YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Aktütün'deki Kara Duman
06 Ekim 2008 13:55

Eskişehir’den, Osmaniye’den, Adana’dan Kırıkkale’den, İzmir’den, Erzurum’dan, Mersin’den, Kocaeli’den, Artvin’den, Siirt’ten, Antalya’dan, Denizli’den, İstanbul’dan. Yani Türkiye’nin her yerinden, her bölgesinden toplam 15 şehit. Doğusu-batısı, kuzeyi-güneyi aynı.



Dağ başında, derme çatma barakalardan kurulan bir karakol. Şimdiye kadar 38 defa saldırıya uğramış. Karakolda sadece  göbeğini kaşıyan adamların, üniversiteye sokulmayan kadınların çocukları nöbet tutuyor. Göbeğini kaşıyan adamların 44 çocuğu sadece bu karakolda şehit düşmüş, göbeğini şişiren adamın kendine daha rahat hakaret etmesi ve şehit düştüğünde naşı üzerinden nutuk atması için(!)



350 terörist, gün ortasında öğle vakti yani güpegündüz hareket halinde ve dünyanın en başarılı(!) ordusunun koruduğu karakola saldırıyor. 15 şehit ve yirmiden fazla yaralı, 2 de kayıp var. Saldırgan teröristler karşıya verdirdiği zayiata nispetle az bir kayıpla kolayca bölgeden uzaklaşabiliyor. Dünyanın sayılı ordularından biri olan silahlı kuvvetlerimizin, savaş uçakları, teknolojik helikopterleri, her vatandaşı fişleyen istihbaratı ortalarda yok. Siyaset yapmaya gelince mangalda kül bırakmayan generallerimiz, gerekçe üretme çabasında.



İstihbarat zafiyeti yokmuş, birlik başarılı imiş. Demek ki ordumuza 15 şehit yirmiden fazla yaralı ve kayıp verdirten katiller başarısız oldular. Genelkurmay ikinci başkanı açıklama yapıyor. Tabiat şartları ve maddi imkansızlık nedeniyle bölgedeki 5 karakolu taşıyamamışlar. Biz de inandık. Şimdi İkinci başkan Hasan Iğsız’a sormak gerekiyor. Genelkurmay, 30 Ağustos resepsiyonuna harcanan paraları buluyor da, 5 barakanın taşınmasına mı para bulamıyor?



Genelkurmay, kendilerinin de inanmadıkları bahanelerle ülkeyi oyalama ve zaman kaybetme yerine gerçekleri görmeye ve sorumlulardan hesap sormaya dönmeli artık. Bu komik bahanelere kimsenin inandığını sanmayalım.



Suçu, Irak yönetimine, Barzani’ye atarak, gösteriler yaparak nutuk atarak çözemeyiz. Dünyanın sayılı ordularından biri olmakla övünen Genelkurmay, kuru kuruya övünmeyi bırakarak çeyrek asırdan bu yana birkaç bin taşeron teröristle neden başa çıkamadığını ve bunun temel sebeplerini sorgulamalı. Ordunun içinden destek almadan bir silahlı grubun bu denli tahribat yapması çok zor bir ihtimal.



Karakolun merkezle olan haberleşme irtibatı neden ve nasıl kesiliyor? Bunu kim yapabilir? Bu haberi herkesten önce neden terör örgütünün yayın organından öğreniyoruz. Daha önce yaşanan Dağlıca olayı ve benzerlerini Genelkurmay yeterince ve gereği gibi sorguladı mı? Yoksa olayların üstünü örtmeye çalışıp, hataları ödüllendirdi mi? Hataları örttükçe hatalar azalıyor mu, yoksa hata yapanlar daha fazla hata mı yapıyorlar?
 
Kimse kusura bakmasın. Yüreğimiz yanıyor, ciğerlerimiz kanıyor. Şehitlerimiz ve yaralılarımız için dua ediyoruz. Bu aynı zamanda insanlık borcumuz. Ama bu sorumuz komuta kademesine. Allah aşkına söyler misiniz? Kendini koruyamayan bir ordu ülkeyi nasıl koruyacak? Bunu hiç düşündük mü?



Şimdi birileri şunu diyebilir: “Şu an eleştiri zamanı değil. Birlik beraberlik zamanı.” Her zaman birlik beraberlik zamanı olmalı. Bu eleştiriyi ve özeleştiriyi vakit geçirmeksizin hemen şimdi yapmalı ve gereğini de derhal yerine getirmeliyiz. Toplum olarak, hükümet olarak, muhalefet olarak, medya olarak, özellikle de TSK olarak. Unutmayalım bu olaylar çeyrek asırdan beri devam ediyor. Daha ne kadar devam edecek. Daha ne kadar “Kol kırılır yen içinde kalır” diyerek hareket edeceğiz.



Orgeneral İlker Başbuğ, kararlı bir adam. Geçen yıl PKK konusunu değerlendirirken, 23 senedir devam eden terör konusunda özeleştiri de içeren mantıklı tespitler yapmıştı. Daha sonra bunu teyit eden başka açıklamaları da oldu. Her ne kadar farklı algılamalara yol açan bazı tavırları olsa bile Başbuğ’un Ergenekon konusundaki duruşu da net. Görüntü farklı gibi olsa da uygulamalarından Ergenekon’un üzerine de kararlılıkla gideceği anlaşılıyor. İlker Başbuğ şu an TSK’nın en üst kademesinde görev yapıyor. Ve İlker Başbuğ’un yapabileceği çok önemli işler var. Terör dikkatimizi dağıtmamalı veya kafamızı karıştırmamalı. Esas mesele Ergenekon teşkilatıdır. TSK başta olmak üzere Türkiye, hükümeti, yargısı ve medyası bütün şerlerin temeli olan Ergenekon teşkilatını tasfiye etmedikçe PKK’nın da başka terör örgütlerinin de sonunu getiremez. Biri bitse diğeri başlar. Terörün esas kaynağı Ergenekon'dur.



Aktütün baskınının zamanlaması son derece manidar. Ergenekon teşkilatına yeni dalga operasyonların yapıldığı, yeni genelkurmay başkanının Doğu ve Güneydoğu’da halkla kaynaşma adına olumlu adımlar attığı, hükümetin bölgeye dönük ekonomik açılımlar sağladığı bir dönemde oldu bu olay. Öte yandan sınırötesi operasyon için yetki tezkeresinin tekrar Meclis’e geldiği, DTP’yle ilgili kapatma davasının Anayasa Mahkemesi’nde karar aşamasına geldiği ve yerel seçimlere yaklaşıldığı bir dönemde yaşanan bu kahpe baskının zamanlaması son derece önemli.



Hadiselerin dış bağlantılarına gelince. Lafı eğip bükmenin anlamı yok. Pakistan’ı yeniden karıştıran ABD, şimdi kendi taşeronu Ergenekon'u kurtarmak ve yeniden kullanmak için büyük gayret içinde. Tıpkı Pakistan gibi Türkiye’yi de yeniden toplumsal “kaos” ortamına çekmek istiyor. Çünkü Washington, Türkiye, İran ve Pakistan’ı kendi projeleri için tehdit ve engel olarak görüyor. Beyaz Saray her ne kadar açıklamasa bile yaşanan ABD merkezli mali krizin sorumlusu olarak İslam ülkelerini görüyor. En başta da bu üç ülkeye kin tutuyor. Bu üç ülkenin diğer İslam ülkelerini yönlendirdiğini düşünüyor.



Olayları yorumlarken bu büyük gerçeği de göz ardı etmemeliyiz. Aktütün baskını, PKK terör örgütünün mevcut imkanları ile yapılabilecek kadar basit bir olay değil. Çok komplike bir olay olduğu ortada. Türkiye’yi Türk-Kürt çatışmasına hazırlamak isteyenlerin emellerini boşa çıkarmalıyız.



Böyle bir çatışma ortamı en fazla Türkiye’nin düşmanlarını sevindirir. Ergenekon maşası PKK mensupları ile Kürt kökenli masum insanlarımızı birbirine karıştırmamalıyız. Ama olayların gerçek sebeplerini derhal ortaya çıkarmalı ve çözmeliyiz.



Tekrarlamak gerekirse olayların temelinde Ergenekon’un yer aldığı ortada. Ergenekon’u temizlersek terörü de bitirebiliriz. Ergenekon teşkilatının temizlenmesi konusundaki en önemli imkan ve görev de ordunun ve yargının elinde.



Biz de bir vatandaş olarak gelişmeleri sorgulamalı ve bunların takipçisi olmalıyız.





Başka türlü zor..
06.10.2008
Alper TAN

Yazarın Önceki Yazıları
Krizden fırsat çıkarma vakti 04.10.2017Doğu-Batı savaşında zihinlerin işgali... 21.09.2017Büyük hesaplaşmaya doğru... 18.09.2017Batı dünyası nereye yuvarlanıyor? 04.08.2017Mübarek beldelerimizi korumak iman meselesidir 25.07.2017Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.