YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Ağzı kan kokanlar ve Kürtler
22 Ağustos 2011 16:58

Silvan saldırıları ve “Demokratik Özerklik” ilanı neticesinde devlette, “terörle mücadele” konusunda yöntem değişikliğine gidilmesine yol açan süreçte yaşananlar PKK ve uzantılarını sersemletmiş durumda.

BDP tam bir şok hali yaşıyor. Derin PKK’nın şımarıklık ve aymazlıkları, BDP’nin bir siyasi parti olma refleksi gösterememe acziyeti, neticede sürecin getirildiği nokta, onları bazı gerçeklerle yüzyüze bıraktı. Son gelişmelerin ardından BDP’li vekillerin büyük çoğunluğu, Meclis’e gidip yemin ederek yasama faaliyetlerine katılma temayülüne girdi. Bu temayül, tutuklu KCK’lıların serbest bırakılmaları konusunda fazla ısrarcı olmayacaklarını gösteriyor. Çünkü mahkemeler, sadece KCK tutuklularının değil MHP ve CHP’den vekil seçilen Ergenekon tutuklularının bırakılmalarına da müsaade etmedi.

BDP’li vekillerin çoğunluğu “milletvekili yemini etmeme” inadından vazgeçme noktasına gelmekle birlikte, BDP içinde 12 vekilin “yemin etmeme” inadını sürdürdüğü belirtiliyor.

Devletin, teröre karşı, PKK’nın anladığı dilden konuşma stratejisi olarak ifade edebileceğimiz silahlı mücadele kararlılığı karşısında, BDP de kendi yol haritasını belirlemeye çalışıyor. Sebahat Tuncel, Bengi Yıldız ve Pervin Buldan gibi isimlerin öncülük ettiği 12 BDP’linin gerilimi tırmandırma eğiliminde oldukları anlaşılıyor. BDP yönetimi eğer bu isimleri ikna edemezse önümüzdeki günlerde BDP içinden farklı sesler duymaya başlayabiliriz. Şu sıralar parti içinde gerilimli görüşmeler yaşandığı anlaşılıyor.

Önümüzdeki günlerde Ahmet Türk’ün Abdullah Öcalan’la görüşebileceği ve Abdullah Öcalan’ın BDP’lilere “Meclis’e gidin yemin edin işi uzatmayın” telkininde bulunabileceği konuşuluyor. Bu durumda “yemin etmeme” inadını sürdüren 12 ismin nasıl hareket edecekleri ise merak konusu.

Bu gelişmeler ışığında BDP’lilerin tamamı veya çoğunluğu yemin konusunda TBMM’nin toplanması ve yemin edilmesi konusunda çağrı yapabilirler. BDP kendi içindeki çatışmacı grupla uzlaşma yolu bulamazsa bölünmeye doğru gidebilir. Böylece tıpkı PKK’da olduğu gibi BDP’de de iki cephe oluşabilir. Ancak operasyonların devamı neticesinde varılacak noktada kısa bir süre sonra PKK silah bırakma kararı alırsa yemin etmeyecek vekiller tamamen boşluğa düşmüş olacaklar.

Maruz kaldığı şiddetli operasyonlarla şoka giren PKK’nın ardından örgütün siyasi uzantısı BDP, bir taraftan devletin yeni stratejisine cevap bulmaya çalışırken diğer taraftan da kendi içinde gittikçe derinleşen görüş ayrılıklarını gidermeye, örtmeye ve gizlemeye çalışıyor.

Statükonun değişmesi ve inşa edilen Yeni Türkiye gerçeğini doğru algılamaktan aciz kesimlerin ilerleyen süreçte daha fazla sancı çekmeleri kaçınılmaz. PKK’nın 12 seneden beri cezaevinde bulunan başı Abdullah Öcalan bile cezaevi şartlarında olmasına rağmen değişen Türkiye’yi görebilmişken, dışarıdaki, gözü-gönlü ve aklı tutulmuş bazı kişilerin hala gerçeklere gözlerini kapatmış olmaları acaba neyle açıklanabilir.

Artık şu gerçek açıkça ortada. Onlar açısından önemli olan şey Kürt meselesinin çözümü değil. Kürt meselesinin istismarı üzerinden rol kesmek, geçim sağlamak ve statü elde etmek. Yani kandan beslenmek. Evlatlarının etinden ve kanından beslenen zihniyet.. Ağzı kan kokan, insanlığını kaybetmiş olanlarla yola gidilir mi? Bunun başka izahı yok..

Kürt vatandaşlarımız da bu gerçekleri daha net görüyorlar artık.


Alper TAN
22.08.2011


 

Yazarın Önceki Yazıları
ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Dava ve Sırat-ı Müstakim 08.05.2017Artık savunma yok taarruz var! 19.04.2017Bir devrimin ardından.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017Dünya alt-üst oluyor! 31.03.2017Monarşik Avrupa'ya demokrasi götüreceğiz 28.03.2017Batı medeniyetinin çöküşüne hazır olun 22.03.2017Haçlı birliğine karşı hilal birliği 15.03.2017Avrupa niçin düşmanlıkta yarışıyor? 10.03.2017Niçin "hayır" demeliyiz! İşte sebepler.. 06.03.2017Aslında "kimler rahatsız" 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017Fethullah'ı verseler ne olacak! 23.02.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.