YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Artık tehlikenin farkındayız..
06 Nisan 2009 15:07

 Son yıllara damgasını vuran Ergenekon Davası’nda neredeyse her gün yeni belgeler ve iddialar gündeme geliyor. Emekli bir amirale ait olduğu iddia edilen darbe günlüklerinden sonra Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay’a ait olduğu ileri sürülen günlükler de yayınlandı. Bu günlüklerden anlaşıldığı kadarıyla bazı gazete yöneticileri ve yazarların, görev başındaki generallerle beraber darbe planı hazırladıkları, medya üzerinden psikolojik harekat yürütmek istedikleri, o dönemin hükümeti ve Genelkurmay Başkanına karşı planlar hazırlamaya yöneldikleri anlaşılıyor.


Medya mensuplarının demokrasi karşıtı ve darbe özlemcisi generallerle işbirliği halinde darbe planları geliştirmeleri mesleğimiz açısından bir facia ve tek kelime ile skandal. Böyle bir yayın organının bağımsızlığından ve tarafsızlığından, meslek ilkelerine uygun yayın yaptığından söz edilebilir mi? Gazetecilerin darbe planlarıyla ve darbecilerle birlikte anılmaları mesleğimize ve ülkemizdeki yayın kuruluşlarına büyük zarar vermektedir.



Türkiye’de hükümetin medyaya baskı yaptığına dair açıklama yaparak eleştirilerini dile getiren Avrupa’daki ve Amerika’daki uluslar arası medya örgütleri, acaba Türkiye’de bazı medya yöneticilerinin generallerle birlikte darbe planı yapmalarını da bir açıklama ile eleştirecek mi? Merakla bekliyorum.



Mesleğinin tabiatı gereği demokrasiyi ve özgürlükleri savunması gereken gazetecilerin ve medya kuruluşlarının demokrasiyi ortadan kaldırmaya dönük planlar içinde yer almaları mesleğimiz açısından asla kabul edilemez. Biz gazetecilerin ve yayın kuruluşlarının esas işi, demokrasi ve özgürlüklere sahip çıkmak olmalıdır. Demokrasi ve özgürlüklere sahip çıkmayı “hükümet yandaşı” şeklinde yaftalayanlar bu görüntüyü vererek darbeci ve Ergenekoncu kimliklerini saklamak isteyenlerdir. Demokrasiyi ve özgürlükleri savunmak, darbecilere karşı durmak hükümetin her icraatını tasvip etmek anlamına gelmez. Muhalefet yandaşlığı yapmak veya hükümetlere karşı siyasi veya ideolojik muhalefet içinde olmak da hükümet yandaşlığı kadar sakat ve tehlikelidir. Gazeteciliğin “tarafsızlık” prensibine terstir.



Darbe planı hazırlamak, darbe özlemi içinde olmak, darbe coşkusu vermek ve darbe kışkırtması yapmak “Fikir ve ifade özgürlüğü” olarak kabul edilemez. Darbecilerin ilk işi fikirleri ve özgür tartışma ortamını susturmaktır. İnsan hak ve hürriyetlerini sınırlamaktır.



Türkiye’de eğer gerçekten meslek örgütleri varsa; bu örgütler, darbe planları yapan, darbe yanlısı yayın gerçekleştiren, darbeleri ve darbecileri savunan gazetecilerin meslekten ihracı için derhal çağrı yapmalıdırlar. Bu mesleki cinayetleri normal gören, görmezden gelen, doğru bulan medya mensupları da aynı yanlışlara ortak sayılırlar. Bu durum aynı zamanda genç kuşak meslek mensupları için de son derece kötü ve olumsuz örneklerdir.



Ayrıca görünürde anti Amerikan bir çizgi sergileyen bazı yayın  kuruluşlarının, gerçekte tam manasıyla Amerikan çıkarlarına hizmet ediyor olduğu da ortaya çıkıyor. Darbe planlarının hangi tarihlerde yapıldığına ve Cumhuriyet gibi bazı yayın kuruluşlarının bu dönemde nasıl bir yayın politikası takip ettiğine özellikle dikkat edilirse, bunun TBMM’de 1 Mart 2003 tezkeresinin reddinden sonraya tekabül ettiği görülecektir.



1 Mart tezkeresinin reddi ABD’de şok etkisi meydana getirmiş ve Bush yönetimi, Türk hükümetini ve tezkerenin geçmesine gerçekte destek olmayan Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ü cezalandırma arayışına girmişti. Bu cezalandırmayı, bazı darbeci generaller, onların siyasetteki, medyadaki ve üniversitelerdeki destekçileri eli ile uygulamaya çalışmıştı. Ancak Hilmi Özkök gibi TSK’da darbeleri tasvip etmeyen bazı generallerin, TBMM ve devletin bazı önemli kurumlarının feraseti ve çalışmaları sonucu bu tehlikeler ucuz şekilde atlatılmıştı.



Halkımız artık şunu açıkça görüyor ki darbe özlemcisi bazı generaller ve onların sivil uzantıları, bilerek veya bilmeyerek emperyalist güçlerin emellerine hizmet etmektedirler.
 
Ülkemizde kalemini G-3 tüfeği gibi kullanan, vizyonu tel örgülerle çevrili gazeteci sayısı az değil. Bu durum mesleğimiz adına esef verici bir durum.



Cumhuriyet Gazetesi uzun süre birinci sayfadan “Tehlikenin farkında mısınız?”  uyarılarıyla çıkmış ve ülkemizdeki demokratik gelişmeleri tehlike olarak göstermişti.



“Tehlikenin farkında mısınız?” sorusuna Mustafa Balbay’ın günlüklerini okuduktan sonra şimdi cevap verebiliriz.



Cumhuriyet Gazetesi yöneticilerinin de dahliyle hazırlanan birkaç darbe atlatmışız.



“Evet artık tehlikenin farkındayız. Gerçekleri şimdi daha iyi anlıyoruz”



Alper TAN
20.03.2009



İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN



Yazarın Önceki Yazıları
Doğu-Batı savaşında zihinlerin işgali... 21.09.2017Büyük hesaplaşmaya doğru... 18.09.2017Batı dünyası nereye yuvarlanıyor? 04.08.2017Mübarek beldelerimizi korumak iman meselesidir 25.07.2017Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Dava ve Sırat-ı Müstakim 08.05.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.