbas etmeye kimsenin hakkı olamaz, olmamalı. Ak Parti’li biri rüşvet aldı ise de bunun hesabı sorulmalı. Fakir fukaraya yardım için hayırsever vatandaşların son derece hassas duygularla verdiği yardımlar iç edildi ise bunun da hesabı sorulmalı. Ve bir daha da başkaları böyle yanlışlara girme cesareti bulamamalı. Buna mantıklı olan hiç kimse karşı çıkmamalı.
Ortada bir suç var mı, yok mu, durum böyle mi değil mi henüz tam olarak bilmiyoruz. Yargılama devam ediyor. Çıkan haberlere göre elde, bir itirafçının ifadeleri var. Bu ifadelerin doğru olup olmadığı yargılama sonucunda ortaya çıkacak.


Doğan, “Ergenekon’a kör, Fener’e gör”:
Burada kafaları karıştıran konu şudur. 2 bin 500 sayfa iddianame ve beş yüz klasöre yakın ek belgeler bulunan onlarca itiraf, şahit ve kayıt bulunan, ülkenin bekasını tehdit eden Ergenekon davasına “konu yargıda” diyerek veya konuyu sulandırmaya çalışarak tahfif etmeye çalışan Doğan grubu ne oldu da yine mahkeme safhasında olan bu Deniz Feneri konusunu bu denli öne çıkardı? Yoksa Doğan grubu mahkeme Almanya’da olunca farklı Türkiye’de olunca daha farklı mı yaklaşıyor?


Başbakanın yöntemi doğru mu?
Başbakana gelince. Başbakan Erdoğan kendisi doğrudan Aydın Doğan’ı hedef almakla aslında doğru yapmadı. Ayrıca her ne kadar bu restleşme ile Aydın Doğan’a sıkıntı verecek, kendisini rahatsız edeni rahatsız edecek olsa bile, bu tarz bir çatışmadan ne hükümet ne de ülke kazanır. Öte yandan bu çatışma tarzının getireceği başka sorunlar da olacaktır. Neler mi?


1) Doğan grubu hükümet özgür medyaya baskı yapıyor diye içerde de yurt dışında da propaganda yapacaktır.


2) Yarın öbür gün Aydın Doğan’ın şirketlerinden biri her hangi bir hatası veya yanlışı nedeniyle bir devlet kurumunca inceleme, soruşturma veya cezaya muhatap olacak olsa, Aydın Doğan onu, bu çatışmaya bağlayarak yine propaganda ile sıyrılmaya çalışacaktır.



3) Şimdi bu safhadan sonra TV5’in Aydın Doğan’a satışı konusu RTÜK tarafından onaylansa da, onaylanmasa da bu onay aşaması şaibeli hale gelmiştir. RTÜK onaylasa Başbakanla Aydın Doğan anlaştı denilecek. RTÜK onaylamasa Başbakan onayı engelledi denilecektir.


4) Başbakan’ın Aydın Doğan’a bir hafta mühlet tanıması da ayrıca kafaları karıştırmaktadır. Şimdi Aydın Doğan ne yaparsa veya neyi açıklarsa başbakan açıklamalarını durduracaktır?


 
5) Diğer taraftan başbakan, Aydın Doğan’la ilgili başka şeyler de anlatacağını belirtiyor. Çok iyi olur. Tarafların açıklamalarından halkımız son derece göz açıcı şeyler öğreniyor. Ama bekleriz ki sayın başbakan Temmuz ayında Ertuğrul Özkök’le Dolmabahçe’de neler konuştuklarını ve Özkök’ün neler talep ettiğini ve kendisinin verdiği cevapları da anlatsın.



Şimdi vatandaş olarak merak ettiğimiz başka şeyler de var:


Hani Aydın Doğan çok temiz, dürüst bir iş adamı ve medya patronu ya. Hani milletin malını yemez, kimsenin mülküne göz dikmez ve haksızlık etmez ya.


1) Emekli Sandığı’na ait Hilton Otel’i Özelleştirme İdaresi’nden Ağustos 2005’te 255 milyon Dolar’a satın alan Aydın Doğan arsadaki 0,7 olan emsali, 2,7’ye çıkararak 45 bin metrekare olan inşaat alanını, 233 bin metrekare yapmak istiyor. Ve bunu da masum bir talep gibi göstermeye çalışıyor.


Şimdi soruyorum. Eğer Emekli Sandığı, Hilton’u satmadan önce Aydın Doğan’ın yapmaya çalıştığı cingözlüğü yaparak emsali 0,7’den 2,7’ye çıkarttırıp burayı satmak istese 255 milyona mı satardı, yoksa 1 milyar 255 milyona mı? Doğan yayın organları Deniz Feneri Derneği’ni yetim hakkı yemekle suçlarken bir hokus-pokus numarası ile emeklilerin malı olan araziye verdiği parayı öldüm fiyatına indirmeye çalışıp sonra da pişkin pişkin savunma yapmak Aydın Doğan’ın gerçek yüzünü ortaya koymuyor mu?


2) Doğan Grubu’na ait Petrol Ofisi’nin 2002-2006 döneminde “peçeleme” yöntemi ile vergi kaçırdığı gerekçesi ile Maliye Bakanlığının, verdiği 1.2 milyar YTL’lik vergi borcu, nasıl oldu da 22 Temmuz seçimleri öncesi 275.3 milyon YTL’ye indirildi? Bunu nasıl açıklıyorsunuz?


3) Rekabet Kurulu nasıl onayladı?
TV5’in satışı konusuna gelince. Üzerinde durulması gereken çok önemli bir konu da Rekabet Kurumu’nun TV5’in satışına nasıl onay verdiği konusudur. Türkiye’de rekabet açısından elinde bu kadar gazete, televizyon, radyo, dergi ve internet siteleri bulunduran bir yayın grubunun ilaveten karasal yayın hakkı bulunan bir ulusal televizyona daha sahip olması problem oluşturmuyorsa ne zaman ve hangi durumda oluşturacak? Bu satışın onayı konusunda Rekabet Kurulu ile TV5’i satan veya alan taraflar arasında bazı arkadaşlık veya hatır-gönül işlerinin etkisi oldu mu, olmadı mı? Onay objektif kurallara göre mi verildi, subjektif değerlendirmelere göre mi?


4) 28 Şubat ve Ergenekon tayfası, milletin kanını emerken, yekünü 57 milyar Doları bulan banka hortumlamaları ile öksüz, yetim, dul, şehit, hak hukuk demeden milletin malına tecavüz ederken, Aydın Doğan ve yayın organları, onların destekçisi miydi, değil miydi?


Bu savaşlarla bazı gerçekleri milletimiz daha iyi görüyor. Ama ilke ve kurallarla bu ilişkiler ve işlerin yürüme biçimi doğru şekilde düzenlenmediği müddetçe daha çok tartışır ama hiç yol alamayız.


08.09.2008

Yazarın Önceki Yazıları
Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Dava ve Sırat-ı Müstakim 08.05.2017Artık savunma yok taarruz var! 19.04.2017Bir devrimin ardından.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017Dünya alt-üst oluyor! 31.03.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.