YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Ahmet Davutoğlu başarısız mı?
05 Eylül 2012 16:12

Türkiye’de muhalif kesimlerin hedefinde iki isim var. Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu. Proje üretemeyen, sandıkta alternatif olamayan, yıllardır yerinde saymaya devam eden, ülkede olumlu olan her ne varsa hepsine her zaman “Hayır” diye itiraz eden, inandırıcılığı ve güvenirliği olmayan bir muhalefet anlayışı ne yazık ki devam ediyor.

Şimdi ana muhalefet CHP’ye bir bakalım. Deniz Baykal döneminde CHP, yasakçı ve statükocu bir zihniyeti temsil ediyor, darbecileri destekliyor, özgürlüklere ve demokrasiye fiilen karşı çıkıyordu. Kısacası Deniz Baykal döneminde olumsuz da olsa bir tutarlılık vardı.

Bir kaset operasyonu ve gazete manşetleriyle CHP’nin başına geçirilen Kemal Kılıçdaroğlu döneminde, CHP’nin fabrika ayarları değişti. Belli kesimler zannetti ki CHP’ye artık demokrasi gelecek. Çünkü Kemal bey “Yeni CHP” diye muğlak bir şeylerden söz ediyor, böyle bir umut veriyordu.    

Peki Kemal bey döneminde nasıl bir “Yeni CHP” görüyoruz?

CHP, Baykal zamanında olduğu gibi demokrasi karşıtı Ergenekoncuları ve darbe zanlılarını amansızca savunmaya devam ediyor.

CHP lideri öyle tutarsız bir hale geldi ki; tabir caizse, CHP Tunceli’de söylediğini Ankara’da yuttu. Batman’da söylediğini Kars’da geçersiz hale getirdi. Hakkari’de konuştuğunu İzmir’de yalanladı.

2010 referandumunda BDP’lilerle beraber 12 Eylül referandumuna karşı çıktı.

2011 seçiminde BDP’nin desteği ile Hakkari ve Güneydoğu’nun bazı yerlerinde mitingler yaptı.

Ergenekoncuları milletvekili seçiminde aday yaparak TBMM’ye sokmaya çalıştı.

Yine 12 Haziran 2011 seçimlerinden sonra BDP ile birlikte yemin krizi çıkartarak TBMM’yi boykot etti.

Arap ayaklanmalarında yönetimi ele geçirmek için demokrasi mücadelesi veren halkı değil de despot yönetimleri koruyacak bir söylem geliştirdi.

Her gün yüzlerce masumu katleden Suriye diktatörüne destek için heyet göndererek ona siyasi ve manevi güç sağladı.

Kendi milletvekili Hüseyin Aygün’ün terör örgütü PKK tarafından “kaçırılma” tiyatrosu sırasında zik-zak yaptı. Tepkileri toplumu tatmin etmedi. Dağda “misafir” edilen Hüseyin Aygün’ün misafirlikten dönüşte yaptığı açıklamalar milletin midesini bulandırdı.

CHP, BDP ile elele verip PKK’nın arzusu doğrultusunda TBMM’yi toplantıya çağırdı.

MİT’in görevi gereği Oslo’da PKK yöneticileri ile görüşmesini her fırsatta yerden yere vuran CHP, Şemdinli’de BDP’lilerin PKK ile sarmaş dolaş olmasına net bir tepki bile veremedi.

NATO’nun, ABD’nin İncirlik’te ve Malatya’da neden üssü var diyemeyen CHP, Suriye’li rejim muhalifi göçmenlerin bulunduğu kampı diline dolayarak, Türkiye’nin, Suriye’li muhalif askerleri eğittiğini ileri sürüp Hatay’ın sosyolojik yapısından hareketle provokasyon yapmaya teşebbüs etti.  

Acaba bizim ana muhalefet kim adına muhalefet ediyor? Öyle bir şey olduğunu bilmiyoruz ama farz edelim ki Türkiye, BAAS rejiminin düşmesi için Hatay’da Suriye’li muhalifleri eğitse bile bu gizli faaliyeti Türkiye’nin ana muhalefet partisinin mi deşifre etmesi gerekir, yoksa BAAS’ı destekleyen Rusya, Çin, İsrail gibi ülke siyasetçilerinin ve ajanlarının mı?

CHP Türkiye halkı adına mı siyaset yapıyor yoksa başka bir yerler adına mı?

1991 yılında ABD Irak’ı işgal ettikten sonra çok sayıda Irak’lı muhalifi uzak bir adaya götürüp uzun süre eğittikten sonra tekrar Irak’a göndererek ABD çıkarları adına kullanırken CHP’nin bir itirazı olmuş muydu? Türkiye’nin, Suriye kasabının muhaliflerine destek vermesi Kılıçdaroğlu’nuneden bu kadar rahatsız ediyor acaba? Yoksa Kemal beyin BAAS’çı duyguları mı depreşiyor?

Ana muhalefet ve amansız muhalefetin Ahmet Davutoğlu düşmanlığına gelince.. Türkiye ilk defa ABD ve Batıdan bağımsız bir dış politika uyguluyor. Bağımsız dış politika demek kimse ile konuşmadan burnunun dikine bir politika değildir. Kendi ülkenizin çıkarlarını merkeze alarak yapılan politikadır. Siz bunu yaparken ülkenizin çıkarlarını merkeze alarak makul ölçülerde ortaklık ve danışma faaliyetleriniz de olabilir. Bağımsız politika demek sınırlarınızı herkese kapatıp, hiçbir faaliyet yapmadan Ankara’dan sürekli ciyaklamak da değildir. Nerede önemli bir olay varsa orada olmak ve ülkeniz açısından olayları değerlendirmektir.

Söylem olarak Kerkük’le yatıp kalkanların, Ankara’dan ciyaklayarak milleti oyalayanların numarasını geçen ay Ahmet Davutoğlu Kerkük’e gittiğinde öğrendik. Meğerki Atatürk zamanından beri Kerkük’e hiçbir dışişleri bakanımız gitmemiş.

Ankara’da oturarak dışişleri bakanlığı yapan veya kapı komşusu ülkelere hiç uğramadan süresini dolduran, en çok ziyareti Washington’a olan dışişleri bakanlarına hiç sesini çıkarmayan CHP ne oldu da evinde yatmaya bile zor fırsat bulan dışişleri bakanını hedefe koyuyor?

Şimdilerde ABD’nin her kademesinden yetkililer ve diğer önemli devletler, “Acaba neler oluyor” merakıyla Ankara’nın yollarını aşındırıyorlar. ABD’nin ne dediği ve ne yapacağı değil, Ankara’nın ne düşündüğü ve yapacağı konuşuluyor.

Bölge ülkeleri Amerika ve Avrupa’ya değil Ankara’ya önem veriyorlar. Ortadoğu ve diğer İslam ülkeleri yeniden şekilleniyor, İsrail ise bölgede dar bir alana sıkışmış vaziyette. O alan ise her geçen gün daha da küçülüyor.

CHP ise Ahmet Davutoğlu’nun başarısız olduğunu iddia ediyor. Tunus’ta, Mısır’da, Libya’da halk ayaklanmalarına Türkiye destek olurken de CHP’liler hep karşı çıktılar. Şimdi bu ülkelerin hepsinde Türkiye dostu yönetimler kuruldu. Hatta Türkiye dostluğunun ötesinde şeyler oluyor. Bu ülkeler topyekün yeniden yapılandırılırken Türkiye’den uzmanlar destek oluyorlar. Türkiye’nin, siyasi, sosyal ve ekonomik nüfuz alanı genişliyor. Güvenlik alanımız genişliyor. Buna paralel olarak da ABD, Batı, Rusya, Çin ve diğer rakiplerimiz karşısında gücümüz ve etkimiz artıyor.

Bu gün ABD ve Avrupa mali ve ekonomik krizle kavrulurken, Türkiye, komşuları ile olan ticaret ve İslam dünyasından gelen finans kaynakları ile bırakın krizden olumsuz etkilenmeyi, krizi fırsata çevirerek büyüyor.

Tunus’da, Mısır’da, Libya’da ayaklanmalar sırasında da Türkiye’nin dış politikası acımasızca eleştiriliyordu. Bu ülkelerdeki yeni durum karşısında suspus oldular.

Fazla zaman kalmadı. Suriye diktatörü de yıkılacak ve oraya da halkın egemenliği gelecek. İşler ters gidiyor gibi görünürken bülbül gibi şakıyan ana muhalefet ve amansız muhalefet acaba o zaman utanacak mıdır? Hiç zannetmiyorum.

 Dertleri bu ülkenin çıkarları olmadığı için kendilerine yeni bir saldırı konusu bulup devam edeceklerdir.

CHP eskiden askerden gelen hükümete karşı muhtıra veya müdahaleci açıklamalardan tatmin oluyordu. Şimdi bunlar olmadığı için rahatsızlar. Onun için de yeni tatmin araçları, neticesini bile bile TBMM’de gensoru vermek. Eee bu da bir ilerleme tabii.. Ne de olsa “Yeni CHP” oldukça değişmiş.

Ahmet Davutoğlu bu ülke için büyük bir şanstır. CHP’nin ne olduğunu izaha gerek var mı? Onu millet zaten biliyor.. Ben sadece “CHP”den hala bir şey bekleyen CHP seçmeninin durumuna üzülüyorum.

 

05.09.2012

Alper TAN

Yazarın Önceki Yazıları
Batı dünyası nereye yuvarlanıyor? 04.08.2017Mübarek beldelerimizi korumak iman meselesidir 25.07.2017Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Dava ve Sırat-ı Müstakim 08.05.2017Artık savunma yok taarruz var! 19.04.2017Bir devrimin ardından.. 17.04.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.