YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Araplar, yönetimler ve Türkiye
03 Ocak 2009 19:41

Arkasına ABD ve Avrupa’yı alan bir avuç Yahudi, Filistin topraklarını parayla ve güç kullanarak 1948 yılında ele geçirdi. İsrail devleti, fitne, fesat ve kan üzerine kuruldu. Ve kan üzerinden varlığını devam ettiriyor. İsrail’in kurulduğu sıralarda Arap ülkelerinden bazıları gelişmelere duyarsız kaldılar ve tepki göstermediler. Bazıları tepki gösterdi, engel olmak istediler. Ancak o günün şartlarında içinde bulundukları durum veya imkansızlıkları sebebiyle başarılı olamadılar. İsrail ile önce mücadele edip daha sonra yenemedikleri hasımları ile işbirliğine yönelen Arap ülkeleri de oldu. Oldu da oldu..


Şu günlerde Gazze’deki İsrail terörü aralıksız devam ediyor. Araplar, Avrupalılar, Amerikalılar, Ruslar ve diğerleri, televizyonda bir Hollywood filmi seyreder gibi Filistin’de olanları seyrediyorlar. Zaten hiçbir devlet veya uluslar arası kuruluşun ne dediği, İsrail’in umurunda değil gibi bir görüntü de var. Neden? Çünkü şimdiye kadar belli başlı devletler İsrail’i karşısına alacak bir tavır içinde olmadılar. İsrail’i karşısına alan aslında Amerika’yı karşısına almış olacağı için bu bir risk taşıyordu. Herkes kendi iktidarının veya saltanatının derdinde idi. Hatta bunlardan bazıları çeşitli saiklerle katil İsrail ile işbirliği içinde oldular. Şu anda da bu işbirliğini devam ettirenleri her halde görüyorsunuzdur.


Ama bunlar dünyada olup bitenlerin farkında değiller sanki. Şimdi şartlar değişiyor. Bir bakıma dünya siyasi olarak yeniden şekilleniyor. ABD kaynaklı küresel mali kriz, dünyadaki sermaye dağılımını da yeniden şekillendirecek. Yani sermayenin belli oranda el değiştireceği döneme girdik. Bu süreç başlamış durumda. Türkiye, hem hükümet, hem devlet hem de özel sektör olarak dünyadaki değişimin farkında. Ancak, petrol ve enerji zengini Arap ülkelerinin yönetimlerinin dünyadaki bu değişim konusunun, yeterince farkında olmadıkları anlaşılıyor. Yahudiler hile ve desise ile Filistin topraklarını ele geçirirken bu ülkeler nasıl duyarsız kalıp sonra da çaresizliğe mahkum oldularsa, şimdi de benzer duyarsızlığın içindeler.


Onlardaki bu duyarsızlık ellerindeki enerji silahının ne kadar güçlü bir silah olduğunu görmelerini bile engelliyor. Petrolden kazandıkları para ile dünyanın siyasi şekillenmesinde çok büyük bir rol oynamalarını sağlayabilecekken aksine umursamaz haldeler.


Yahudiler, Filistin topraklarını ele geçirdiğinde; Arap yönetimler, ses çıkaramadılar. ABD, Afganistan’ı vurdu, seslerini çıkaramadılar. ABD, Irak’ı vurdu, ses çıkaramadılar. ABD Suriye’yi vuracaktı itiraz edemediler. Şimdi İsrail, Gazze’de masum ve sivil halkı vuruyor, yine suskun ve umursamaz durumdalar. Arap ülkelerinin bu vahşetlere sessiz kalmaları, İsrail, ABD ve diğerlerinin cesareti ve saldırganlığını teşvik ediyor. Bir, erkekçe ses veren çıkmadı.


Nerede bir buçuk milyar nüfusu olan Müslümanlar. Nerede bu Müslümanların devletleri? Nerede Arap Birliği? Nerde İslam Konferansı Teşkilatı? Nerede bu ülkelerin yönetimleri? İsrail ve Amerikan vahşetinin tek tek kapılarını çalmasını mı bekleyecekler? Yoksa üç gün daha koltukta oturmanın mutluluğunu mu yaşayacaklar?


İslam dünyasındaki bu Kuzuların sessizliği daha ne kadar devam edecek? Yoksa NATO’dan, Birleşmiş Milletler’den, ABD’den, Avrupa Birliği’nden, Şangay’dan, Rusya’dan veya Çin’den mi medet bekliyorlar? Öyleyse daha çok beklerler. Kendileri onurlu ve cesur bir ses bile veremezken onlardan bunu ne yüzle bekleyebilirler?


Din ve soy kardeşliği olan bu kadar ülke bu vahşet karşısında adam gibi tavır alamaz mıydı?


Dünya’da Museviler İsrail eksenli, Katolikler Vatikan merkezli, tüm Hıristiyanlar ABD odaklı ve Avrupalılar AB odaklı güç birliği sağlarken İslam ülkeleri neden başıbozuk, dağınık ve etkisizdir. Bu ülkelerde bunun kaygısını taşıyan yöneticiler hiç yok mudur? Acaba Arap ülkeleri bu defa da Obama ambalajlı Amerika’ya mı bel bağlıyorlar? Eğer öyle ise daha çok beklerler.


İsrail’e gelince. İsrail bu haydut tavrıyla, yeryüzündeki bir buçuk milyar Müslüman’ı, Filistinli haline getiriyor. Kendi Etrafına, kendi elleri ile nefret duvarları ören İsrail acaba bu nefret çemberi içinde huzurla yaşayabileceğini mi zannediyor. Terör devleti İsrail’in her türlü vahşi icraatına gözü kapalı destek veren ABD, bu tavrı ile acaba İsrail halkına siyanet ettiğini mi düşünüyor? İsrail terörüne karşı Birleşememiş Milletler Teşkilatı, acaba hala saygın bir kurum olduğuna dünyayı inandırdığını mı zannediyor?


BM denilen teşkilatın yeryüzünde sadece ABD’nin ve veto yetkisi olan diğer daimi üyelerin çıkarlarını koruma odaklı bir yapı olduğunu daha ne zaman anlayacağız?


Ey Arap liderler, krallar, şeyhler, emirler, halksız başkanlar, Afganistan’da bir avuç Taliban’ı mağlup edememiş, Irak’ta Saddam’ı düşürse bile Irak’lıları yenememiş, savaşmaktan korktuğu İran karşısında geri adım atmış, Suriye’yi tehdit etmesine rağmen saldırmayı göze alamamış Amerikan yönetiminden korkmanın artık anlamı yok. Uyanın. Artık kendinize gelin. Bu anlamsız korkuyu yenen en bariz örnek Türkiye. Siz de biraz cesaret gösterin.


Filistin konusunda Dünyada en samimi girişimleri başlatan da yine Türkiye. Arap ülkelerinin yönetimleri de artık aklını başına devşirip Türkiye ile ortak stratejiler üretmeli. Korkak ve ürkek tavırlardan sıyrılmalı. Türkiye ise Arap yönetimlerden istediği desteği alamasa bile girişimlerinden vaz geçmemeli. Gösterdiği çabaları ve gayreti Arap kamuoylarına da iyi yansıtmalı. Filistin’de yaşanan zulme gözünü kapatan Arap liderlerin kendi halkının feryadına rağmen o koltuklarda kalmaları artık mümkün değil. Arap liderler, artık o koltuklarda ABD ve Avrupalıların desteği ile değil kendi halklarının desteği sayesinde kalabileceklerini öğrenmeliler.


Türkiye’nin çabaları liderler ve yönetimler nezdinde olmasa bile halklar nezdinde er veya geç ma’kes bulacaktır.


Hesaplar kısa vadeli değil, uzun vadeli yapılmalı. İsrail ve işbirlikçileri de yaptıklarının faturasını ödemeli.. 


05.01.2009
Alper TAN


 


Yazarın Önceki Yazıları
ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Dava ve Sırat-ı Müstakim 08.05.2017Artık savunma yok taarruz var! 19.04.2017Bir devrimin ardından.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017Dünya alt-üst oluyor! 31.03.2017Monarşik Avrupa'ya demokrasi götüreceğiz 28.03.2017Batı medeniyetinin çöküşüne hazır olun 22.03.2017Haçlı birliğine karşı hilal birliği 15.03.2017Avrupa niçin düşmanlıkta yarışıyor? 10.03.2017Niçin "hayır" demeliyiz! İşte sebepler.. 06.03.2017Aslında "kimler rahatsız" 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017Fethullah'ı verseler ne olacak! 23.02.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.