YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
ABD dostumuz da İran düşmanımız mı?
15 Ağustos 2012 17:12

ABD’nin Ankara elçisi Francis Ricciardone, medya temsilcilerini iftara davet etti. Bizim medya üzerinden Washington’un mesajlarını iletti. ABD elçisine göre; “Beşşar Esed PKK'yı silahlandırıyor. PKK'nın Türkiye ve ABD'nin ortak düşmanı” olduğunu söylüyor. “PKK ile mücadelede Türkiye'nin yanındayız” diyor. “Biliyorsunuz ki PKK Suriye rejimiyle birlikte. Esad rejimi hep PKK'yı destekledi. Esed'in PKK'yı desteklediğinden şüphemiz yok” diye devam ediyor.

ABD elçisi en hafif ifadeyle göz boyamaya çalışıyor. Bazı gerçeklerin ise bir kısmını söylüyor diğer kısmını perdeliyor. Bir kere şunu açıkça yazalım. PKK, ABD ile Türkiye’nin ortak düşmanı değil. Türkiye’nin düşmanı. Ama derin Amerika’nın derin müttefikidir. Obama ve bazı siyasetçiler ABD’nin PKK’ya desteğini tasvip etmese bile buna engel olmaya muktedir değiller. PKK’nın beslenip büyütülerek bu günlere gelmesinde Türkiye içindeki NATO-ABD güdümlü gizli Üst Yapı ve İsrail’in desteği çok büyüktür. Bu destekler, silah, kaynak, koruma, istihbarat, eğitim, taktik ve strateji gibi çok geniş alanlarda sağlanmıştır.

Irak savaşı vesilesiyle oluşturulan Çekiç Güç zamanında ABD helikopterlerinin PKK’ya açık destek verdikleri bu gün herkesin malumudur. PKK’nın kullandığı silahların hatırı sayılır bir kısmının ABD menşeli olduğunu hatırlatmaya gerek var mı? İsterseniz ABD istihbarat kuruluşlarının PKK’yla bilgi ve istihbarat paylaştıklarını da unutmadığımızı bildirelim. Son yıllarda Ortadoğu’da ve diğer İslam coğrafyasında hızla pozisyon ve itibar kaybeden ABD’nin kendi menfaatleri gereği Türkiye’ye daha anlayışlı davranmaya başlaması Derin ABD’nin neler yaptığını bize unutturamaz.

ABD elçisi, “Suriye’de tampon ya da uçuşa yasak bölge gibi konular kavramsal olarak konuşması kolay gerçekleştirmesi zor şeyler. Sadece hukuki değil ciddi pratik engeller var” diyor. “Bu tampon bölge ile ilgili hukuki meseleler Irak ve Libya ile karşılaştırılıyor” diye devam ediyor. Ayrıca da Suriye konusunda Rusya ve Çin’in itirazlarını gerekçe olarak gösteriyor. Bu hikayelere inanmak isteyenler inanabilirler. Ama büyükelçiye şunu sormak gerekir. Afganistan ve Irak’ı işgal ettiğiniz sırada Çin ve Rusya sizi teşvik mi etmişti? Bu iki ülkeyi Çin ve Rusya’nın desteği ile mi işgal etmiştiniz de Suriye konusunda onların vetosunu bahane ediyorsunuz.

Sakın ha Suriye’ye ABD müdahalesini istediğim anlaşılmasın. Şahsen böyle bir müdahaleye şiddetle karşıyım. Hatta böyle bir ihtimal doğarsa Ankara’nın buna engel olmasını isterim. Ancak ABD’nin ikiyüzlülüğüne dikkatleri çekmek istiyorum. Çünkü görünenin aksine derin Amerika Beşşar Esad’ın devrilmesi için değil, hükümranlığının uzaması için alttan alta çalışıyor. Bu konuda İsrail ile de ortak hareket ediyorlar.

Ricciardone’nin son konuşmalarına bakarsanız “İran Suriye'deki olaylarda Baas’la işbirliği içinde. İran'dan Suriye'ye silah gönderiliyor.” İran, Suriye rejimini desteklediğini zaten gizlemiyor. Bu da İran açısından büyük bir hata ve çifte standart. Ancak Suriye rejimini İsrail de gizlice destekliyor. Acaba İran’ın Suriye’ye silah sevk ettiğini bilen ABD, İsrail’in de Baas’ı desteklediğini bilmiyor mu? Bilmemesi mümkün değil. O halde neden Suriye konusunda Tahran’ı hedef gösterirken Telaviv’den hiç söz edilmiyor?

Mesela İsrail Baas’ın kalmasını mı ister yoksa devrilmesini ve Suriye muhalefetinin yönetime gelmesini mi? Sizce İsrail burnunun dibinde bir rejim değişikliği süreci yaşanırken tarafsız kalıp bekle-gör siyaseti mi izliyor? Buna ihtimal veren var mı? O halde neden hiç kimse Baas’ın ardındaki İsrail desteğine vurgu yapmıyor?

Suriye konusundaki yanlış siyasetinden yola çıkarak bizi, komşumuz İran ile karşı karşıya getirmek isteyenlerin şuna cevap vermeleri gerekir. Trablusgarb’da, Birinci Dünya Savaşı’nda, İstiklal Savaşı’nda yıllarca savaştığımız İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar şimdi dostumuz ve müttefikimiz oldu da yaklaşık 400 yıldan beri aramızda bir savaş olmayan İran en azılı düşmanımız mı oldu? 1944’den beri Türkiye’yi sömürge gibi yöneten, halkımıza karşı sayısız darbe ve müdahalelere destek veren, gencecik yüz binlerce çocukların hayatlarının kararmasına sebep olan ABD dostumuz oldu da İran mı düşmanımız haline geldi?

Suriye ve PKK konusunda İsrail’e toz kondurmayan ulusalcıların ve bazı muhafazakar kesimlerin İran karşıtlığına sarılmaları acaba ne anlama geliyor? Buradan nereye varmak istiyorlar?

ABD elçisi, Ergenekoncuların ve darbe yapanlar ve darbe teşebbüsünde bulunanların yargılandığı davalar nedeniyle “ifade özgürlüğü” ihlalini dile getirmiş. “Bu ülkede düşünce suçu olmamalıdır. Kimse söyledikleri nedeniyle demir parmaklıklar arkasında olmamalıdır” demiş. Yani ifade özgürlüğü kılıfı altında darbecilerin yargılanmasını eleştiriyor. Keşke bu cici Amerikalılar Türkiye’yi kendileri yönettikleri dönemlerde başörtüsü nedeniyle üniversiteye alınmayan kızların durumunun düzeltilmesini de sağlasalardı.

Francis Ricciardone, keşke ABD’nin önde gelen medya şirketlerinden Walt Disney’de Imane Boudlal adlı Müslüman kadının başörtüsü ile çalışmak istediği için işten atılmasının ifade veya inanç özgürlüğü ihlaline girip girmediğine de cevap verseydi.

Kısacası büyükelçi maval okuyor. Söylediklerinin aksine PKK ile mücadelede de Suriye’de Baas yönetiminin devrilmesinde de samimi bir destek vermiyorlar. Sadece durumu idare ediyorlar. Gerisi yalan..

Alper TAN

15.08.2012

 

 

Yazarın Önceki Yazıları
Batı medeniyetinin çöküşüne hazır olun 22.03.2017Haçlı birliğine karşı hilal birliği 15.03.2017Avrupa niçin düşmanlıkta yarışıyor? 10.03.2017Niçin "hayır" demeliyiz! İşte sebepler.. 06.03.2017Aslında "kimler rahatsız" 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017Fethullah'ı verseler ne olacak! 23.02.2017Bu sistemin ne zararı vardı da değiştiriyoruz? 15.02.2017ABD'nin dinci siyaseti tutar mı? 12.02.2017Sandığa giderken dünyada neler oluyor? 09.02.2017Donald Trump'a teşekkür mektubu 31.01.2017ABD gizli belgesi ve Reina saldırısı! 17.01.2017ABD, NATO, Terör ve Cuma Hutbesi! 02.01.2017Batı Savaşı Kaybetti. İstese de İç Savaş Çıkartamaz! 30.12.2016Suriye'de kimlerle savaşıyoruz? 27.12.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.