YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Ankara'da neler oluyor?
25 Temmuz 2008 12:04

Başbakan Erdoğan’ın Irak ziyareti üzerine 10 Temmuzdaki haber analizde Türkiye’nin değişen Irak politikasına dikkat çekmiş, bu ziyarette Türkiye ile Irak arasında imzalanan "Yüksek Stratejik İttifak Belgesi"nin önemine vurgu yapmıştık.


Suriye-İsrail sorununda barış umudu:
Ankara’nın uluslararası girişimleri Irak’la sınırlı değil. Türkiye, uzunca bir süredir Suriye –İsrail arasındaki problemlerin çözümü için arabuluculuk yapıyor. Gösterilen gayretlerin somutlaşan sonuçlar vermeye başladığı anlaşılıyor. Akdeniz İçin Birlik Toplantısı vesilesiyle Paris’e giden Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile İsrail Başbakanı Ehud Olmert’in verdiği resim iki ülke arasında önemli bir yakınlaşmanın var olduğunun göstergesi. Bu resim Türkiye aracılığı ile başlayan İstanbul görüşmelerinden kaynaklanıyor. Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esat'ın, İsrail Başbakanı Ehud Olmert'in Başbakan Erdoğan'a, işgal altındaki Golan'dan tamamen çekilmeye hazır olduğunu bildirmesi, Türkiye'nin arabuluculuğunu resmileştirdi.
Suriye-İsrail dördüncü tur görüşmeleri yakında yine İstanbul'da yapılacak.


İsrail-Lübnan krizinde Ankara devrede:
Türkiye, sadece Suriye-İsrail arasında değil, İsrail-Lübnan arasındaki sorunların çözümü konusunda da inisiyatif alıyor.


Bu doğrultuda İsrail ile Hizbullah arasında varılan uzlaşma Ortadoğu barışı açısından hatırı sayılır bir adım. Hizbullah ile İsrail arasında sağlanan uzlaşma uyarınca 16 Temmuz 2008’de esir değişimi gerçekleştirildi. İsrail 5 Lübnanlı mahkum ile aralarında Filistinlilerin de bulunduğu 200 kadar cesedi Hizbullah’a, Hizbullah da 2 İsrailli askerin cesedini İsrail’e teslim etti. Esir değişimi anlaşması uyarınca yapılan takas sonucunda, İsrail hapishanelerinde Hizbullah üyesi kalmadı.  Filistin’de Gazze’nin yönetimini elinde bulunduran Hamas, İsrail ile Hizbullah arasındaki esir değişimi anlaşmasını, direniş için bir zafer olarak nitelendirdi. Başbakan Erdoğan ise Lübnan'da varılan uzlaşmada Türkiye'nin büyük rol oynadığını ifade ediyor.


Türkiye, ABD-İran geriliminde de arabulucu:
Ankara, diğer yandan bölgenin en gerilimli konularından biri olan ve dünyayı felakete sürükleyen Neocon politikalarının ürünü İran geriliminde de aktif şekilde devrede. ABD ile İran arasında devam eden gerilimde Washington, Türkiye’nin kilit bir aktör olabileceğini düşünüyor. ABD Başkanı Bush'un Ulusal Güvenlik Danışmanı Stephan Hadley Ankara’da. İran Dışişleri Bakanı Muttaki de Ankara’ya geliyor. Bush’un kendi görev süresi dolmadan İran’ı vurma hamlesi Ankara engeline takılıyor. İran’la ABD arasındaki ilk açık, resmi görüşmeler Ankara’da başlıyor. Bu da Dünyadaki İran gerilimini düşürüyor. İran konusunda AB ve ABD şu an Türkiye’den medet bekler durumdalar. Neoconların İran’a saldırmaları konusunda hiç kuşkusuz en büyük engel “Yeni Ankara.” Türkiye her seferinde İran’a saldırı konusunda hiçbir şartta Washington’a destek olmayacağını ve buna müsaade etmeyeceğini açıkça ifade ediyor.


Paris’in ayak oyunları:
Türkiye’nin AB üyeliğini engellemek için olmadık bahaneler ileri süren ülkelerin başında Fransa geliyor. AB Dönem Başkanlığı yanında, Dünya Masonlar Birliği’nin dönem başkanlığını da şu sıralar uhdesinde bulunduran Fransa bir yandan Türkiye’nin önünü kesecek girişimler içinde yoğun şekilde çalışırken diğer taraftan da Ankara’nın yeni uluslar arası vizyonu karşısında nasıl çözüm bulacağının arayışı içinde. Elize Sarayı’nı Türkiye konusunda endişeli bir telaş sarmış durumda.


Ankara-Afrika ilişkileri:
Dış politika açısından önemli başka bir gelişme de Ağustos ayında İstanbul'da yapılacak olan Türkiye-Afrika İşbirliği Zirvesi. Afrika ülkeleri ile çok yönlü ilişkilere önem veren Ankara için bu da ciddi bir ilerleme.


“Yeni Ankara”nın  küresel vizyonu:
Türkiye, son yıllarda bölgesel uyuşmazlıkların çözümüne yönelik diplomatik faaliyetler bakımından bir “merkez” haline geldi. Büyükelçiler toplantısında da ifade edildiği gibi, artık sadece Asya ile Avrupa'yı birbirine bağlayan değil, 5 kıtayla aynı anda ilişki kuran medeniyetleri buluşturan, çatışmalara, gerginliklere, sorunlara çözüm arayan bir Türkiye var.


Türkiye’nin 103 ülkede görev yapan büyükelçilik ve daimi temsilcilikte görevli misyon şefleri ile merkezdeki büyükelçileri, cumhuriyet tarihinde ilk kez, hep beraber bir konferansta Ankara’da buluştu. 150’den fazla büyükelçiyi bir araya getiren ve 15 Temmuz’da başlayan konferansın, her sene devam edecek bir geleneğe dönüşmesi planlanıyor.  Diğer yandan önümüzdeki dönemde Afrika'da 15, Güney Amerika'da 2 büyükelçilik açılmasının planlanıyor.


Eski Dışişleri Müsteşarı Roma Büyükelçisi Uğur Ziyal, Büyükelçiler Konferansı'nın kendisi ve diğer büyükelçiler için ''son derece önemli, olumlu ve öğretici'' olduğunu belirtiyor.


Ak Parti kapanırsa Türkiye’nin Güvenlik Konseyi üyeliği hayal:
Türkiye'nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Geçici Üyeliği konusundaki oylama önümüzdeki Ekim ayında yapılacak. Türkiye Güvenlik Konseyi üyesi olmak istiyor. Buna çok önem veriyor. Şimdiye kadar gösterilen ciddi çabalar sayesinde Türkiye'nin adaylığına ciddi oranda destek sağlandı. BM Güvenlik Konseyi üyeliğine uzun yıllardır bir türlü seçilemeyen Türkiye, 47 yıllık serüveninde bu kez farklı bir yöntem seçti. BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliği için üye ülke sayısının üçte iki oranına tekabül eden en az 128 ülkenin oyunu toplamak zorunda olan Türkiye, daha önce diplomatik ilişki kurmadığı ülkeleri de listesine katarak, oy toplama çalışmalarını sürdürüyor.


AK Parti'ye açılan kapatma davası İzmir için çok önemli olan EXPO'yu olumsuz etkiledi, Ak Parti kapanırsa Türkiye’nin BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliği kesinlikle hayal olur. Hükümetin İslam ülkelerinden çok önemli destek sağladığı bir atmosferde, iktidar partisi kapanırsa mevcut güven ortamı olumsuz etkilenir ve Güvenlik Konseyi üyeliğimiz de kesinlikle yatar.


Sözün özü:
Sözün özü şudur. Bir taraftan Ergenekon operasyonları diğer taraftan kapatma davası ile havası bulanmış olan Türkiye’de her şeye rağmen devam eden hızlı ve etkili bir süreç yaşanıyor. Yaklaşık sekiz ay önce düğmesine basılan harekatla ülkenin baş belası PKK bitme noktasına sürüklendi. Ergenekon’un en mühim taşeronu olan PKK, aynı zamanda  Ergenekoncuların en büyük finans kaynağı idi. PKK çökme noktasına getirilerek öncelikle Ergenekon’un mali kaynakları da azaltılmış oldu. Şimdi örgüt Ergenekon çatlağı sayesinde iç hesaplaşmaya da başladı. PKK’nın silahlı kanadının başı olan Fehman Hüseyin TSK’nın operasyonunda ağır yaralandı. Şu an Erbil’de bir Hastanede ölüm döşeğinde olduğu belirtiliyor.


PKK ile olan ilişkilerini inkar etmeyen DTP ise yapılan Ergenekon operasyonunda tarafsız gibi görünerek örtülü bir Ergenekoncu siyaset izliyor.


DTP’nin Ergenekon’dan çıkışı:
Bir tarafta Ergenekon Terör Örgütü’nün faili meçhul eylemlerinin kurbanı binlerce Kürt vatandaşımız varken, kendini Kürtlerin temsilcisi göstermeye çalışan DTP’nin Ergenekon hamiliğini bütün Kürt vatandaşlarımızın dikkatle irdelemesi gerekir.


Ankara artık eski Ankara değil. Şimdi yeni bir vizyon ve yeni bir irade var. Bu irade hükümeti merkeze alan bir irade falan da değil. Ülkenin en önemli kurumlarına mal olmuş ortak bir irade söz konusu. Bu irade, bu ülkenin insanını rahatsız eden “habis ur”ların temizlenmesi için kurumlar olarak fikir birliği içinde. Bunun dış politikaya yansımaları olduğu gibi iç politikaya da yansımaları oluyor ve olacak. Denizaşırı patronlara güvenerek, onlar adına taşeronluk edenler iyi hesap etmeliler. Bu Küçük taşeronların küçük hesapları “Yeni Ankara”yı yıldırmayacaktır. Artık her şey halkın gözü önünde cereyan ediyor. Onlar bilmeliler ki Ortadoğu’da düştüğü bataktan kurtulmak için patronları da “Yeni Ankara”dan medet bekliyor.


Öte yandan Anayasa Mahkemesi de, üzerindeki şüpheleri dağıtmak ve yeniden “adına” karar verdiği halkın güvenini kazanmak için, gelen baskılara göre değil de her şeye rağmen Türkiye’nin değiştirmeye çalıştığı Anayasa’nın maddelerine göre verirse ülkeye iyilik etmiş olacaktır.


Türkiye için, Türkiye’nin küresel vizyonu için, ayrım yapmadan tüm vatandaşlarımız için ve gelecek nesiller için…


17.07.2008

Yazarın Önceki Yazıları
Batı medeniyetinin çöküşüne hazır olun 22.03.2017Haçlı birliğine karşı hilal birliği 15.03.2017Avrupa niçin düşmanlıkta yarışıyor? 10.03.2017Niçin "hayır" demeliyiz! İşte sebepler.. 06.03.2017Aslında "kimler rahatsız" 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017Fethullah'ı verseler ne olacak! 23.02.2017Bu sistemin ne zararı vardı da değiştiriyoruz? 15.02.2017ABD'nin dinci siyaseti tutar mı? 12.02.2017Sandığa giderken dünyada neler oluyor? 09.02.2017Donald Trump'a teşekkür mektubu 31.01.2017ABD gizli belgesi ve Reina saldırısı! 17.01.2017ABD, NATO, Terör ve Cuma Hutbesi! 02.01.2017Batı Savaşı Kaybetti. İstese de İç Savaş Çıkartamaz! 30.12.2016Suriye'de kimlerle savaşıyoruz? 27.12.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.