YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Ajanlar içimizde fink atıyor dikkat!
04 Haziran 2013 15:46

Önceki Analiz’de Gezi Parkı gerekçesiyle başlayan ama daha sonra bazı odaklarca elverişli bir bahane olarak görüldüğü için rayından çıkarılan eylemlerin, içeride ve dışarıda kimler tarafından tezgahlandığını deşifre etmiştik. Gelişen olaylar ve ortaya çıkan yeni gerçekler söylediklerimizi teyit ediyor.

Geldiği nokta itibariyle, bu kalkışmanın tamamen uluslararası bir kampanya olduğuna dikkat çekmiştik. Bu kampanyanın koalisyon ortakları arasında belki anlaşılması ilk bakışta zor ama ilginç bir ittifak olduğunu vurgulamış ve bunların kendi aralarında farklı ihtilafları olsa bile “Türkiye düşmanlığı” temelinde şekillenmiş bir ittifak kurduklarını belirtmiştik.

Yeni Türkiye karşıtı bu cephenin, Başkan Obama’nın izlediği siyasetten de rahatsız olan ABD’li Neoconlar, İsrail, İran Devleti’ndeki Baas destekçileri ve Şam yönetiminden oluştuğunu açıkça belirtmiştik. İçeride ise kökten laikçiler, marjinal sol örgütler, CHP’nin Aydınlıkçı kanadı, CHP içindeki Demirelciler, İşçi Partisi ile ulusalcı-Ergenekoncu küçük bir grup asker olduğuna dikkat çekmiştik. Emniyetin içinde ise yangına körükle giderek hükümete belli mesajlar vermek isteyen küçük bir küskün kesime işaret etmiştik.

İsrail’deki Türk Büyükelçiliği önünde toplanan Yahudiler Türkiye’deki  provokatif eylemlere destek verdiler.  Bu İsrailliler, elleriyle zafer işareti yaparak İbranice, İngilizce ve Türkçe olarak “Erdoğan istifa” “Türkiye laiktir laik kalacak” “Durma, durdukça sıra sana gelecek” “Diren Türkiye” “Diren İstanbul” sloganları attılar. Yanlış anlaşılmasın bu sloganları Tel Aviv’deki İsrailliler attılar. Ankaralılar değil..

Hemen hatırlatalım 31 Mayıs 2010 gecesi İsrail ordusu, uluslararası sularda, insani yardım gemisi Mavi Marmara’ya saldırmış ve 9 vatandaşımızı katletmişti. Aynı gece eşzamanlı olarak Hatay’ın İskenderun ilçesinde de PKK kisvesiyle askerlerimize saldırı yapılmış ve 6 askerimiz şehit edilmişti.

İskenderun saldırısını yapanlar daha sonra yakalandılar. Bunların yargılandığı mahkemenin kabul ettiği iddianamede, saldırının İsrail bağlantısına dikkat çekildi. Saldırıyı düzenleyen PKK’lı grubun sorumlusu Kenan Yıldızbakan’dı. Saldırı nedeniyle savcı tarafından 7 kez ağırlaştırılmış müebbetle 200 yıl hapsi istendi.,

Saldırı ile ilgili yargılananlardan diğer kişi Barış Kızılçay, PKK’lı grubun sorumlusu Kenan Yıldızbakan’ın İsrailli bir kadınla İsrail’de yaşadığını, İsrail halkını destekleyen sözler sarf ettiğini ve İsrail’de taşeronluk yaptığını itiraf etmişti.

İşte Gezi Parkı bahanesiyle başlayan olaylar, Mavi Marmara saldırısının oluşunun 3. yıl dönümünde rayından çıkarıldı. Mavi Marmara saldırısı nedeniyle çok sıkışan ve özür dileyerek Türkiye’nin taleplerini kabul etmek zorunda kalan İsrail bu defa, Yeni Türkiye’yi alttan alta zora sokacak, sıkıntıya düşürecek ve istikrarsızlaştıracak işlere girişti. Mavi Marmara saldırısı sonrası düştüğü durumu ve yaşadığı yalnızlığı bir türlü hazmedemiyor. İntikam almaya çalışıyor.

Mehmet Haberal, Dursun Çiçek,  Tuncay Özkan ve Mustafa Balbay’ın da aralarında bulunduğu bir grup Ergenekon sanığı ise ortak bir açıklama yaparak “Taksim eylemleri 13 Aralık ve 8 Nisan’da Silivri önlerinde yeşeren özgürlük talebinin bir halk hareketine dönüşmesidir” dediler. Bu tahrik ve tahrip olaylarını sahiplendiler. Peki o tarihlerdeki olayları kimler tertiplemişti? 13 Aralık 2012 ve 8 Nisan 2013’de İP, CHP, ve TKP öncülüğünde yapılmış, Ergenekonculara destek eylemlerinde mahkeme çalışamaz hale getirilmişti. Bu da aklınızda olsun.

Öte yandan akil heyet çalışmalarını çeşitli yerlerde protesto eden TGB’li ekibin kilit isimleri arasından “Rıza” kod adlı “Ramin Sarabi” isimli bir İranlı çıktı. İranlı Ramin Sarabi, Ergenekon’a destek için birçok eylemde bulunmuş, çözüm süreci karşıtı eylemlere katılmış. İran’lı Sarabi’nin Doğu Perinçek’in güdümündeki TGB’nin Erzurum Şube Başkanı Yakup Aslan ile aynı evde kaldığı anlaşıldı. Sarabi’nin İran Devrim Muhafızları ve İran istihbaratı ile bağlantısına dikkat çekiliyor. İran, Türkiye’nin PKK terörünü bitirmek için başlattığı çözüm sürecinden rahatsızlığını farklı gerekçeler göstererek daha önce de dile getirmişti. Bunu da not edelim.

ABD, Türkiye’ye gidecek vatandaşlarına gitmeyin uyarısı yaptı. Gitmek zorunda olanların da dikkatli olmaları istendi. ABD’nin Ankara elçisi ise daha önceden planladığı ABD temaslarını bu eylemler nedeniyle iptal ettiğini açıkladı. Ne oluyor acaba!? Türkiye’de bir iç savaş durumu mu var? Türkiye Suriye mi oldu?

Gazetelerdeki haberlerde Türkiye’de hangi ülkeden kaç ajanın bulunduğu ve bu son eylemlerde bunların neler yaptıklarına dair haberler de çıkmaya başladı. Acaba ABD elçisi Türkiye’de provokasyon düzenleyen ajanların başına bir iş gelirse devreye girmem gerekir düşüncesiyle mi Washington ziyaretini iptal etti?

Malum çifte saldırıdan üç gün önce Reyhanlı’da bir “Restoran işleten” Suriye uyruklu kişi, planladığı bayrak provokasyonu nedeniyle emniyet tarafından gözaltına alındığında ABD’nin Adana Konsolosu Reyhanlı kaymakamı Yusuf Güler’i aramış ve provokasyonu yapan restoran işletmecisi Suriyeli Muhammed Qudaymat’ın ABD vatandaşı olduğunu belirterek sahip çıkmış, serbest bırakılmasını istemişti.

Düşünebiliyor musunuz? Reyhanlı’da restoran işletiyor. Herkes onu Suriyeli biliyor. Kışkırtıcı bir bayrak provokasyonu yaptığında polis tarafından gözaltına alınınca Washington’dan hemen itiraz geliyor. “O bizim vatandaşımız..”

Biraz önce ABD, İran, Suriye ve İsrail’i Türkiye karşıtı koalisyonda yan yana gösterdiğim için “Hadi sende” diyenler bana Reyhanlı örneğini bir izah ediversinler.

Bu eylemlere devam edenleri dostane olarak uyarıyoruz. 1 Mayıs 1977’de gerçekleşen 34 insanın öldüğü 136 kişinin yaralandığı Taksim olayında olduğu gibi, nereden geldiği belli olmayan bir kör kurşunla hayatınızı zehir ederek sizin “masum” tepkinizi kullanıp kendi “menhus” emellerine ulaşmak isteyenler var. 140 karakterli twitter hafızasıyla günübirlik yaşayanlara hatırlatıyoruz. Kendinizi kullandırmamak ve hayatınızı zindana çevirmemek için biraz “yakın tarih” okumanızda fayda var.

Yine hatırlatalım. Esas hedef büyüyen "Yeni Türkiye". 2007’deki cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde 2006’dan itibaren Tayyip Erdoğan’ın önünü kesmek için cumhuriyet mitingleri dahil, 27 Nisan ihtarı dahil, darbe planları dahil, her türlü pis numara çevrilmişti. 2014 cumhurbaşkanlığı seçimine bir sene kaldı. Tayyip Erdoğan yine favori. Bu olayların bir amacı da 2014 öncesi Erdoğan’ı gözden düşürmek ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’le karşı karşıya getirmek olabilir mi?

Ne dersiniz?

 

Alper TAN

04.06.2013

 

Yazarın Önceki Yazıları
Kanal A ve Veda 31.10.2017Krizden fırsat çıkarma vakti 04.10.2017Doğu-Batı savaşında zihinlerin işgali... 21.09.2017Büyük hesaplaşmaya doğru... 18.09.2017Batı dünyası nereye yuvarlanıyor? 04.08.2017Mübarek beldelerimizi korumak iman meselesidir 25.07.2017Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.