YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Alman derin devleti ve hedefteki Türkler
21 Kasım 2011 15:06

Türkiye 1944’den 2006 ortalarına kadar ABD-NATO çizgisine bağlı derin bir yapının güdümünde yürüdü. Halk tarafından açık olarak görünmeyen, görünse bile anlaşılmayan ve tüm önemli kurumların üstünde etkin olan bu yapı, Türkiye’nin hem iç siyasetini hem dış politikasını belirledi. Bu yapıya tabi olmayan devlet adamları, siyasetçiler ve başka kişiler, bir şekilde bertaraf edildiler. Bu bertaraf etme işleminin her birine çeşitli kılıflar uyduruldu. 1944 öncesinde de o derin mekanizmalar vardı ve İngiltere’nin güdümündeydi.

Bu “Üst Yapı”nın planlamalarıyla, sayısız siyasi cinayetler işlendi, Toplumsal provokasyonlar yapıldı. 2006 ve sonrasındaki Danıştay saldırısı ve Hrant Dink cinayeti, Malatya’daki misyoner cinayeti gibi siyasi cinayetler kısa zamanda aydınlandığı ve failler, azmettiriciler yargılandığı halde, 2006 öncesi yapılan çok sayıda siyasi cinayetlerin ve provokasyonların hala örtülü olması, 17 500’den fazla faili meçhul cinayetin aydınlatılamamış olması, aslında birçok şeyi anlatıyor olmalı. Yargılama yapılsa bile olayların gerçek boyutları ortaya çıkarılamamıştır.

Çok şükür ki devlet artık bu karanlık odaklardan, sisteme entegre edilmiş gayri milli yapılanmalardan kurtulmak için ciddi bir kararlılık içinde. Türkiye, 1944’de İngiltere’nin kucağından ABD’nin koynuna atılırken, 1945’de ikinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinin ardından, 1946’da Almanya da benzer bir duruma maruz kalmıştı. Avrupa’da çok büyük bir Alman imparatorluğu kurma hayaliyle girdiği savaşlardan yorgun düşmüş, çok fena biçimde cephelerde hezimete uğramış olan Almanya, ABD dayatmalarına boyun eğmek zorunda kalmıştı. Almanya, sistematik olarak ABD’nin dümen suyuna girdi. ABD güdümlü olarak kurulan gizli yapı, perde gerisinden Almanya yönetiminde etkili olmaya başladı. Bütün bunlar daha çok Sovyet korkusu öne sürülerek yapılıyordu. Tıpkı Türkiye’de olduğu gibi.

Zaman içinde ABD güdümlü bu yapının evrildiği ve başka şekiller aldığı anlaşılıyor. Almanya’da Anayasayı Koruyucular Kurulu olarak ifade edilebilecek şu anda çok önemli resmi bir kuruma dönüşmüş olan yapının, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ABD tarafından kurulun derin yapının devamı olduğunu unutmamak gerekir.

2000’li yıllarda Almanya’daki Türklere karşı işlenen cinayetler ve sabotajlardan çok pis kokular çıkmaya başladı. Son günlerde deşifre olan bilgelere bakılacak olursa, bu cinayetler ve sabotajlar Alman gizli servisinin bilgisi ve gözetiminde gerçekleştirildiği görülüyor. Alman makamlar, bu cinayetleri Neonazi bir yasadışı faaliyet gösteren çetelerin işi gibi göstermeye çalışıyorlar. Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu ise bu konuda çok öfkeli ve sert bir dil kullanıyorlar. Almanya Cumhurbaşkanı, Başbakanı ve diğer hükümet yetkililerinin beyanları dikkatlice incelendiğinde, sanki kamuya açıklanan gerçeklerin çok ötesinde bir durumun olabileceğini seziyorsunuz. Başbakan Erdoğan’ın, Türkiye’de illegal işler için destek veren Alman Vakıflar konusundaki çıkışı ve arkasından Almanya’da Türklere yönelik cinayetler konusunun aydınlanmaya başlaması sürecine mercek tutulursa hadiselerin derininde çok daha vahim bir durumun olabileceği ortaya çıkıyor.

Şimdi cevabı merak edilen soru şu: Acaba Türkleri hedef alan cinayetler, Alman makamların söylediği gibi gerçekten yasadışı faaliyet gösteren bir çetenin işi mi? Yoksa Alman derin devletinin bazı amaçlar için gerçekleştirdiği bir siyasi ve stratejik seri operasyon mu?

Mesela Doğu-Batı Almanya’ların birleşmesinden sonra özellikle Doğu Almanya’dan gelenlerin istihdam ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan Almanya devleti bu cinayetlerle, ülkedeki Türkleri ürkütüp, korkutup kaçırarak yerli istihdamına alan açmak için böyle kirli işlere tevessül etmiş olabilir mi? Alman makamları, bu cinayetlerin gerçek failleri ve azmettiricileri ortaya çıkmaya başladığında neden bu kadar paniklediler ve telaşlandılar?

Acaba Alman gizli servislerinin Türkiye veya Türklere yönelik şu ana kadar deşifre olmamış başka vahim işleri de var mıdır? Varsa bu olaylar da deşifre olduğunda Alman makamlar bunları acaba nasıl izah edecekler?

Can alıcı başka bir soru: Almanya’da Türklere yönelik cinayetlerin faillerini ve bunların bağlantılarını acaba Alman güvenlik servisleri mi ortaya çıkardılar, yoksa Türkiye istihbaratı mı bunları deşifre etti? PKK’nın Alman derin yapılarıyla bağlantıları neler? Alman gizli servisleri son yıllarda Türkiye içinde hangi operasyonları yaptı? Alman liderlerin telaşının altında bu kirli işleri Türk istihbaratçıların deşifre etmiş olması yatıyor olabilir mi? Bunların deşifre edilmiş olması, Almanların başka kirli işlerinin de deşifre edileceği korkusuna yol açmış olabilir mi? Belki bütün bunları zamanla daha iyi anlayacağız.

Yeni Türkiye, ayırt etmeksizin tüm vatandaşlarının güvenliği ve mutluluğu için kendi kendiyle hesaplaşıyor. Yasakçı düzeni kuranlar ve o düzenden beslenenler ise bu düzenin değişmesini engellemek için ülkeyi bir nevi eteklerinden çekiştiriyorlar.

Türkiye, yakın geçmişindeki karanlık olayları aydınlatmaya çalışırken, kendine veya vatandaşlarına yönelik başka ülkelerdeki saldırıları da elbette araştıracaktır. Almanya, kendi karanlık işlerinin iyice ortaya çıkmasıyla beraber bunu, medeni(!), çoğulcu(!), insancıl(!) ve adil AB kriterleri ile nasıl açıklayacağını da şimdiden planlasa iyi olur.

Biz Türkler çok safız. Kim bilir belki de inanırız.

Alper TAN

21.11.2011

Yazarın Önceki Yazıları
Büyük hesaplaşmaya doğru... 18.09.2017Batı dünyası nereye yuvarlanıyor? 04.08.2017Mübarek beldelerimizi korumak iman meselesidir 25.07.2017Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Dava ve Sırat-ı Müstakim 08.05.2017Artık savunma yok taarruz var! 19.04.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.