YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Aslında neyi seçiyoruz?
20 Mart 2014 18:06

30 Mart Pazar günü sandığa gidip oylarımızı kullanacağız. Görünürde muhtarları ve belediye başkanlarını seçmemiz gerekiyor. Yani ülkenin yerel yöneticilerinin belirlenmesi.. Seçime sayılı günler kaldı. Parti liderlerinin mitingleri dışında beklenen bir seçim heyecanı yok. Belediye başkan adayları, büyükşehirlerde bile arka plandalar. Bütün adaylar adına liderler konuşuyorlar. Meydan konuşmalarının büyük çoğunluğunda ise ülke gündemindeki genel konular baskın olarak öne çıkıyor.

Seçim meydanlarının ve kürsülerinin ana konusunu ne yazık ki 17 Aralık gündemi oluşturuyor. Yanıbaşımızdaki Suriye’de 3 yılı aşkın bir süredir acı ve zulüm olanca hızıyla sürerken, Kuzey komşumuz Ukrayna kaosa çekilip ülke parçalanırken, Rusya, Ukrayna topraklarının önemli bir kısmını kendi topraklarına katarken ve o topraklarda önemli miktarda soydaşlarımız varken, Türkiye siyasetinin bu gelişmelere bu denli bigane kalmasını anlamak mümkün değil.

Siyasi liderlerin bu konuya neredeyse hiç değinmemeleri, böyle bir gelişme yokmuş gibi davranmaları akıl alır gibi değil.

6 aydan beri Türkiye’nin siyasi ve toplumsal gündemini paralel örgüt sürekli olarak zehirliyor. Aralıksız saldırılarla ülkeyi bitkin düşürme amacındalar. Devleti ve hükümeti devamlı olarak savunma pozisyonunda tutmak istiyorlar. Gözünü bu ülkeye ve bu devlete karşı düşmanlık, kin ve nefret bürümüş olan bu güruh, ülke içi ve dışında kurduğu çarpık ve asimetrik ittifaklarla psikolojik savaşa devam ediyor.

Böyle bir savaş karşısında ülke kutuplaştırıldı. Kutuplaşma ise seçimleri yerel seçim olmaktan çıkartıp bir genel seçim havasına soktu. Sandık gününe kadar da bu hava değişmeyecek gibi..

Peki sandığa gittiğimizde sadece belediye başkanını mı seçeceğiz? Sadece muhtarları ve belediye başkanlarını seçmeyeceğimiz ortada. Bu seçim Türkiye’nin kader seçimlerinden birini oluşturuyor. 30 Mart'ta ya Yeni Türkiye’yi ya da eski Türkiye’yi seçeceğiz. Eskiden CHP’nin, vesayetçi askerlerin, savunduğu statükoyu ne yazık ki bu defa 17 Aralık’tan beri niyetini açıkça ortaya koymuş olan uzaktan kumandalı paralel örgüt savunuyor.

17 Aralık tarihine kadar bu örgüte karşı savaşan eski statükonun unsurları Yeni Türkiye’yi yıkma konusunda bu örgütle açık bir ittifak kurdular.

Amerika güdümlü Tel Aviv destekli, devşirilmiş paralel örgüt, Türkiye’de yasakçı statükonun kurucusu CHP ile koalisyon kurdu. Bu koalisyonun amacı ise çok vahim. Koalisyon “kazanmak” için uğraşmıyor. Sadece kaybettirmek için çalışıyor. Her ne kadar hükümet veya “Ak Parti kaybetsin istiyorlar” gibi görünse de aslında esas kaybeden Türkiye olacaktır. Çünkü Türkiye’ye operasyon yaptıran arka plandaki güç odaklarının amacı CHP’nin veya paralel örgütün kazanması değil. Bu organizasyonlar eliyle Türkiye’nin iç karışıklığa girmesi, kaosa yuvarlanması, Yeni Ankara’nın dış politikasının rayından çıkartılarak güdümlü hale getirilmesi ve İslam ülkeleriyle ortak yürüyen projelerin akim bırakılması. 

Bu noktada CHP’nin ve onu besleyen eski vesayet düzeninin böyle hareket etmesi son derece anlaşılabilir bir durum. Bunu kimse yadırgamıyor. Çünkü beğenelim-beğenmeyelim öteden beri aynı şeyi savunuyorlar. Ama İslami bir cemaat olarak ortaya çıkıp mütedeyyin Müslümanların sadaka, zekat, fitre, kurban, burs ve himmet paralarıyla büyüyerek gelişip dünyaya yayılan bir yapının, nihayetinde İslam düşmanı güçlerin hizmetine girerek Müslümanların bekasını tehdit eden operasyonlara başlamaları ihanetin de ötesinde bir vakadır ve asla affedilemez.

İşte 30 Mart'ta sandığa gittiğimiz zaman sadece muhtarları ve belediye başkanlarını değil ülkemizin geleceğini de belirlemiş olacağız. Kısacası ya eskiden olduğu gibi vesayet düzenini seçeceğiz ve güdümlü-yasakçı düzen geri gelecek ya da tercihimizi Yeni Türkiye’den yana kullanacağız.

Burada “Yeni Türkiye dediğiniz çok mu mükemmel ki” diye bir soru akla gelebilir. Bu soru haklı bir sorudur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki devletler de insanlar gibidir. Devletlerin hatalarını yöneten insanların hataları oluşturur. Devleti yönetenler, ihanet içinde değillerse ve ülke adına niyetlerinden kaygı duymuyorsak zamanla hataların da düzelmesi mümkündür.

Ama diğer tarafta niyetlerin ötesinde yaşanmış 90 yıllık bir acı tecrübe yeniden hortlatılmak isteniyorsa böyle bir tehlikeyi anlatmak lüzumsuz olsa gerek.

Kimsenin bu acı tecrübeleri ve elde edilen kazanımların kaybedilecek olmasının faturasını hiç unutmaması gerekir. Dünyevi ve şahsi kaygılar veya beklentilerle ya da grup taassubuyla bu ülkeye ve milletin geleceğine zarar verenler bunun vebalinden kurtulamazlar.

Bu ihaneti yapanlar ise en kısa zamanda tespit edilerek cezaları en caydırıcı şekilde uygulanmalıdır. Aksi halde bu vesayetin başka taşeronlar tarafından yeniden hortlatılması gibi bir tekerrürü yaşamak mecburiyetinde kalırız ki buna bu ülkenin de bu milletin de tahammülü yok artık.

Alper TAN

20.03.2014

AŞAĞIDAKİ YAZILAR DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR

MENDERES, ÖZAL, ERDOĞAN VE 17 ARALIK

SATIR ARASINA DEĞİL BÜYÜK RESİME BAKALIM

ALLAH’I DİNLEMEDİLER İNSANLARI DİNLEDİLER

DOSTLAR DÜŞMAN, DÜŞMANLAR DOST OLUNCA..

İSLAM’A KARŞI PROTESTAN İSLAM ÜRETİLİYOR

PARALEL CIA PARALEL MOSSAD İÇERİDE

KARANLIK ADAMIN KALBİNE GİRMEK!

KİM İÇİN SAVAŞIYORUZ?

BİLDİRİ DAĞITAN SAVCI MI ADALET DAĞITAN HAKİM Mİ?

 

Yazarın Önceki Yazıları
Krizden fırsat çıkarma vakti 04.10.2017Doğu-Batı savaşında zihinlerin işgali... 21.09.2017Büyük hesaplaşmaya doğru... 18.09.2017Batı dünyası nereye yuvarlanıyor? 04.08.2017Mübarek beldelerimizi korumak iman meselesidir 25.07.2017Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.