YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Aydın Doğan, Saadet ve yetim hakkı
25 Şubat 2009 18:28

Bağımsız ve özgür olmak önemli ve prestijli bir değer. O sebeple herkes öyle olmak ister. Ama ben özgürüm, bağımsızım demekle özgür ve bağımsız olunmuyor. Öyle görünmeye çalışmak yetmez. Öyle olmak gerekir.


Medya için de özgürlük ve bağımsızlık çok önemli. Ayrıca medya açısından bağımsız olmak yetmez. Aynı zamanda objektif ve tarafsız da olmak gerekir. O takdirde halk size güven duyar. Bağımsızlık, tarafsızlık, objektiflikten biri eksik veya zayıfsa güven de zayıflar. Üstelik çamur ve iftira atmayı huy haline getirmişseniz, gazetelerinizin manşetlerini, televizyonlarınızın ekranlarını, dergilerinizin kapaklarını, rakiplerinizi veya muhaliflerinizi haksız yere yıpratmak için tehdit ve şantaj sahası olarak kullanıyorsanız kimse size inanmaz ve güven duymaz. Saygı da duymaz. Gazetenizin fazla satması, kanallarınızın fazla seyredilmesi bir işe yaramaz.


Bu kadar yalan, çamur, kasıt ve iftiradan sonra tutup da bir gün gerçekleri söyleseniz bile herkes ona şüpheyle yaklaşır. Çünkü tesciliniz bellidir.


***


Aydın Doğan medyasını ve ülkede şimdiye kadar görev yapmış hükümetleri bir düşünün. Al takke ver külah. Menfaatte her şey mübah. Ters düşünce vah vah.


Son zamanlarda bazı konular iyice dikkatimi çekmeye başladı. Erbakan hocanın Refah Partisi bir zamanlar Doğan Medya için bu ülkeye en zararlı ve çok tehlikeli bir parti idi. Şimdi takip ediyorum da Aydın beyin yayınları hocanın Saadet Partisi’ni yerlere göklere sığdıramıyor. Acaba Aydın bey tövbe istiğfar edip “patates dininden” vazgeçerek hidayete mi erdi. Ya da Saadet Partililer irtidat edip “patates dinine” mi geçtiler(!). Tövbe estağfirullah. Neyse bunlar sadece espri.


Ama merakımı yenemiyorum. Sizce Doğan’ın Saadet aşkı, 29 Mart seçimlerinde Ak Parti’yi sadece Saadet Partisine çekilecek oylarla zayıflatabileceği kanaatinden ileri geliyor olabilir mi?


Bir seçim öncesi ekranların bir siyasetçiye açılması tabii ki o siyasetçi açısından son derece sevimli bir şey. O sebeple Saadet Partisi yönetimi de bundan mutlu oluyordur. Buna kimsenin itirazı da olamaz. Ancak ben Saadet Partisi’ne dostane olarak bazı şeyleri hatırlatmak isterim. 1994 seçimlerinde Doğan grubunun her türlü desteğine rağmen bu desteğe mazhar olan partiler seçimleri kaybetmişler, Doğan grubunun aylarca aleyhinde kampanyalar yaptığı ve demediğini bırakmadığı Refah Partili adaylar da İstanbul ve Ankara gibi metropoller başta olmak üzere birçok belediyeyi almıştı.


O sebeple Doğan grubunun desteğine mazhar olmak Saadet’e ne kadar mutluluk getirir iyi düşünmek gerekir.


Aydın Doğan’ın yayınları, İstanbul’da CHP adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara’da da MHP adayı Mansur Yavaş’a sistematik destek veriyor. Doğan’ın halk nazarındaki imajına bakılacak olursa onun bu desteği desteklenenlere faydadan çok zarar verebilir. Çünkü medya desteği bazen tersinden işleyebiliyor.


***


Aydın bey, Maliye’nin kestiği 826 milyon liralık ceza sebebiyle zor günler yaşıyor. Özgür medyanın susturulmaya çalışıldığını ileri sürerek ağlıyor. Gazeteleri, televizyonları, bulduğu her şeyi hükümet aleyhine habere dönüştürme konusunda canhıraş bir mücadele veriyor. Cezanın ne kadar haksız olduğuna dair kendi yazarlarına yazılar yazdırıyor. Bazıları da durumdan vazife çıkarıyor.


Hatırlarsanız, Aydın bey 2007’de verilen ceza için de aynı şeyleri söylemiş, aynı taktikleri uygulamış ama sonunda Maliye ile oturup uzlaşmıştı. Cezanın haksız olduğunu ileri sürmesine rağmen yargıya müracaat etmemişti.


Şimdi de farklı değil. Aynı numaralar. Haksızlık yapılıyormuş, özgür medya susturulmak isteniyormuş. Kendisine haksızlık yapıldığını düşünüyorsa Aydın bey acaba neden hakkını mahkemeler aracılığı ile aramayı tercih etmiyor? Ayrıca da Aydın bey bu ceza ile ilgili olarak başkalarının açıklaması yasak olan raporu bir açıklasa da yapılan haksızlıkları tüm halkımız duymuş olsa çok iyi olmaz mı? Böylece bu haksızlıkları yapan hükümetin üzerine hep beraber gitsek kötü mü olur?


Aydın bey neden mahkemeye gitmiyor? Aydın bey neden raporu açıklamıyor. Arzu ederse açıklayabilir. Kimse de niçin açıkladın diyemez.
Yargıya gidilmiyor, rapor da açıklanmıyorsa ortada bir haksızlık değil de bir usulsüzlük, yolsuzluk veya kaçakçılık söz konusu olmasın!


Acaba tüyü bitmemiş yetimin hakkı yüz milyonlarca liralık vergi kaçırılarak yenilmiş olabilir mi?


Ne dersiniz Aydın Bey?
25Ç02.2009



 


Yazarın Önceki Yazıları
Krizden fırsat çıkarma vakti 04.10.2017Doğu-Batı savaşında zihinlerin işgali... 21.09.2017Büyük hesaplaşmaya doğru... 18.09.2017Batı dünyası nereye yuvarlanıyor? 04.08.2017Mübarek beldelerimizi korumak iman meselesidir 25.07.2017Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.